Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Mart '18

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
2293
 

Osmanlıda İki Bilim Adamının Katli

Osmanlıda İki Bilim Adamının Katli
 

Osmanlı ve Bilim


Osmanlılarda pozitif bilimlere karşı belirgin bir ilginin olmadığını biliyoruz. İstanbul’u fetheden Fatih Sultan Mehmet ise dogmatik bir dindar değildi. Fatih padişah olduktan sonra Osmanlıda bilim ve kültür etkinliklerinde birden artış olmuştu Eleştiriye eğilimi vardı, sözlü tartışmaları izlemekten hoşlanıyordu. Fatihin zamanında çeşitli bilginler, hatta felsefeciler, İstanbul’da toplanmıştı. Fatih Caminin yanında kurulan medreselerde, iyi bir eğitim ve öğretim hayatı göze çarpıyordu. Tanınmış astronom Ali Kuşçu, Semerkand’dan İstanbul’a gelmişti. Bu dönemin bilginlerinden Tokatlı Molla Lütfi Sinan Paşa’nın ve Ali Kuşçu’nun öğrencisi olmuş, Ali Kuşçu’dan öğrendiği matematik bilgilerini Sinan Paşa’ya aktarmış, böylece Sinan Paşa, onun aracılığı ile matematik öğrenmişti. Fatihin özel kütüphanecisi de olan Molla Lütfi, matematik ve astronomi alanında çalışıyordu. Ufku geniş bir adamdı. Taz’if‘ül Mezhab yani Kurban adak yerinin ikiye katlanması adlı kitabı en önemli eseri idi. Molla Lütfi akılcı ve eleştirici bir kişiliğe sahipti. Fatih Sultan Mehmet’le iki arkadaş gibi şakalaşırdı. Ayrıca, Molla Lütfi, çevresindeki devlet erkanına ve bilginlere şaka yaparak onları eleştirdiğinden, çoğu kimse tarafından sevilmezdi. Bu yüzden kendisini çekemeyen bağnaz ve cahillerin, kara çalmaları sonucu 2. Beyazıt zamanında Sultanahmet At meydanında idam edildi. Osmanlıda düşünceleri yüzünden idam edilen ilk bilim adamı da Molla Lütfi olmuştu. Tarihteki Molla Lütfi’nin dramı Sokrates’in dramı ile benzer kodlar taşımaktaydı.

Molla Lütfi’den sonra 17. Yüzyılda kaynaklarda Unkapanı’nda bir muayenehane açtığı da yazılan Emir Çelebi, IV. Murad döneminde hekimbaşılık yaparken Sadrazam Bayram Paşa ve Silahdar Mustafa Paşa başta olmak üzere padişahın çevresinden bazı düşmanlar kazandı. Emir Çelebi, hoşsohbet ve tatlı dilli bir kişi olup iyi satranç bilirdi; bu nedenle IV. Muradın danışmanları arasında yer almıştı. Emir Çelebi ayrıca ince zevkli olarak tanınıyordu ona göre hekimler anatomi bilmeli, hayvan ve insan cesetleri üzerinde araştırma yapmalıydı. Bu düşünceler Osmanlı tıbbında “deneyim” kavramının gündeme gelmesi açısından önemliydi.

Emir Çelebi, özellikle Enmuzecü’t-tıb adlı kitabıyla ün kazanmıştı. Kaptanı derya Receb Paşa adına yazdığı bu eserin önsözünde eskileri aynen almanın hatalı olduğunu yazmaktaydı. Silâhdar Mustafa Paşa’nın Hassa hekimliğine tayin etmek istediği bir yakınına karşı çıkması üzerine padişaha afyon kullandığı ihbar edildi. Bunun üzerine IV. Murad, bir satranç maçı sırasında Emir Çelebi’ye fazla miktarda afyon yutturarak ve panzehir almasının fayda etmeyeceği derecede oyunu uzatarak onu ölümle cezalandırdı.

Osmanlıda idam edilen iki bilim adamından sonra üç bilim adamının idamı ile de karşılaşıyoruz. İlk ikisi; Kabız-ı Acemi ve Hamza Bali’dir. Bu iki bilgin din konusunda farklı, değişik düşünceler taşıdıklarından ve özgür düşünceleri olduğundan, zındıklıkla suçlanarak idam edildiler. İdam edilen üçüncü ve daha önemli kişi müderris (ders veren, profesör) Nadajh Sarı Abdurrahman’dır. Bu hoca, evrenin sonsuzluğunu, doğa yasalarının üstünde yasa olmadığını savunuyordu. O da dinsizlik ve zındıklıkla suçlanarak idam edilmişti.

Osmanlıda, medreselerdeki göreceli nitelikli eğitim sistemi bozulmuş, bilimin ve rasyonel aklın yerini cahillik, hoşgörünün yerini zorbalık, liyakatin yerini ise yetersizlik almıştı. Koçi bey ünlü risalesinde “Menasıb-ı İlmiye şefaatle verilmek murat değildir.” Yani hocalık, hatıra gönüle verilecek bir şey değildir diye yazmış, Katip Çelebi de Mizan-ül Hak’da, yani “Hakların Terazisi” adlı kitabında medrese ve bilim dünyasındaki yozlaşmayı belirtmişti.

Ülkemizde Rönesanssın gecikmesi, eski İslam Bilimi geleneğinden kopulması, medrese eğitiminin niteliğinin düşmesi, bozulması, bilimin hayati bir zorunluluk haline gelmemesi, bilim ve felsefe için akılcı ve özgür bir ortamın olmaması gibi nedenler dahil olmak üzere bilim ve düşünce hayatında her şeye Padişah ve onun seçtiği Şeyhülislamın kara vermesi katılığı yaşama damgasını vurmuştu.

Osmanlıda, aklın konusu olan bilim ve felsefe, inanç konusu olan din karşısında hep yenilgiye uğratılmış, bu durum topluma kabul ettirilmiş, gerçek bilim adamları da asılıp gitmişti.

Tarihte ve günümüzde; özgürlük ve eleştiriyi zincire vuran toplumlarda ne akıl ne de bilim gelişmiştir.

Nizamettin Biber

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hiçlik boşluk yaratmaz ama kutsal olanı ortadan kaldırırsan orada doldurulması gereken bir boşluk oluşur. Kutsalın yerini de ya yeni, başka bir kutsal alır ya da bilim. Emin olun doğanın işleyişi böyledir. Selamlar

Matilla 
 17.03.2018 10:47
Cevap :
Hiçlik boşluk yaratır ama doğa boşluk kaldırmaz tüm boşluklar zaman içerisinde derhal doldurulur, kutsalın yeri kutsala doğanın yeri de doğaya aittir. Ama nihai sözü bilim söyler, eminim Mustafa bey, (tam da bilim ne değildir diye bir kitap okuma sürecime denk geldi.) selamlar.  17.03.2018 21:40
 

Her ne olursa olsun bir şeylerin yüceltildiği ve kutsandığı toplumlarda bilim gelişemez. Selamlar

Matilla 
 15.03.2018 13:56
Cevap :
Ya da aşağılandığı hiçe sayıldığı toplumlar, selamlar.  16.03.2018 8:35
 

Bilime değer vermeyen toplumların sonu ne yazık ki hep hazin olmuştur. Ders olması dileğimle diyeceğim de kimsenin ders almaya niyeti yok. Herkes alim her konuda...Selamlar, mutlu kalın.

Ayşegül HAYVAR 
 14.03.2018 15:51
Cevap :
Bilim, akılla ilişkili olmayan toplumlar rasyonellikten uzaklaşıyor. Dolayısı ile de refah toplumu olamıyorlar. Ders almak mı hep ders veren taraftayız. Çok teşekkür ederim. selamlar, sağlıkla mutlulukla kalın.   15.03.2018 9:08
 

İbretle okudum bu millet nasıl ilerlesin ya...

Kerim Korkut 
 13.03.2018 17:13
Cevap :
Tarihsel perspektife bakıldığında milletin kodlarında ilerleme aşısı yok, selamlar  14.03.2018 8:47
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 883
Toplam yorum
: 3748
Toplam mesaj
: 86
Ort. okunma sayısı
: 2677
Kayıt tarihi
: 06.06.12
 
 

Yeni dünya düzensizliğinde insan olmaya çalışan ve okuyarak ne kadar cahil olduğunu gören, olayla..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster