Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Ocak '07

 
Kategori
Okullar
Okunma Sayısı
548
 

Onlar daha çocuk

Onlar daha çocuk
 

Manisa’lı annenin giden ceza evi arabasının ardından haykırışı kulaklarımdan silinmiyor. O resim anılarımda duruyor.

Köklü bir okulumuzun tuvaletinde görüntülenen resimleri izlerken ben de sessizce haykırdım “ Onlar daha çocuk!... ”

Bu çocukları, bu duruma nasıl düşürdük. Ne yaptık da bizim çocuklarımız eğlence aracı olarak uyuşturucuyu kendilerine seçtiler.

Betonlaşan dünyalarında güneşi görmemeleri için ne gerektiyse yaptık. Ağaçları kestik, yeşili görmesinler, kuş seslerini dinlemesinler diye… Gölleri, akarsuları kuruttuk, doğayı sevmesinler diye… Bir üniversite sınavları icat ettik, öğrenmesinler ezberlesinler diye… Tırtıldan kelebek çıkışını göstermediğimiz gibi, güneşin doğuşunu ve batışın bile göstermedik.

Soru sordular; “Senin aklın ermez” diye tersledik. Bizimle zaman geçirmek istediler, bizim onlarla geçirecek zamanımız olmadı. Sokaklarda tehlike olduğunu söyleyerek arkadaşlarıyla oynamalarını engelledik. Sürekli koruduğumuzu zannettik. Tek başına dünyanın en iyi çocukları olan çocuklarımızı bir arada oldukları zaman canavarlaştırdık. Tüm bunlar olurken suçu hep birilerinin üzerine attık.

Nerede Milli Eğitim Bakanlığı, öğretmenler diye söylenip durduk.

Bu çocuklar bizden cep telefonu, bilgisayar, marka giysiler istediler “ aman çocuğum kimsenin çocuğundan aşağı olmasın ” dedik. Verdik.

Sevgi istediler, anlayış istediler, paylaşım istediler ve sordular “Bizi Duyuyor musunuz?”

Vaktimiz yoktu onları duymadık ve istediklerini görmedik. Sevgisiz kalsınlar ama en iyi okullarda okusunlar istedik. Biz sıkıntı çektik onlar çekmesinler istedik. İyi yapmadık, onları bir kez olsun bile dinlemedik.

Yılar önce İstanbul’ un iyi okullarından birinde görev yapıyordum, başarısız bir öğrencimin annesi geldi, konuşuyoruz ve başarısızlığının nedenlerini araştırıyoruz. Anneye sordum: “ Çocuğunuz evde ne yapıyor? Çalışma koşulları nasıl? ” diye. Anne; “ Vallahi her dediğini yapıyorum. Kendisine ait bir odası, televizyonu, bilgisayarı, cep telefonu her şeyi var. Bir dediğini iki etmiyorum. Yine de çalışmıyor. ” Ben ısrarla “ Başka neyi var? ” diye soruyorum. O ise çocuğuna sağladığı olanakları sıralıyor. Sonunda “ Bakın her olanağı tanımışsınız ama bir şeyi eksik bırakmışsınız sevgiyi ve paylaşımı, çocuğunuz onun için doyumsuz olmuş. Lütfen bu olanakları bir yana bırakın çocuğunuza kendinizden olanı verin. Ona zaman ayırın ve sevginizi paylaşın ” Anne üzülerek gitti. Birkaç gün sonra öğrencim geldi; “ Öğretmenim siz annemle ne konuştunuz da benim başarım arttı? Diye sordu. Ben de “ Senin onu çok sevdiğini ve üzülmesini istemeyeceğini ” söyledim. Güldü ve uzaklaştı.

Emin olun bu çocukların hepsi bir pırlanta, bir gizli hazine, onlarla sevgimizi paylaşalım ve çok önemli olduklarını hissettirelim.

Beraber kırlara koşalım ve top oynayalım onlarla… Çimenlerin üstünde yuvarlanalım, çiçekleri, böcekleri keşfetmelerini sağlayalım. Doğanın melodisini dinleyelim birlikte… Kızmayalım onlara, her şeyden önemlisi sevelim onları…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çok güzel yazmışsınız Müyesser öğretmenim. Bunun örneklerini ben de çevremde oldukça sık görüyorum. Ama nedense büyüklerimiz bazı şeyleri kabullenmiyorlar. Haklılar, o uyuşturucu görüntülerini görünce ben de nereye gidiyor bu ülke diye bir düşündüm. Ve özel bir okulda böyle birşey olmasına pek de şaşırmadım doğrusu... Ama emin olun bir o kadar da bilinçli bir nesil de geliyor. Herşey hep bu şekilde olmayacak, emin olun...

Benan 
 21.01.2007 12:48
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 222
Toplam yorum
: 475
Toplam mesaj
: 117
Ort. okunma sayısı
: 1317
Kayıt tarihi
: 22.07.06
 
 

Matematik öğretmeniyim. Liselerde okutulan MEB Talim Terbiye Kurulundan onaylı matematik ders kit..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster