Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Ocak '08

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
3573
 

Sayın Ağar, hangi dava, hangi emanet!

Sayın Ağar, hangi dava, hangi emanet!
 

Milliyet İnternet gazetesinden


DP'nin Genel Başkanı Mehmet Ağar dün toplanan parti kongresinde bir konuşma yaptı ve konuşması sonunda partililere veda ederek, beklemeden salondan ayrıldı.

Ağar konuşmasında özetle; 22 Temmuz seçimlerinin AKP'ye hediye edildiğini, e-muhtıranın siyaset zeminini alt üst ettiğini, böylece AKP ve CHP'ye gün doğduğunu, hükümetin sıcak para muslukları kesilince altta kalanın canı çıksın diyeceğini, Türkiye'nin AKP fırsatçılığı ile CHP reaksiyonu arasında sıkıştığını ve siyasette emanet devrinin kapandığını, emanetin davanın ve milletin emaneti olduğunu ifade etti.

Sevgili blogger arkadaşlarım, nereden başlayacağımı bilemiyorum. Sondan başlayalım; Ağar davanın milletin emaneti olduğunu söyleyerek Menderes'ten Demirel'e, Demirel'den de Çiller'e ve nihayet kendisine gelen bir geleneğe gönderme yapıyor. Zaten partinin başkaca bir iddiası yok. Değil mi ki 22 Temmuz seçimlerinden önce son şans ve can kurtarma simiti olarak DYP olan ismini DP olarak değiştirmiştiler!

Neydi bu DP efsanesi, davası veya misyonu her neyse? Neydi ki adı bile seçim kazandıracaktı. Pardon barajı geçirtecekti! Bu muydu DP misyonu? Neydi bu gelenek?

Çok partili rejime geçişle beraber CHP'nin içinden çıkan DP milletin demokrasi, özgürlük, kalkınma ve zenginleşme umudu olmuştu. Milletimiz DP'ye iki misyon yüklemişti; demokrasi ve icraaat.

DP demokrasinin ilk göz ağrısıydı. Bu nedenle milletin gözbebeği olmuştu. Konjonktür gereği Amerika'nın da desteğiyle, başlangıçta bir yatırım hamlesi de başlatılmıştı. 1950'nin ikinci yarısından sonra ülke krize doğru sürükleniyordu. Sonunda 27 Mayıs 1960'da bir askeri darbeyle DP iktidarına son verildi.

Ve DP efsane oldu. Peki hak ediyor muydu bu efsaneyi? Yüklendiği iki misyon olan demokrasi ve icraat konularında başarılı mıydı? Bana göre kocaman bir hayır!

Demokrasinin bir nimeti olarak iktidara gelmişti. Demokrasiyi ve özgürlükleri daha çok geliştirmek için mi çalıştı? Hayır! Muhalefeti susturmak ve etkisiz hale getirip kendinin ve parti mensuplarının daha da güçlenmeleri için elinden geleni yaptı. O halde başardığı demokrasi değildi, seçimle iş başına gelen "otokrasiydi".

İcraatlarını Tüm Türkiye için mi yaptı? Evet, herkesin yararlandığı alt yapı yatırımları yapıldı, fabrikalar açıldı; ama esas itibariyle icraatlar parti mensubları için yapıldı. Parti ocağına kaydını yaptıran dümenini çeviriyordu. Demokrat zenginleri diye yeni bir sınıf ortaya çıkmıştı. Demek ki bu konuda da yaptığı icraat değildi; "partizanlık"tı.

DP yapmaması gereken bir sürü yanlışlarına rağmen yine de o üzücü sonucu yaşamamalıydı. Keşke daha çok demokrasi getirerek sorun halledilebilseydi. Yine de bu, günahlarıyla ve sevaplarıyla ilk tecrübeydi.

Geleneğin ikinci halkası AP halkası, Demirel halkası hatalardan ders çıkarmış mıydı? Demirel 60'lı yılların sonlarında "Barajlar Kralı" ydı. 60 ihtilalinin etkileri devam ediyordu. 12 Mart 1971 muhtirasıyla görevden düşürüldü. 70'li yılların sonunda Demirel'de ne demokrasi vardı ne de icraat. Seçim meydanlarında Demokrat Parti'nin devamı olduğunu söyleyerek oy alıyordu ve gerçekte de onun yolundan gidiyordu. Yani Otokrasi ve Partizanlık! 12 Eylül 1980'de duvara tosladıktan sonra 90'lı yıllarla beraber yeniden başbakanlık ve cumhurbaşkanlığı...

Menderes yaptıklarının ve yapmadıklarının hesabını canıyla vermişti ama Demirel cumhurbaşkanlığından emekli olarak hayatına devam etmektedir. 80'lerde "Konuşan Türkiye" yi savunurken 90'lı yıllarda "Susan Türkiye"yi savunuyordu!

Geleneğin üçüncü halkası Tansu Çiller, İLKSAN skandalının hemen akabinde Özal'ın ölümüyle Demirel'in cumhurbaşkanı olmasıyla görevi devralmış ve geleneksel iki misyonu daha da ileriye götürmüştür; Otakrasi ve partizanlık; bir sürü karanlık olaylar ve sonunda karşılıklı aklanma - paklanma ile seçim sandığında emekliye ayrılma. Aslında milletin sandıkta Çiller'le beraber emekliye ayırdığı bu kirli gelenekti...

Ve geleneğin dördüncü halkası Mehmet Ağar Susurluk Skandalı'nın hesabını vermiş miydi? İçişleri Bakanlığı'ndan neden istifa etmişti? Devleti koruyoruz diye devleti kendilerinin sananlar kimlerdi? Kapatılan kumarhaneleri Ege Bölgesi'nde bir yerde toplamak için kendilerince bilinen o yerdeki arazileri kapatmaya çalışanlar kimlerdi?

Bir de diyor ki; hükümet sıcak paraya mahküm! 90'lı yıllarda karanlık ilişkilerle, yolsuzluklarla Türkiye'yi borç sarmalına sokup sıcak paraya mahküm edenler kimlerdi acaba!!!

Ağar devam ediyor, davanın emaneti; güya demokrasi mücadelesi, güldürmeyin milleti. Partizanlıkla demokrasi bir arada yaşayamaz. Ve yine diyor ki; e-muhtira siyaset zeminini alt üst etti!

Günaydın sayın Ağar, siz değil miydiniz; demokraside sorunlar mahkemede halledilmez diyen, sonra da DYP ve ANAP milletvekillerinin Meclis oturumuna katılmalarına ipotek koyan ve demokrasiyi Anayasa Mahkemesi'ne gönderen. Yoksa bir sinyal mi gelmişti size derin derin bir yerlerden. Umuda mı kapılmıştınız beleş iktidar geliyor diye? Hani nerede kaldı geleneksel, kutsal demokrasi mücadeleniz? Hani bu uğurda kurbanlar vermiştiniz!

Hayır, hayır! Milleti kandıramayacaksınız artık ve kandıramadınız da... Hiç değilse kendinize bir iyilik yapın ve kendinizi de kandırmayınız. Ortada dava mava yok, misyon da yok. Menderes'i rahat bırakın...

DP'nin 4. olağanüstü büyük kongresinde, Tansu Çiller'in desteklediği iddia edilen Süleyman Soylu genel başkanlığa seçildi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Türkiye'de davadan bahsedenler genelde cumhuriyetten alacaklı gibi bahseder, parsayı öyle toplamaya kalkarlar. Bu cumhuriyet öyle büyük bir değirmenki nice parti ve kendini parti görenleri öğütmüştür. Onu yücelterek sonsuza kadar destekleyecek Atatürk evlatları ve bayrağına saygılı halkın bulunduğunu bilmek, bize güç ve kuvvet veriyor. Her şey Türkiye'miz için. Saygılarımla...

Yalnıztürk 
 08.01.2008 0:51
Cevap :
Fahrettin bey, benim kavgam büyük ideallerle; Vatan, Millet, Sakarya söylemleriyle iktidarı ele geçirip Vatan ve Millet'i unutup sadece kendileri ve parti mensupları için çalışanlarladır. Türkiye Cumuriyeti'nin kimsenin hamasetine ihtiyacı yoktur. İş başına gelenler sadece ve sadece dürüstçe çalışsınlar, başkaca bir şey yapmasınlar ve söylemesinler. Herkesin müslümanlığı veya ideolojisi kendisini ilgilendirir. Saygılarımla.  08.01.2008 11:59
 

Mehmet Ağar da bir çok siyasi gibi kendi hatalarını göremedi. 27 nisan muhtırası AKP'nin ve CHP'nin işine yaradı diyor. Kendisinin ve Erkan Mumcu' nun, meclise girmesine mani olanların çevirdiği dolapları hiç hatırlamadı. Mumcu kaç kez gel bunları millete açıklayalım dedi ama o sesini çıkarmadı. DP'nin de eleştirilecek yanları mutlaka vardır. Tam demokratik olmasa da, en azından şeflik iddiasının sona erdiği, milletin az çok karnının doyduğu, valinin; parti il, kaymakamın ilçe başkanı olmadığı bir döneme geçişti. DP hakkında bazı doğruları yazmış olmanıza rağmen, değerlendirmenizi, hala sistemin deriliklerinden nemalanan, işgal ettiği yeri bırakmamakta direnen, İnönü geleneğini her şeyin üstünde tutan zihinlerin bakış açısına benzettim. Evet DP'nin son dönemi kötüydü. Ama ihtilalin sebebi bu değildi. Hazımsızlıktı. Bunu anlamak için 22 temmuz öncesini hatırlamak yeter. Demirel'i hiç sevmem ama devleti, Ecevit'ten çok onun yönetmesi bizim için bir şans olmuştur. Saygılar.

Hüseyin Atacan 
 07.01.2008 22:53
Cevap :
Merhaba Hüseyin bey, DP döneminde yaşamadım. Demirkırat Belgeselinden gördüklerimle çevremde Demokrat zenginleri diye bana gösterilenleri birleştirdim. Bir çelişki yoktu. Ama yine de sizin yorumunuzu okuduğum dün geceden beri vicdanımla mücadele ediyorum, yazımı silmeyi bile düşündüm. Ama DP'nin devamıyız diye ortaya çıkıp onun mirasına beleşçe konanlar hakkında yazdıklarım çok az. Sayfa musait değil. Türkiye bu olmamalıydı. Üstelik müslüman kesimin oylarını da alarak bu kadar haksızlıklar ve yolsuzluklar olmamalıydı. Demokrasi iddiasında olanlar Partizanlık yapmamalıydılar. Bu bindikleri dalın kesilmesi değil miydi? Karşı tarafla ilgili söylediklerinize aynen katılıyorum. Konumuz olmadığı için değinmedim. "Cömert Paşa'nın konuşması karşısında darbeler gayr-ı-i meşru çocuk mu?" yazımı okuyabilirsiniz. Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum.  08.01.2008 11:47
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 337
Toplam yorum
: 1342
Toplam mesaj
: 70
Ort. okunma sayısı
: 3616
Kayıt tarihi
: 03.08.07
 
 

Hukukçuyum... Hukukun üstünlüğünün ve hukukçunun saygınlığının ülkemde gelişmesini ve kalıcı olma..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster