Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Mart '12

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
119152
 

Padişahların erkek yakınlarını katledişi ve kafeste yaşayan şehzadeler

Padişahların erkek yakınlarını katledişi ve kafeste yaşayan şehzadeler
 

Sultan III. Mehmet


Osmanlı yönetimi ile ilgili güçlü bir yanlış ve eksik bilgilendirme var. Tarih gerektiği gibi öğretilmediği için, yanlış bilgilerle yanlış yapılanmalar ortaya çıkıyor. Şimdi yaşayan ve uzun bir sürgün döneminden sonra Türkiye’ye dönen üyelerini eleştirimin dışında tutarım. Burada onlarla ilgilenmiyorum. Zaten onların kan bağından başka yaşananlarla bir ilgileri yoktur. Ancak o zamanlarda yaşananlar, bugün neden Cumhuriyetle yönetildiğimizin sebepleri arasındadır.

Yeni moda olarak bu konulardan söz edildiğinde karşılık olarak ‘gençlerin geçmişle olan bağlarının koparılması” iddiası öne sürülüyor. Aksine, bu gibi yazılar ile geçmişle bağın kurulması, neden bugünlere geldiğimizin anlaşılmasını sağlayacaktır. Hep övünmekle bir yere varılmaz. Nerelerden geçtiğimizi de, yapılan yanlışları da görmek gerekir. Geçmişle ancak böyle barışabiliriz.

Osmanlı Devletinin ilk zamanlarında padişah çocukları arasında birbirini öldürme gibi bir olay yoktu. Devletin kurulması ve genişlemeye başlamasından itibaren iktidar savaşı da başlamıştır. Padişahlığın el değiştirmesinde soyun erkek üyeleri söz konusu olduğu için iktidar savaşı da bunlar arasında geçmiştir. Bugün Suudi Arabistan gibi bir ülkenin bile başarabildiği bir şeyi Osmanlı Devleti başaramıyor ve padişahlık tahtı paylaşılamıyordu. Şehzade katlinin listesi ve olayla çok uzun olduğu için buraya ancak bir özet yapmakla yetiniyorum. Bu dönem kuruluş 1299’dan 1603’e kadar 304 yıl sürmüştür.

Kardeş, amca, baba ve oğul katliamı dönemi

1- I. Osman (1300-1324) amcası Dündar’ı öldürttü.

(Parantez içindeki tarihler padişahlık yaptığı dönemi gösterir).

2- Orhan (1324-1360) Kimseyi öldürtmedi.

3- Oğlunu öldürten ilk padişah I. Murat Hüdavendigâr’dır (1360-1389). 1385’te Kendisine karşı tahtı ele geçirmek için ayaklanan öz oğlu Savcı beyi yakalatarak idam ettirdi. Kardeşleri İbrahim ve Halil’i öldürttü.

4- Murat Hüdavendigâr’ın Kosova’da şehit edilmesinden sonra, 27 yaşındaki oğlu şehzâde Yakup, harp meydanından çağrılarak ve daha babasının ölümünü bile haber almadan Yıldırım Beyazıt’ın (1389-1402) emriyle fetva olmaksızın boğduruldu.
Yıldırım Beyazıt’ın Timur’a yenilmesi sonrası oğullarının her birinin bir yana dağılması sonucu iktidar boşluğu anlamına gelen fetret devri başlar. Oğlu Süleyman Çelebi Padişahlığını ilan etti.7 yıl 10 ay hükümranlığı sürdü. Ancak onun hükümranlığın tanımayan kardeşi Musa Çelebi’nin askerleri tarafından öldürüldü. Musa Çelebi Rumeli’de devlete 3 yıl 6 ay hükmetti. Kardeşi Mehmet Çelebi ile savaştı. Savaşı kaybetti. Yakalanarak idam edildi. Osmanlı Devleti yıkılmış ve yeniden kurulmuştur.

5- Mehmet Çelebi (1413-1421) Osmanlı devletinin ikinci kurucusu oldu. Mustafa Çelebi dışında diğer kardeşlerini öldürdü. Onu öldüremedi.
6- II. Murat (1421-1451) tahta çıktığı sıralarda, Düzmece Mustafa diye anılan biri Yıldırım Beyazıt’ın oğlu olduğunu ileri sürdü. Etrafına topladığı kişilerle ayaklandı. Tahtta hak sahibi olduğunu ileri sürdü. Ancak yakalanarak kafası uçuruldu (burası önemlidir, çünkü hanedandan öldürülenlerin hiçbirinin kanı akıtılmamıştır, hepsi boğularak öldürülmüştür). Sultan Murat’ın en küçük kardeşi Mustafa, Bizanslılardan da destek alarak hükümdarlık sevdasına kalkmıştı. İznik’e yerleşti. Üzerine gidildi, 25 günlük kuşatmadan sonra yakalanarak asıldı. Amcası Mustafa Çelebi’yi, diğer kardeşleri Mahmut ve Yusuf’u da öldürttü.
7- Sultan Murat’ın ölümünden sonra tahta Fatih Sultan Mehmet (1444-1481) çıktı. İlk iş olarak 2 yaşındaki kardeşi Ahmet’i ve Hasan’ı öldürttü. Fatih kanunnamesi’ni çıkardı. Bu kanunun meşhur maddesine göre, ‘Nizam-ı alem için şehzadeler öldürülebilir’di. Bu maddeye dayanarak tahta çıkan padişahlar ilk iş ve kendilerine tanınmış bir hak olarak kardeşlerini katletmeye başladılar. Fatih, ek olarak iki de eşini öldürttü.
8- Fatih’ten sonra II..Beyazıt (1481-1512) tahta geçtiğinde kardeşi Cem Sultan, canını kurtarıp kaçtı, fakat İtalyanların eline düştü. İtalyanlar onu padişaha karşı kullanmaya kalktılar. II. Beyazıt İtalya’ya gönderdiği berbere boğazını kestirterek öldürttü.
9- I. Selim (1512-1520)(Yavuz Sultan Selim),  babasını öldürterek tahta geçti. Kardeşleri Ahmet, Korkut, Abdullah, Şehinşah, Şahsultan, Alemşah, Mahmut ve Mehmet’i olmak üzere 8 kardeşini boğdurarak öldürttü. Bunların tüm eş ve çocuklarını da öldürttü.

10- I. Süleyman (1520-1566) (Kanuni Sultan Süleyman) oğlu Şehzâde Mustafa’yı Hürrem Sultan’dan olan oğlu Sarı Selim’in padişah olmasına imkân sağlamak amacıyla ve onun yönlendirmesiyle boğdurdu. Mustafa’nın oğlu, karısı ve tüm akrabası aynı gün öldürüldü. Ek olarak karısı Sicilyalı Rozalina’yı da öldürttü. Kanuni’nin diğer oğlu şehzâde Beyazıt da bu madde nedeniyle daha babası sağ iken isyan etmiştir. Çünkü babasının ölümünden sonra ağabeyi Sarı Selim tarafından boğdurulacağını biliyordu.

11- II. Selim (1566-1574), daha babası sağken isyan eden Beyazıt’ı Konya/Ereğli’de yendi. Beyazıt kaçıp İran’a sığındı. Ama oradan uzun pazarlıklar sonucu getirildi ve tüm ailesi ile birlikte yok edildi (1561). 4 kız, 7 erkek 11 çocuğu oldu

12- III. Murat (1574-1595), Osmanlı mülkünü devralır almaz ilk iş olarak 6 kardeşini boğdurttu. 130 cariyeden 112 çocuğu oldu. Kendilerine ve çocuklarına dokunulmayan kadınlar şunlardı: Venedikli Bafo (Safiye Sultan), Polonyalı Mona /Mihriban), Macar Ninuşka (Nazperver) Rus Olga (Şahhüban) ve Romen Meri Fahriye). Diğer kadınlardan olan çocukları doğumdan sonra anneleri ile birlikte öldürülüyorlardı. III. Murat öldüğünde, hemen o gece ondan hamile olan 10 cariye boğdurulup Sarayburnu’ndan denize atıldı.
13- III. Mehmet (1595-1603), içlerinde kundakta olan çocukların da olduğu 19 kardeşini tahta çıktığı günün gecesi öldürttü. Oğlu şehzade Murat’ı da boğdurttu. Bu son oldu.

Kardeş katlinin sonu şu şekilde geldi. III. Mehmet 1603’te 37 yaşında öldü.

14- Yerine oğlu I. Ahmet (1603-1617) geçti. Aynı gün biat töreni yapıldıktan sonra III. Mehmet’in cenazesi Ayasofya camisine götürüldü. Cenaze namazı kılınacaktı. Kalabalık toplanmıştı. Fakat oğlu 13 yaşındaki genç padişah I. Ahmet gelmemişti. Şeyhülislam, birkaç kişiyle padişahı davet etmeye gitti. İçeri girdikleri zaman padişahı iki elinin arasına başını almış düşünür buldular. Şeyhülislam’ın cenaze namazını kılmak için davetini şu sözlerle geri çevirdi.
“Taht sahibi olmak için 19 kardeşini ve bir oğlunu öldüren adam, babam da olsa katildir. Ben katil bir adamın cenazesini kılmam. Varın siz kılın ve defnedin” dedi. Kardeş katili usulünü de kaldırdı.

Osmanlı da 1389’da başlayan kardeş katliamı 1603’e kadar 214 yıl devam etti. Daha sonra tek tük şehzade katli olayı olduysa da 1700 yılından sonra 1922 yılına, saltanat kaldırılana kadar 222 yılda hiç şehzade katliamı olmadı.

http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?t=7795&start=100

http://yalantarih.blogcu.com/bilmedigimiz-osmanli-2-bolum/4213072

Bazı tarihçiler bunun devletin devamı için gerekli olduğunu savunurlar. Bana göre vahşettir. Başka bir beceriksizlik vahşi bir şekilde yoluna koyulmaktadır. Bu yüzden Osmanlı Devletinde hiçbir zaman bir aristokrasi sınıfı çoğalamamıştır. Yalnız padişah vardır.Tarih, özet olarak yazıldığında içindeki duygu ortadan yok oluyor, yalnızca birbirini takip eden kronolojik olaylar durumuna düşüyor. Burada şunu anlamak gerekir. Bizim için korkunç olan olaylar o zamanlar çok normaldi. İlk uyanan değilse de ilk yanlıştan dönen padişah I. Ahmet oldu.

Artık o döneme dönmek olanak dışıdır.

Kafes hapsi dönemi

Ancak kardeş katliamının sona ermesinden sonra, şehzadeler için  yeni bir dönem başladı: Kafes hapsi. Artık şehzadeler öldürülmüyordu ama kuş gibi kafes içinde tutuluyorlardı. Bu süre içinde çocuk sahibi olmamaları için cinsel ilişkiye girmelerine de izin verilmiyordu. Şehzade yalnızca canlı tutuluyordu o kadar. Kardeş katliamının son bulmasının başka bir nedeni daha vardı. Bütün erkekler öldürülüp hanedandan bir erkek kalınca, ve o da bir nedenle çocuk sahibi olamazsa, erken ölürse, hanedanın soyunun tükenmesi olasılığı ortaya çıkıyordu. Hanedan bu durumla birçok kez karşı karşıya kalmıştır.

Şehzadelerin bazıları kafes içinde tutularak padişahlık için yedekte bekletilmeye başladılar. Bu durumda 30-40 yıl kafes içinde yaşayıp padişah olanlar vardır. Tabi padişahların hapis oldukları süre içinde bütün psikolojik durumları alt üst oluyordu. Yıllarca hapis hayatı yaşayıp birdenbire koca bir devletin başı olmak daha da beter bir durumdu. Çünkü hiçbir zaman düzgün karar veremiyorlardı. Devleti vezirler yönetiyordu, ama padişah istediğini boğdurabiliyordu. Örneğin I. İbrahim katledilme korkusuyla kafesten çıkıp padişah olduğunu öğrendikten sonra, önünde eğilen kavuklu devlet erkânına bakarak söylediği ilk söz, “Önce hanginizi boğdurayım?” olmuştu.

Demir Kafes, tahta çıkan padişahların kardeşleri, varsa oğullarının içine konup hücre hayatı yaşadıkları özel odalardı. Yanlarında 1-2 cariye bulunur, yemekleri özel bir bölmeden verilirdi. Daha sonra padişah olan birçok veliaht burada ölümü bekleyerek zaten yarı deli bir hale geliyordu. Bunun yanı sıra ülke ve dünya olaylarından habersiz bir şekilde padişah oluyorlardı.

I. Ahmet, kardeş katlini bitirmekle birlikte, kendisi Sadrazamı Derviş Paşa’yı öldürmüş ve başını hançerle kesmiştir.

15- I. Mustafa (1617-1618) (Deli Mustafa) 3 Ay 10 gün tahtta kaldı. Deliydi. Padişah olmasının sebebi sırf Osmanlı hanedanından olmasıydı (Neden Cumhuriyetle yönetiliyoruz). Üstelik iki kez padişahlık yaptı. Başkalarının kararı ile devrildi.

16- Huylu huyundan vazgeçmiyordu. II. Osman (1617-1622) (Genç Osman), 12 yaşında padişah oldu. Kardeşi Mehmet’i öldürttü. Bir ilk yaptı ve karısı ile imam nikahı kıyarak evlendi. Reformlar yapmak istedi. Her türlü yeniliğe karşı olan yeniçeriler isyan ettiler ve bu kez kurban Genç Osman oldu. Onu çırılçıplak soyup  at üstünde İstanbul sokaklarında dolaştırdılar ve Yedikule’de ırzına geçtikten sonra öldürdüler.

Böylece yeniçerilerin de zamanı başladı. Aynı zamanda padişahın padişahlığı bırakması için artık ölmesi gerekmez oldu. Yeniçeriler gibi devletin diğer kurumlarının başındaki kişiler Padişahın ölmeden tahttan indirilmesi kararı almaya başladılar. Sadrazamlık mevki rüşvetle kazanılan bir mevki haline geldi. Parayı bastıran Sadrazam oluyordu, ama daha çok para bastıran çıkınca ömrü fazla uzun olmuyordu (Bugün neden Cumhuriyetle yönetiliyoruz).

17- IV. Murat (1623-1640) 11 yaşında padişah oldu. Kardeşleri Süleyman, Beyazıt ve Kasım’ı öldürttü. 6 Sadrazam öldürttü.

18- I. İbrahim (1640-1648) (Deli İbrahim), Şehzadelik dönemini Topkapı Sarayı’nda, demir kapılar arkasında, kafes içinde yaşayan padişahlardandır. Başkalarının kararı ile devrildi.

(Bkz. Engereğin gözündeki kamaşma, Zülfü Livaneli,)

19- IV. Mehmet (1648-1687) (Avcı Mehmet) 6 yaşında padişah oldu. Deli İbrahim’in oğluydu. 8 yaşında iken annesi Turhan Sultan, Kösem Sultan’ı boğdurttu. Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’yı Viyana yenilgisi üzerine idam ettirdi. Başkalarının kararı ile devrildi.

20- II. Süleyman (1687-1691) 39 yıl yaşadığı kafesten alınıp 46 yaşında padişah yapıldı. Deli İbrahim’in oğlu idi. Çocuğu olmadı. 4 yıllık padişahlıktan sonra öldü.

21- II. Ahmet (1691-1695) 40 yıl yaşadığı kafesten alınıp 49 yaşında padişah yapıldı. 4 yıl padişahlık yaptı. Deli İbrahim’in oğlu idi. İktidarsızdı, onun da çocuğu olmadı.

22- II. Mustafa (1695-1703) 31 yaşında padişah oldu. Öncekiler gibi bilgisizdi. Kamburdu. Zamanında sürekli sadrazamlar değiştirilip öldürülüyordu.  Başkalarının kararı ile devrildi. Birkaç ay sonra 39 yaşında öldü.

23- III. Ahmet (1703-1730) IV. Mehmet’in oğlu idi. Döneminde Lale Devri yaşandı. Patrona Halil isyanı ile devrildi. İsyan sırasında Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa ve 40 kişinin kelleleri gitti ama isyan bitmedi. Eş ve çocuklarının akıbeti bilinmiyor.

Kendisi yine kafese kapatıldı ve 6 yıl sonra öldü.

24- I. Mahmut (1730-1754) II. Mustafa’nın oğluydu. Babası gibi kamburdu. 58 yaşında öldüğünde tarihe hiç çocuğu olmadı diye kayıt düşüldü, ancak çocuğu olduğu biliniyor. Çocuklarının tümü öldürüldü.

25- III. Osman (1754-1757) 51 yıl yaşadığı kafesten çıkarılıp 56 yaşında padişah oldu. Akli dengesi yerinde değildi ve bir söylentiye göre eşcinseldi. Bu kişi koca Osmanlı İmparatorluğunun padişahı oldu ve Halife gibi dini bir sıfat da taşıyordu (Neden Cumhuriyetle yönetiliyoruz). Kadınlardan nefret ederdi. Kendisi gezinirken kadınlar duyup , kaçsın diye altın ökçeli pabuçlar giyerdi. Annesinin ikna ermesi üzerine 3 oğlu oldu. 59 yaşında aniden öldü.

26- III. Mustafa (1757-1774) 40 yıl (doğduğu andan itibaren) yaşadığı kafesten alınıp 40 yaşında padişah oldu. Yarı deli idi. III. Osman’ın bebeklerini hemen boğdurdu. Ülkeyi yıldız fallarına bakarak yönetmeye kalktı. Paraya çok düşkündü. Kürk giyilmesini yasaklıyor, kürk tüccarlarının verdiği rüşvetle yasağı kaldırıyor, vezirleri, sadrazamları öldürüp malına, mülküne el koyuyordu (Neden Cumhuriyetle yönetiliyoruz).

27- I. Abdülhamit (1774-1789) Kafesten alınıp 50 yaşında tahta çıktı. Beyin kanamasından öldü.

28- III. Selim (1789-1807) Kafesten alınıp Fransız devrimi zamanında padişah oldu. Yeniçeri Ocağını kaldırmak istedi. Nizam-ı Cedit ordusunu kurdu, ancak ayaklanma çıktı. Yine kafese kondu.

29- IV. Mustafa (1807-1808) 28 yaşında padişah oldu. Bu kez Alemdar Mustafa Paşa onu devirmeye geldi. Hanedandan yaşayan 3 erkek vardı. Bir kendisi, biri III. Selim, biri Şehzade Mahmut idi. Hemen III. Selim’i öldürtüp sarayın dışına attırdı. Ama Mahmut damdan dama atlayarak kaçmayı başardı. Alemdar onu tahttan indirdi.

Böylece şehzadelerin ve eski padişahların kafeste yaşama dönemi de sona erdi.

Artık o döneme dönmek olanak dışıdır.

Yerine Boğaz kıyısına yapılmış küçük saraylarda hapis hayatı başladı. Kafes yoktu ama şehzadeler yine hapis idiler. Farklı olarak yanlarına öğretmen verilmeye başlanmıştı. Yeni bir gelenek olarak II. Mahmut’tan doğacak erkek çocuklarla oluşan hanedanın en yaşlı üyesi sırayla padişah olmaya başladı. Bu da yeni başka bir sorun ortaya çıkaracaktı: yaşlı padişahlar. Ancak Osmanlı Devleti öyle bir dönem görecek kadar ömürlü olmadı ve 1922 yılında tarihe karıştı. En son iki padişah çok yaşlıdır.

Ekberiyet ve saray hapsi dönemi

(Ekberiyet (büyüklük) en yaşlı hanedan üyesinin padişah olmasına verilen isimdir).

30- II. .Mahmut (1808-1839) maceralı padişah oluşundan sonra IV. Mustafa’yı öldürttü. Yeniçeri Ocağı onun döneminde kaldırıldı. 17 karısı vardı. Diğer padişahların yaptığı gibi, hiçbiri Türk değildi. 14 erkek, 14 kız çocuğu oldu. Milliyetçilik ilerledi. Sadrazamlar ait oldukları milliyetlere yardım etmeye başladılar. Yani sadrazam Sırp’sa Sırplara, Arnavut’sa Arnavutlara, Rum’sa Yunanlılara yardım ediyor, bilgi sızdırıp yol gösteriyordu.

31- Abdülmecit (1839-1861) 16 yaşında padişah oldu. Tanzimat ilan edildi. İlk kez aşık olduğu bir Mısırlı kızla nikah yaptırdı. 20 karısı, 23 kız, 18 erkek çocuğu oldu. Padişah olan üç oğlundan başka (II. Abdülhamit, V. Murat, V. Mehmet Reşat) diğerlerinin akıbeti bilinmiyor.

32- Abdülaziz (1861-1871) 31 yaşında padişah oldu. Başkalarının kararı ile devrildi.

Feriye Köşküne kapatıldı. Birkaç gün sonra öldürüldü. Tarihçiler makasla bileklerini keserek intihar ettiğini yazdılar.

33- V. Murat (1876) 3 ay tahtta kaldı. Çok çabuk bir şekilde kendisini ölüm korkusu sardı. ‘Akli dengesini yitirdiği için padişahlıktan indirildi’ dense de asıl sebebin kendisini padişah yapanlara verdiği sözleri tutmaması gösterilir. Sonuç olarak o da başkalarının kararı ile devrildi. Mason olması nedeniyle tahttan indirildikten sonra 28 yıl hayata kalabilmiştir.

34- II. Abdülhamit (1876-1909) 34 yaşında tahta çıktı. 33 yıl tahtta kaldı. Devleti eskiden olduğu gibi istibdat ile yönetti. Bu dönem boyunca bütün hanedan üyeleri sıkı takip ve hapis altında tutuldular. Hiçbirinin siyasi ilişki kurmasına dünya ve çevre hakkında derin bilgi sahibi olmasına izin verilmedi. Başkalarının kararı ile devrildi. İttihad ve Terakki hareketi meclisi yeniden açtırdı ve II. Meşrutiyeti ilan ettirdi.

Artık meclislerin olmadığı  istibdat dönemlerine dönmek olanak dışıdır.

35- V. Mehmet Reşat (1909-1918) 65 yaşında padişah oldu. Osmanlı Devletinin savaşla geçen son demlerinde, İttihad ve Terakki Partisinin denetiminde ömrünü tamamladı.

36- VI. Mehmet Vahdettin (1918-1922) Osmanlının yenik çıktığı ve İstanbul’un işgal edildiği bir dönemde padişahlık yaptı. 17 Kasım’da bir İngiliz gemisi ile ülkeden kaçtı.  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

cem sultan berber tarafından boğularak değil zehirlenerek öldürülmüştür.

Dr.Selçuk Önce 
 23.02.2014 4:38
Cevap :
Bilgi için teşekkür ederim.  24.02.2014 10:31
 

Elbette osmanlıya bircok sey romadan bizanstan miras kalmıstır, asıl elestirdigim nokta sizin saltanat icindeki o zamanin gerekliligini, günümüzün barbarlıgı ole populist tarihcilikten uzak yorumunuz. Ortodoksluk konusuna gelince cok yakın alakam vardır . Muzik ve sanat konusuna gelince paganizm , ve osmanlı oncesi türkleride görmezden gelemezsiniz . Burden yazınıza kaynakları eklerseniz daha güvenilir olur.

Hikayem 
 19.12.2012 2:03
Cevap :
Serhat Bey, kısacık yazıda tonla hata yapmayı beceriyorsunuz. Ne diyeyim? Populist tarihçilik ne demektir? Günümüzün barbarlığı o zamanın gerekliliği mi idi? Yapılanlar barbarlıktı yani kabul ediyorsunuz öyle mi? Türklerin paganlığı ile benim yazdıklarımın ne alakası var? Siz hiç bir Arap mezarlığı gördünüz mü? Bizim mezarlıklarımızla bir alakası var mı? Türkler Osmanlı zamanı Müslüman olmadılar ki, Selçuklular zamanında da Müslümandılar. Sözü bu kadar yaymış olmanız Osmanlı dönemindeki gerçekleri değiştirmiyor. Padişahlar siz kabul etmeseniz de yakın erkek akrabalarını katletmiştir. III. Mehmet biri kundakta olmak üzere 18 erkek kardeşini katletmiştir. Bu gerçek hiç değişmeyecektir. Sonrakiler 40-50 yıllık ömürlerini kafeslerde geçirmişlerdir. Deli İbrahim, Deli Mustafa, V. Murat, bunlar durup dururken delirmediler. Diğerleri boşuna bilgisiz olmadılar. İşte o yüzden şimdi Padişahlıkla değil Cumhuriyetle yönetiliyoruz. Sistem yürümüyordu ve geçmişte kaldı. O günler geri gelmeyecek.   19.12.2012 13:28
 

Padişahlarla ilgili Blok yazınızı dikkatle okudum. Tamamen iktidar paylaşım telaşından süregelen bir vahşet manzumesidir bu kronoloji. Fakat Osmanlının ekonomik ve sosyal yaşamı vakıf ve lonca sistemi bugün dahi son derece liberal ve hümani st olması dolayısıyle hiç bir devletin ulaşamıyacağı (Baltık ülkelerini bir fikrim olmadığından dışarıda tutuyorum) İşlevsel ve ileri bir durumda idi. Bu sistemin iki freni Osmanlıyı ilerlemekten alıkoymuştur. Birincisi Padişahln siyasal kaygılar ile özel sermaye birikimine mani olması ve buna bağlı olarak ikinci sebeb ise loncaların kendi içine kapanmaları ve kredi destekleri olmaması nedeni ile ihracaata sıcak bakmamaları ve teknolojiyi takip edememeleridir. Benim nacizane görüşlerim böyledir. Yazınızdan dolayı sizi tebrik ederim. Mehmet Akgün

Mehmet Akgun 
 18.12.2012 23:21
Cevap :
Çok yerinde tespitleriniz. Ama bir sistemin eskimesi artık işlememesi ve yerine yeni bir sistemin gelmesi gerekliliği de bu sebeplerden çıkmaz mı? Zamanında çok da iyi çalışıyor olabilirdi, ama gelen yeni eskiyi götürüyor. Eski gitmezse işte şimdi olduğu gibi oluyor. O zaman başkaları her şeyi birden toparlayıp götürüyor. Padişahın sermayeye izin vermemesi bencilliğinin göstergesi. Yakın erkekler katledilince, örneğin Fransa'da olduğu gibi bir aristokrat sınıfı da oluşmadı. En sonunda, devlet yıkılırken biraz görüldü, o kadar. Bir de Mısır'ın ayrılması ile Mısırlı prens ve prensesler arasında. Vakıflar ise tekkeler gibi, tümüyle kendilerine bağlı insanlar yetiştiriyordu; o kişiler aracılığı ile devlet yönetiminde yetki sahibi olmak Padişahın izin verdiği ölçüde ve devletin getirilerinden yararlanmak amacını güdüyorlardı. Teşekkür ederim katkınız, bu satılrarı yazmama olanak verdiğiniz için. Saygılar.  19.12.2012 13:12
 

Ben bu kalemi kutluyorum! Muhteşem yüzyıl dizisine ecdadımız diye sahip çıkanlar okusun. Osmanlı sadece kardeş katili değil, bağrından koptuğu Türk kimliğininde düşmanı. Aynen şimdi Anayasadan Türk kimliğini çıkartmak isteyen kimliksizler gibi. Türk adı yerine Osmanlı Hanedan adını tercih etmeleri raslatı değil. Savaşa giderken Türk Milletini hatırlayanlar Osmanlı yönetiminde her zaman Devşirme Paşaları tercih etmeleri tesadüf olarak kabul edilemez. Deli Mustafa- İbrahim dönemi zaten kadınlar saltanatı olarak tarih sayfalarında yer almış ve Yolsuzluk, rüşfet, dizboyu. Elbette bizim tarihimiz! O tarihle yüzleşmek, kötü yanından ibret almak var. Bence Örnek alacak elle tutulacak bir yanı da yok.Selam ve sevgilerimle.

Necati Kavlak 
 18.12.2012 12:24
Cevap :
Necati Bey, teşekkür ederim. Bu yazıyı aynı bu düşüncelerle yazmak gereğini duymuştum. Yahya Kemal'in şiirleriyle büyüyüp işin kötü yanını göremezsek nasıl ilerleriz? Bizim atalarımız o imparatorluğu yanlış uygulamalar sonucu batırdılar. Eğer yaşanmış olaylardan bir ders çıkaramazsak, çağın gelişmelerine ayak uyduramazsak yine batarız. İşte o tarih bizim neden Cumhuriyetle yönetildiğimizin sebebidir. Geçmişe dönmek isteyenler var, yani padişahlık dönemine, öyle ise bizi yine batış bekliyor demektir. Katkınız için teşekkür ederim. Sağlıcakla kalın.  18.12.2012 17:35
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 96
Toplam yorum
: 212
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 5172
Kayıt tarihi
: 27.09.09
 
 

Antakya 1955 Doğumluyum. O.D.T.Ü. 1982 Mimarlık Fakültesi Mezunuyum. O zamandan beri firmalarda mesl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster