Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Haziran '08

 
Kategori
Doğal Hayat / Çevre
Okunma Sayısı
483
 

PLAN B 3.0’dan

PLAN B 3.0’dan
 

Heyecan verici bir başyapıt- Ted Turner


Dünya, uygarlığımızı tehdit eden çevresel eğilimleri harekete geçirdi. Fazla zamanımız yok. Çevresel eşikler aşılıyor, doğanın belirlediği süre sınırlarını ihlal ediyoruz. Süreyi doğa belirliyor ama biz saatin kendisini göremiyoruz.

Petrol Ve Gıda

Yirminci yüzyıl petrol yüzyılıydı.

1900’de 150 milyon varil petrol üretilmişti. 2000’de ise -180 kat artış ile- 28 milyar varil petrol çıkarıldı. Bu, petrolün kömürü tahtını yıkarak, dünyanın en önemli enerji kaynağı haline geldiği bir yüzyıl oldu.

Hızla artan petrol arzı, gıda üretimi, nüfus, kentleşme ve mobil yaşamda dünya genelinde büyüme yarattı. Bugün ise yarımız kentlerde oturuyoruz. Geçtiğimiz yüzyılda küresel tahıl hasadı dört kat arttı.Trenler, otomobiller ve uçaklar, insanları 20.yy başında hayal bile edemeyecekleri bir hızla uzak mesafelere taşıyınca, mobil yaşam gelişti.

Bugün petrole dayalı bir uygarlığız; üretimi yakın zamanda azalmaya başlayacak olan bir kaynağa bağımlı bir uygarlık… 1981’den bu yana çıkarılan petrolün miktarı, yeni keşfedilen petrol kaynaklarındaki miktarı giderek daha fazla geride bırakıyor. 2006 yılında dünyada 31 milyar varil petrol çıkarıldı ama 9 milyar varilden daha az yeni petrol kaynağı bulundu.

Keşfedilen standart petrol rezervlerinin toplamı yaklaşık 2 trilyon varil ve bugüne kadar 1 trilyon varili çıkarıldı. Sadece bu rakamlara baktığımızda önemli bir noktayı gözden kaçırıyoruz. İlk 1 trilyon varil, kolay petroldü ; kıyıda ya da kıyılara yakın bölgelerde bulunan petrol; yüzeye yakın olan ve büyük rezervuarlarda bulunan petrol; dost canlısı, güvenli ve konuksever yerlerdeki petrol.

Rezervlerin diğer yarısı ise, zor petrol. Kıyıların uzağında ya da çok derinlerde gömülü olan petrol, küçük, bulunması zor rezervuarlarda biriken petrol, dostluk göstermeyen, siyasi açıdan tehlikeli, riskli bölgelerdeki petrol.

Çok uzaklara olmayan bir gelecekte, dünya petrol üretimi zirveye ulaşacak ve sonra düşmeye başlayacak. Bu olduğu zaman, adeta bir deprem yaşayacağız.

Petrol ile gıda” arasında, onlarca yıldır yavaş yavaş gelişmekte olan köklü bir değişime tanıklık ediyoruz.

1950 – 1972 arasında dünya piyasalarında 1 kile buğday karşılığında 1varil petrol alınabiliyordu. Her iki ürünün de fiyatı şaşırtıcı şekilde sabitti. ( 1 kile buğday = 1 varil petrol = ortalama 2 dolar)

O yıllardan bu yana petrol fiyatları arttı. 2007 sonlarında, buğday fiyatlarında yaşanan artışa rağmen, 1 varil petrolün fiyatı 8 kile buğdaya eşittir.

Tarımsal analistler, petrol fiyatlarında yaşanacak artışın gıda üretimi maliyetleri üzerinde yaratacağı etkiden uzun süre kaygı duyuyorlardı ama bugün aradaki fiyat farkı o kadar büyük ki, ABD , tahıl otomobil yakıtına dönüştürmeye başladı. Petrolün varil fiyatı 60 ABD dolarını aştığı zaman bu işlem çok karlı oluyordu. 2006 ‘da ABD’deki tahıl hasadının tahminen yüzde 16’sı motorlu taşıt yakıtına dönüştürüldü. 2008 hasadında bu oran yüzde 30’a yaklaşabilir.

Gıda ve enerji ekonomileri birbirine karışmaya başladıkça, aralarındaki çizgi bulanıklaşıyor. Bunun sonucunda, dünya genelinde tahıl fiyatları yükselerek, petrol fiyatına yaklaşıyor.

Bir malın gıda cinsinden değeri, yakıt cinsinden değerinden azsa, piyasa bu malı mutlaka enerji ekonomisine aktaracaktır.

Besindeki Petrol Yoğunluğu Modern tarım büyük ölçüde fosil yakıt kullanımına bağımlı. - Traktörlerin çoğu benzin ya da dizelle; sulama pompaları dizel, doğal gaz, kömürden elde edilen elektrik ile çalışıyor.

- Suni gübre üretimi de enerji – yoğun bir süreç. Dünya kentleştikçe, suni gübre talebi artıyor.

- Sulama; Dünya genelinde yer altı su seviyeleri düştükçe daha fazla enerjiye ihtiyaç duyuluyor.

- ABD gıda ekonomisi, İngiltere’nin toplam ekonomisi kadar enerji kullanıyor.

- Nakliye veya besin milleri; Gıda sisteminde çiftçiden tüketiciye ürünlerin ulaştırılabilmesi için harcanan yüzde 14 oranında enerji, gıda üretiminde kullanılan enerjinin üçte ikisine eşit. Taze meyve ve sebzeler havayoluyla uzak noktalara gönderilmesi de yeni bir uygulama.

- Gıda sistemindeki enerji tüketiminin tahminen yüzde 16’sı da, yiyecekleri dondurma, konserveleme ve kurutma işlemlerinde tüketiliyor.

- Ambalajlama; Gıda sisteminde kullanılan enerjinin yüzde 7’si ambalajlardan kaynaklanıyor. Hatta ambalajlarda kullanılan enerjinin, o paketin içindeki besini üretmekte kullanılan enerjiden fazla olması hiç de şaşırtıcı değil.Bir analistin belirttiği gibi, “ markette satılan boş bir kahvaltılık gevrek kutusunun maliyeti, dolu bir kutununkine neredeyse eşit”

- Besin zincirinin en fazla enerji tüketen aşamalarından birisi de mutfak. Evde yemek yapmakta ve bunları soğutmakta kullanılan enerji miktarı, malzemeleri üretmekte kullanılandan daha fazla.

- Gıda sistemindeki en büyük enerji tüketicisi traktör değil, mutfaktaki buzdolapları. Gıda sisteminin üretimi aşamasında petrol hakimken, tüketim aşamasında elektrik hakim.

Değişen Gıda Tablosu

- Kürsel tahıl hasadı 1950’den bu yana 3 kattan fazla aratarak 639 milyon tondan 2 milyar tona çıktı. En hızlı artış, hasadın iki kat fazlalaştığı 1950 -1973 yılları arasında yaşandı. Bu 23 yıl içinde çiftçiler tahıl hasadını, tarımın başlangıcından 1950 yılına kadar geçen 11.000 yıl içindeki toplam miktarına eşitlendi. Bunun nedeni, çiftçilerin vadiden vadiye ve en sonunda kıtadan kıtaya giderek ekili alanların genişlemesinden, toprak verimliliğinin arttırılmasından ve büyük ölçüde petrolden kaynaklanıyordu.

- 20 yy. ortalarında tarımsal yerleşimlerin büyük bölümünün yok olmasıyla, dünya tarımında keskin bir dönüm noktası yaşandı. 1984’ten sonra dünya nüfus artışının gerisinde kaldı.1984’te 341 kg. ile tepe noktasına ulaştı. 2006’da ise 302 kg.’ a düştü.

- Kişi başı tahıl miktarında yüzde 12’lik azalmanın dünyada açlığı önemli ölçüde artırması beklenir ama öyle olmadı. Dünyadaki aç insan sayısı 1950 - 1984 arasında büyük bir azalma gösterdi. 1990’larda ise yeniden artmaya başladı.

- Kişi başına düşen tahıl üretimindeki azalma otomatik olarak açlığın artmasına yol açmadı, çünkü; soya fasulyesi hasadında müthiş bir yükselme kaydedildi. 1984’te 68 milyon ton soya üretimi, 2007 yılında 222 milyon tona ulaştı. Bu sayede kişi başı tahıl azalsa bile, küresel beslenme biçimi gelişti.

- Fakat sonuç olarak, dünya besin tablosu “üç büyük” tahılın (buğday, mısır, pirinç) yaygınlaşmasına bağımlı durumda. Son sekiz yılın yedisinde, dünya tahıl üretimi tüketiminden daha az oldu ve küresel tahıl hasılat bakiyesi, son 34 yılın en düşük seviyesine indi.

- Son 50 yıl içinde sulanan arazilerin artmasına karşın, içinde bulunduğumuz yüzyılda, kuyuların kuruması ve kısıtlı su kaynaklarının kentlere yönlendirilmesi sonucunda “sulama kaynakları” azalmaya başladı.

- Geçmişte gıda ve enerji ekonomileri birbirinden ayrıydı. Fakat tahıldan yakıt elde etmek için çok sayıda etanol tesisinin inşa edilmesiyle, bu iki ekonomi birleşti. Petrol fiyatı 120 ABD dolara çıkarsa, tahılda bunu takip edecektir. Artık tahıl fiyatı, petrol fiyatına endeksli.

- Dünya genelindeki 860 milyon otomobil sahibi ile, en yoksul durumdaki 2 milyar insan arasındaki rekabet, daha önce insanlığın yaşamadığı bir durum.Dünya birden bire, benzeri görülmemiş bir ahlaki ve siyasi sorunla karşı karşıya kaldı. “Tahılı otomobilleri çalıştırmak için mi, yoksa insanları beslemek için mi kullanmalıyız?” Piyasalar, “Haydi, otomobillere yakıt üretelim” diyor.

- Tahıllardan otomobil yakıtı üretip, gıda fiyatlarını arttırmanın bir anlamı yok ama çorak bölgelerde de yetişebilecek hızla büyüyen ağaçlardan, samandan, çayır otlarının karışımından ya da başka selülozik malzemelerden yakıt üretmek mümkün.

- Bir seçenek “jatrofa” denen bitki. Çorak arazilerde, kuraklığa dayanıklı, bakım gerektirmeyen ve ortalama ömrü 50 yıl olan, suni gübre yada su ihtiyacı olmayan , 1.2 m. boyunda çalı bitkisinin golf topu büyüklüğündeki meyvelerinin çekirdeğindeki yağ, biyodizele dönüştürülebilir.

- Petrol tüketimini azaltmanın planlarını yapan ülke neredeyse yok. Pek çok analist ve lider, ” Yerkürenin yakıt göstergesinin yanıp sönen kırmızı ışığından habersiz”

- Modern kentler de petrol çağının ürünlerinden birisi. Geçtiğimiz yüzyılda nüfusu 1 milyon olan sadece birkaç kent vardı, bugün sayıları 400 ‘ü aşıyor.20 mega kentte ise, nüfus 10 milyonu aşıyor.

- Kentlerin metabolizması; büyük miktarda “ gıda, su ve malzemeyi ” tek noktada yoğunlaştırmaya ve oluşan çöp ile insan atıklarını çevreye dağıtmaya bağımlı. Bunu yapabilmek için çok fazla enerji gerekiyor.


- Banliyöler işe gidip gelenlerin oluşturduğu bir trafik yarattı.ABD’de, iş ile ev arsında gidip gelenler 1 saatte yakın otomobil kullanıyor.

- Gıda sektörü bu durumdan iki şekilde etkilenecek. Artan üretim ve nakliye maliyetleri ile gıda ürünleri daha pahalı olacak. İnsanların yemek yeme alışkanlıkları, yerli ürünlere ve mevsime uygun besinlere göre değişecek.

- Havacılıkta en büyük maliyet yakıt olduğu için, jet yakıtlarının fiyatları artınca, havayoluyla yapılan yolcu ve yük taşımacılığı sıkıntıya girecek. Sektördekiler önümüzdeki 10 yılda, yıllık yüzde 5 büyüme tahmin etseler de bu pek mümkün görünmüyor. Ucuz bilet yakında tarihe karışabilir.

Dünyadaki petrol üretiminin tepe noktaya ulaşması şu zor soruları gündeme getiriyor:

1- Dünyadaki nüfus artışı, petrol üretimindeki sürekli azalmayla başa çıkabilecek mi?

2- Azalan petrol arzı ülkeler arasında nasıl paylaşılacak; piyasa aracılığıyla mı? Savaşla mı?

Çöken Devletler

Geçtiğimiz yüzyılda ikinci yarısında azalan dünya açlığı, yeni yüzyılın başında tersine dönmeye başladı.

BM Dünya Gıda Programı’nın ( WFP ) Başkanı J. Morris, Şubat 2007’de, “ <ı>Her gün 18 bin çocuk açlık ya da açlıkla ilgili sorunlar nedeniyle ölüyor”.

Açlığı ölçmenin pek çok yolu var.

FAO ve WFP’nin her yıl birlikte yayınladıkları ekin ve gıda koşullarını değerlendirme raporunda, Mayıs 2007’de listede, toplam nüfusu 763 milyona ulaşan 33 ülke vardı. Bunların 17’si, iç savaş ve ihtilaf nedeniyle gıda yardımına ihtiyaç duyuyordu. Bu ülkelerin çoğu ( Afganistan, Burundi, Fildişi Sahili, Demokratik Kongo Cum., Gine, Pakistan, Somali, Sudan, ve Zimbabwe ) çökmekte olan ülkeler listesinde ilk 20 içinde yer alıyor.

Ortak nokta, siyasi istikrarsızlık ve gıda güvenliği çoğunlukla bir arada görülüyor.

SONUÇ :

İnsanlar için gıdaya alternatif bir ürün bulunmamasına karşın, gıdaya dayalı yakıtların alternatifleri var.

Kaynak: Lester R. Brown Plan B.- 3.0 “Uygarlığı Kurtarmak İçin Harekete Geçmek” TEMA Vakfı Yayınları no: 55

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 272
Toplam yorum
: 141
Toplam mesaj
: 42
Ort. okunma sayısı
: 727
Kayıt tarihi
: 13.10.07
 
 

1959 Sinop Bektaşağa Köyü doğumluyum. Yaşamda, anlaşılacak bir şeyi olanlara ve bunu öğreti yapan..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster