Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Eylül '11

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
327
 

PKK Bir Sonuçtur, Aslolan İnsan Hakları ve Demokrasidir

PKK Bir Sonuçtur, Aslolan İnsan Hakları ve Demokrasidir
 

Gökkuşağı gibi rengârenk bir toplum olabilmek


Bloğumuzun değerli kalemlerinden Cevdet Bey'in, PKK Sebep midir, Sonuç mudur? başlıklı yazıma atfen yapmış olduğu eleştiriye istinaden bir takım açıklamalar yapmam gerektiğini düşünüyorum. Öncelikle Cevdet Bey, yazıma yapmış olduğu yorumu yayınlamadığım gerekçesiyle böyle bir yazıyı yazma ihtiyacı duyduğunu ifade etmektedir ki, Cevdet Bey tarafından bana gelmiş herhangi bir yorum yoktur. Öyle sanıyorumki teknik bir takım arızalardan ötürü Cevdet Bey’in yorumu bana ulaşmadı. Bundan dolayı masum olduğumu belirtmek istiyorum.

  Konumuza gelince;

Cevdet Bey’le siyaseten pek de anlaştığımız söylenemez. Zira Cevdet Bey ve Cevdet Bey gibi düşünen çevrelerin yaşanan siyasal ve politik gelişmelerin kökünde sürekli emperyalizm olgusunu arıyor olmaları bu gün gelinen noktada ileriye doğru atılacak bir takım adımların önünü tıkadığını düşünüyorum. Tabii ki emperyalizm olgusu öyle yok sayılabilecek ve gözardı edilebilecek bir sorun değildir. Hatta ve hatta sermayenin yayılmacı halinin dünyayı ne hallere düşürdüğü ortadayken… Her nereye el atmışlarsa, Cevdet Bey’in de ifade etmiş olduğu gibi o el attıkları yeri tarumar etmişler. Kimsenin buna hayır dediği yok. İşte Ortadoğu’nun hali, işte Latin Amerika, işte Kuzey Afrika… Emperyalizm gerçeğine ilişkin bizim etmiş olduğumuz kelamlar sayfalarımızda halen yer almaktadır ama, Cevdet Bey ısrarla beni bu konuda eleştirmeye devam etmekte.

Sorunumuz Kürt Sorunu ve Kürt Sorunu bağlamında PKK’dır.

İstediğimiz nedir? Pek tabii ki insanların ölmemesi ve savaşa çığırtkan olan seslerin kısılmasıdır. Oysa ki devlet cephesi ve AKP seçimler öncesinden başlayarak sıkı bir savaş çığırtkanlığına girişmiş ve adeta ülkeyi ciddi bir kan gölüne çevirecek ifadeler kullanmaktan beri durmamışlardır. Başbakan’ın savaş korosuna Kemalistinden muhafazakârına, İslamcısından liberaline kadar bütün bir medya ve diğer çevreler tam destek vermiş ve ilginçtir, bütün bu bahsini etmeye çalıştığımız çevrelerin hiç birisi demokrasi ve insan hakları kavramlarını öne çıkarma ihtiyacı dahi duymamışlardır. Ülke içerisinde Kürtlere yönelik sıkı operasyonlar gerçekleştirilirken, sınır ötesindede hiç durmaksızın askeri operasyonlar devam etti. Bu operasyonlarda birçok sivilin öldüğü malum… Önümüzdeki günlerde kara harekâtının yapılacağı ve bölgede kalıcı bir tampon bölge oluşturulacağına dair bir takım söylemlerde medyaya yansımış durumda. Tüm bu gelişmelerin yanısıra Suriye gerçeğinide göz önünde bulundurmak gerekiyor. AKP ve AKP’nin egemen olduğu yeni devlet gücüne eşlik eden medya korosu, hep bir ağızdan adeta Suriye’yi tehdit eden mesajları dillerine dolayıp, gazete manşetlerinin süsü yaptılar. Daha geçtiğimiz günlerde Başbakan öyle bir laf etti ki evlere şenlik bir laftı. Ne demişti Başbakan “Suriye’de halk Alevi Subaylara karşı tepkili…” Başbakan’ın bu demeçlerinin altında yatan ve diline doladığı savaş türküsüne eşlik eden medya korosunun olumsuz bir Suriye imajını yaratıp, toplumun zihinine çakmak gibi bir hedefleri var. Olumsuz Suriye imgesiyle PKK’nın eylemleri arasında yerli yersiz bağlantılar kurmaya çalışmaları ve Suriye’nin PKK eylemlerine dair emirler verdiği yönünde haberlerini yayma amaçları bunun örneğidir. İçeride ise aynı AKP ve devlet bir tarafta “Kürt Açılımı” ile diğer açılımlarla ortaya çıktı ama ne olduysa oldu, açılım saçılım gibi şeyler havada kaldı. PKK yetkilileriyle görüşmeler devam ederken bir anda Öcalan’la avukatlarının görüştürülmemesi doğrultusunda Kürtlerin tahrik edilmesi, Kürtler tarafından yapılan sokak gösterilerine ilişkin devletin şiddetini arttırması, tutuklama listelerinin hazırlanmasıyla kimi Kürt çevrelerine gözdağı verilmesi aslında önümüzdeki sürece ilişkin kanlı günlerin görüntüsünü veriyordu. Siyasal iktidar bölgede “Süper valilik makamı” gibi bir uygulamayı dillendirerek bir anlamda 90’lı yıllara dönüşünde sinyallerini verdi. Tabii ki insan ister istemez rahatsızlık duyuyor. Özel Harekâtçı polislerin yeniden sahaya sürülmesi ve bu çevrelerin 1990’lı yıllarda işlediği cürümler ortadayken 1990’lı yılları bilen insanlar için vaziyet pek de iç açıcı sonuçlar doğurmayacaktır.

Eski İçişleri Bakanı ve Açılımdan Sorumlu Bakan olarak bilinen Beşir Atalay şöyle bir ifade kullanmıştı, “Yeni bir entegre stratejisinden ötürü, güvenlik tedbirlerimiz devam edecek ve güvenlikte hiçbir boşluk kalmayacak”.

Beşir Atalay’ın sözlerinden anladığımız odur ki, önümüzdeki dönem kesintisiz bir savaş dönemi olacaktır. Yani daha fazla kan dökülmesi…

Bir tarafta kesintisiz savaş süreci olacağı yönünde sıkı açıklamalar yapılırken, diğer bir tarafta son anda ortaya çıkan Devlet-PKK görüşmesinin ses kayıtlarının ortaya çıkması tam anlamıyla her şeyi ters yüz etti.

Seçim sürecinde “PKK’yla görüşmeleri ispat edemezseniz şerefsizsiniz” diyen Başbakan, son ses kayıtlarının ortalığa dökülmesiyle, her şeyi kabullenmiş görünüyor.

Devlet-PKK görüşmelerinin ortaya çıkması ve bu görüşmelerin bir defaya mahsus olmadığı ortadayken, AKP ve Başbakan’ın amacı ne olabilir? PKK’yla masaya oturulduğunun alenen tescillenmesinden sonra benim anladığım, daha fazla kan dökerek, PKK’yı şiddetle biraz daha sıkıştırmak ve bundan sonraki süreçte çözüme ilişkin devletin elini güçlendirmek…

Biz ne demişiz?

“İnsan haklarının ve demokrasinin müzakeresi mi olur?” demişiz. Aslında tuhaf olanda bu… Görüşmeleri sürdürmek ve çözüme ilişkin adımlar atmak mümkünken, yeni ölümlere kapı açmanın ne anlamı var? (Tabi bizim ki masum bir istek ve temennidir)

Sonuç mu?

Ülkenin bölünmesinin önüne geçmek, insanlarımızın ölmesini engellemek ve emperyalist planlara oyuncak olmamak için daha fazla demokrasi, daha fazla insan haklarına ihtiyacımız olduğu açık. Bölünmek mi? Eğer demokrasiyi yok sayıp, en temel insan haklarını müzakere konusu yaparsanız, emperyalizmin en güzel oyuncağı olarak bölünmenin kapısını güzel güzel aralamaya devam edersiniz ki bu güne kadar yapılanlarlada emperyalizme bir güzel oyuncak olunmuştur

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Aslolan insan haklarıdır sözüne bir itirazım yok, kaldı ki bende aynen öyle düşünüyorum ve insan haklarından ne kast edildiği açık ve net bir şekilde belli olduğu için onun "esas" olarak uyulması gerektiğini düşünüyoruz. Neticede İnsan hakları beyannamesi BM tarafından formüle edilmiş bir çok ülke tarafından da imzalanarak kabul edilmiştir. Buna karşılık demokrasinin hamasi sözlerden başka bir anlamı yoktur. Neticede altı üstü bir seçim sistemidir. Onun neden örneğin BM tarafından hukuki bir tanımı yapılmıyor? Bizim anayasamızda bile demokrasi sadece tek kelimelik bir sözcüktür. Kısacası tek kelimeden ibaret, içi boş ve hamasi söylemlerle süslenmiş bir kavramı nasıl olurda insan hakları ile bir tutup onun da "aslolduğunu" iddia ettiğinizi anlayamadım. Bana bir tane olsun evrensel bir hukuk metni gösterin ki demokrasinin tanımını yapsın Bu nedenle de herkes kendine göre demokrattır ve bu nedenle de asla "aslolamaz". O halde AKP de sapına kadar (kendince) demokrattır:) Sevgiler ve selaml

Matilla 
 22.09.2011 20:58
 

Aslında tehlike kapıya çoktan dayandı. Toplum git gide ayrışıyor.Kürtler içinde Türk düşmanlığı, Türkler içinde Kürt düşmanlığı o kadar yaygınlaştıki, çoğu yazarın aklı selim olduğu MB'da bile ne zamandır bunun örneklerini görüyoruz. Bu ayrışmanın en büyük vebali bence MHP'den çok, Medya ve CHP'nindir. AKP'nin açılımına nasıl dört bi yandan saldırdığını herkes hatırlıyordur. Hep düşünürüm, biz devlet aygıtına uzak insanlar bu tehlikeyi görüyoruz da siyasi partiler görmüyor mu? Hem sonra ne oldu da AKP ve PKK çözümü görüşmeler yani siyaset yerine tekrar savaşta aramaya karar kıldılar? İlginçtir, basına yansıyan MİT-PKK görüşmeleri bile toplumda ters bi tepki yaratmadı. Yani vatandaşın büyük çoğunluğu bu savaşın bir an önce bitmesini istiyor. Ben Kürtlerin ezici bir çoğunluğunun bağımsızlık istemediğini, Türk halkıyla kardeşlik temelinde yaşamak istediğine olan inancımı henüz kaybetmedim. Umarım yanılmam. Bunun tersini düşünmek bile istemiyorum. Aydınlatıcı bir yazıydı.Kutluyorum.Selamlr

hazandagüzeldir 
 17.09.2011 12:56
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1509
Toplam yorum
: 3024
Toplam mesaj
: 195
Ort. okunma sayısı
: 1136
Kayıt tarihi
: 07.08.07
 
 

Yazarım... Okurum... Öğrencilik yıllarımda çok yazdım... Kompozisyon derslerinde yazdım... Duvar ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster