Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Haziran '07

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
411
 

Saçak altı

Saçak altı
 

Yağmur yağarken sığındığı saçağın altında bir yandan buluşma saatinin gelmesini bekliyor; bir yandan da düşünüyordu; "acaba şemsiyeyi açıp ıslanmayı göze alıp buluşacağımız noktaya gitsem mi yoksa beklesem mi?" Yanından geçip dükkana girenlere ve çıkanlara aldırmaksızın duvara yaslanmış sağnak yağmurun ıslattığı yola bakıyordu.

Genelde cesurdu gerçi. En azından kendisini geri çekmeyecek kadar. Ama gene de aptal cesaretine de sahip değildi. Körü körüne yağmura girip kendisini ıslatamazdı. Beklemeyi seçmek en mantıklısıydı. Peki beklemeyi çekilmez hale getiren etrafındaki hareketli kitle... Belki bir kısmı birbirine duvara yaslanmış bu yalnızın kim olduğunu soruyordu. Belki bir kısmı ise hayatında daha evvel hiç dükkan girişinde o duvara omzundan dayanmış birini görmemiş gibi garip garip bakarak geçiyordu. Garipti çünkü sanki yağmur sadece bu yalnızı ıslatacakmış diğerlerini ıslatmıyormuş gibi davranıyordu insanlar. Sıkıcıydılar ayrıyeten. Çünkü onun kadar mantıklı davranmıyorlardı. Yağmurda hala dükkanda çıkıp ıslanmayı göze alıyorlardı. Oysa sağnak yağıyordu. Belki on dakika sonra geçecekti. Ama insanlar etraflarındakilere göz atıp sonra ıslak sokağa dalmayı yeğliyordu.

Tamam kendisi de dünyanın en mantıklısı değildi ama en azından ne yapılması gerektiğini biliyordu. En azından o sokağa şimdi çıkmaması gerektiğini biliyordu. Onun da acelesi vardı. Buluşma vakti yaklaşıyor ve yağmur hafiflemiyordu. Gene de çevresindeki sıkıcı kalabalıkla aynı tavrı sergilemiyordu. Hayır kendisini farklı veya akıllı da hissetmiyordu. Çevresindekileri aceleci ve göstermelik buluyordu. Islanarak sağlıklarını neden riske ediyorlardı ki? Kendilerini bekleyen bir sevdikleri vardı ona mı yetişmek çabasındaydılar. Öyleyse belki anlayabilirdi ama bu kadar insanın hepsi kendisi kadar şanslı olamazdı. Ayrıca öyle bir durumda bile sağlıklarını riske etmek yerine beklemek gene en mantıklısı değil miydi? Sevdiği ile zaman geçirecekse bunu heralde sağlıklı bir benlik ile yapmak en iyisi olurdu. O zaman ıslanıp sağlıklarını tehlikeye atmakta göstermelikti.

"Gerçekten kaç kişi seviyordur acaba?" diye düşündü. Kendisinden kuşku duymuyordu. Çevresi kuşkulu görünüyordu. Kaçı gerçekten seviyordur. İsteyerek ve sadece "o" olduğu için. Yoksa sadece yalnız kalmamak için kendilerini iyi hissetmek için mi seviyorlardı. Sonra da özündeki eksikliği kapatmak için olabildiğine göstermelik davranıyorlardı? Hangi kar-zarar ilişkisi sonrası sevgilerini sevdiklerine kendilerini inandırmışlardı acaba? Sahte gülüşlerle hiç hoşlarına gitmeyen hareketlerine göz yummuşlardı.

"Ben böyle değilim" diye düşündü. "1500 km buraya sırf onun gözlerine birkaç saat bakabilmek için geldim." Yağmur buluşmalarına az kala hızını kesti. Şemsiyesini açtı. Islak sokakta tek başına yürüdüğünü farkedip sahtekarlara gülümsereyek gerçek ile yüzleşmeye gitti. Elbette ıslandı biraz... :)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sonrasında üşütüp hasta olacaksam bile, sağanak yağmurda ıslanmanın -kendini kaybetmenin- keyfini (pardon mantıksızlığını), sevdiğinin gözlerinde -sağlıklı- bir şekilde kaybolmaya kat be kat tercih ederim doğrusu! Hatta ben sevdiğimi arar, sağanak bitmeden gelmesini söylerdim: O muhteşemliği beraber yaşamak, doğanın muiczesine beraber ortak olup, gerekiyorsa beraber hasta olmak için! Çok şey kaçırmışsın be arkadaşım:-) Sevgilerimle...

habişş 
 24.08.2007 15:26
Cevap :
:) vallahi 1500km yol gelip de hastalanamazdim :) kacan balik buyuk olurmus ama sanirim ;)  24.08.2007 16:33
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 5
Toplam yorum
: 8
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 537
Kayıt tarihi
: 23.06.07
 
 

5-6 yıl üniversitede okudum. Mühendis oldum. İlgi alanları geliştirdim. Mesela dinlemek. Çevremdekil..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster