Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Temmuz '10

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
348
 

Ruhsal ve fiziksel hastalara her yerde müdahale

Ruhsal ve fiziksel hastalara her yerde müdahale
 

Herhangi bir yerde otururken, ya da yolda yürürken, karşınızdaki bir insandan rahatsız olduğunuzu anlarsınız. O rahatsız olduğunuz kişi aslında size olumsuz herhangi bir davranışta bulunmamıştır. Fakat yine de sizi rahatsız eden bir yapısı vardır.

Suçlu insan ya da suça yatkın insan yüz hatlarından ve beden dilinden kendisini ele veriyor. Yani, bir insanın suratına baktığınız da "Bu insan suç işler" diyebiliyorsunuz. Bu suçun niteliği de "İnsan öldürmekten" başlayıp, hırsızlığıa, gaspcılığa vs vs gibi hemen bütün suçları kapsıyor.

Bunu ben mi söylüyorum?

Evet, bunu ben hep iddia ettim de, dillendirmesek de birçoğumuz aynı şekilde düşünmüşüzdür. Sonunda bilim insanları da buna karar verdi ve bilimsel olarak benim gibi düşünenlerin haklı olduğu ortaya çıktı. Yani, insanın yüz şekli, yüz çizgileri, bakışları o insanın suça yatkın olup olmadığını ele veriyor.

Düşünün, herhengi bir yerde aynı ortamı paylaştığınız bir insanın az sonra olay çıkaracağını tahmin ediyorsunuz. Nitekim tahmininizde yanılmıyor ve az sonra o kişi kavgaya başlayıp ortalığı karıştırıyor.

İyi de bizim gibi sıradan insanların anladığı böyle bir davranış bozukluklarını ruh hastalıkları eğitimi almış psikologlar görmez mi?

Bazı bedensel hastalıklar dışımıza vurur. Yere düşmeden herhangi bir hastaya "Siz rahatsızsınız yardımcı olabilir miyim?" diye soran tıp eğitimi almış bir doktora rastladınız mı? Ben rastlamadım. Oysa, karşımdaki insanın hasta olduğunu benim gibi sıradan insanlar bile anlıyor. O hasta kişi ancak yere düşüp bayılacak falan da aynı ortamda bulunan biri çıkacak "Ben doktorum bir dakika" deyip hastaya müdahale edecek. İyi de hasta olduğunu anladığı bir kişiye, doktor doğrudan müdahale edemiz mi? Elbette bu müdahale paldır-küldür cerrahi operasyon falan değil. Fakat, hasta olan kişinin ne gibi rahatsızlığı olduğunu sorgulayacak ve o kişiyi bir hastaneye sevk edecek müdahele yapması mümkün değil mi?

Hepimiz biliyoruz, hasta başvurmadıkça "Sen hastasın" diye hiç kimse apar-topar hastaneye de yatırılamaz. (Bulaşıcı hastalıklar taşıyan hastalar hariç.) Benim dediğim, bir psikoloğun ya da bir tıp doktorunun hasta olduğunu anladığı kişiyi ikna ederek onu bir sağlık kuruluşuna müracaat etmesine ikna etmektir.

Bu durumda ne olur?

Birçok hastalığın önlemi hastalık ilerlemeden ve eğer bulaşıcı ise henüz etrafa bulaşmadan alınacaktır ve büyük ihtimalle birçok canın kurtulması mümkün olacaktır. Psikologların erken müdahalesi ise belki de önemli suçların azalmasına neden olacaktır. Bütün bu erken müdahale ve uyarılar ise devletin sağlık harcamalarını oldukça azaltacaktır. Çünkü, hastalıklar ilerlemeden daha başında önlenecektir. Örneğin bakınız, şu sigara yasakları bizlerin temiz hava soluması için mi düşünüldü? Hayır! Sigaradan kaynaklanan hastalıklara harcanan para, sigara üretim ve satışından elde edilen paradan çok daha fazla olduğu için böyle bir karar alındı.

Şu yaptığım öneri bilmiyorum dünyanın başka ülkelerinde uygulanıyor mu? Eğer uygulanmıyorsa Türkiye'nin buna örnek olamasını isterim. Yani, kısaca her yerde hasta taraması. Çünkü, bugün artık insan yüzüne ve bedenine bakarak bir insanı tanıma çok kolaydır. Gözlerimiz her ne kadar rontgen cihazı değilse de, özellikle tıp biliminin her alanında alınan eğitim karşımızdaki insanın bedensel ve ruhsal sağlık durumunun analizi konusunda ip ucları vermektedir.

Şimdi, bütün soygun, gasp, hırsızlık, cinayet, katliam, terör suçlularının fotoğraflarını internet sitenizden ya da gazetenizin üçüncü sayfasından yeniden inceleyin. Bakın, onların suç işleyemeye yatkın olduklarını nasıl anlayacaksınız. Fakat, burada da bir sorun var. O da çok temiz yüzlü insanların da bazen suç işlediklerinin gözlemlenmesidir. Fakat, onlar suçu kendilerine bir "meslek" olarak görmeyenlerdir. Ya kaza ile bir suça bulaşmışlardır, ya da anlık bir bunalım sonucu suç işlemişlerdir. Bir daha başka suç işlemezler.

Bence, suça yatkın olan insanlar, psikologlar tarafından nerede olursa olsun ikna yoluyla inceleme altına alınmalıdır. Farkına vardırılmadan yapılan sorgudan sonra, doktor tarafından "Aşırı tehlikeli" bulunan kişiler ise, güvenlik yardımıyla bir hastaneye yatırıp, ruhsal tedaviden geçirilmelidir.

Bir de ve elbette unutulmaması gereken araştırmanın, vatandaşların ruh yapısını bozan nedenlerin ne olduğu ve bunların ortadan kaldırılmasıdır. İşsizlik mi, pahalılık mı, umursamazlık mı, insanı insan yerine koymamak mı, herkes çalıyor ben de çalayım düşüncesi mi? daha birçok neden sayılabilir. Bu nedenlerin de düzeltilmesi gerekir.

İşte bütün bunlardan sonra sağlıklı bir topluma kavuşuruz. Sağlıklı bir toplum sağlıklı bireylerden meydana geleceğini hepimiz biliyorz. Sağlıklı toplum ise üretimde de, tüketimde de, eğlencede de, gülmede de, ağlamada da kısaca yaşamda da büyük başarılar elde eder ve mutlu kişilerle, mutlu yarınlar dizayn eder.

Aksi durumda ne terör durur, ne hırsızlık, ne cinayet, ne gasp... Kısaca bütün suç biçimleri her gün yeni bir eleman bulur kendisine. Karamsar bireyler karamsar toplumlar yaratır.

Türkiye gibi ülkelerde bu nedenle durmuyor suçlular. Bu nedenle bu ülkelerin hapishaneleri tıklım tıklım dolu.

Fakat, tanısı ve tedavisi çok zor olan bir hastalık var ki o da bulundukları konumdan yararlanarak emanete hıyanet edip zimmetine para geçirenlerdir. Onu anlamak için de hesap uzmanı falan olmaya gerek yok: Servet artışının nedensizliğine bakacaksınız. Nedensiz servet artışı "emanete hıyanet" hastalığının ve suçunun en belirgin tanısıdır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Haklısınızda çok zor bir konu. izlenme rekorları kıran "Kurtlar vadisi" ve "Aşkı memnu" bizim nasıl bir kronik vaka olduğumuzu ortayakoyuyor. Saygı ve selamlar...

izmirli doksanyedi 
 05.07.2010 13:13
Cevap :
Hem de ne vak'a? Bakın, Bihter için gıyabi cenaze namazı bile kılınacaktı. Bilmem kılındı mı? Türkiye gibi her gün yeni sorunlarla karşılaşan bir ülkede yaşayan bizlere Allah akıl sağlığı versin. Sanıyorum dizilere bu kadar bağımlı olmamazın nedeni de bu. Hem sorunlardan kurtuluyoruz hem de yaşamak istediğimiz hayatı o dizilerde buluyoruz. Ama, dizi bitince de o diziyi olumsuz eleştiriyoruz. Evet evet, tedavi şart! (Saygılar sevgiler)  05.07.2010 17:58
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 278
Toplam yorum
: 681
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 3132
Kayıt tarihi
: 26.05.07
 
 

İstanbul'un Kadıköy ilçesinde doğdum. Bir daha da Kadıköy'den ayrılmadım. İstanbul Üniversitesi, Ede..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster