Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Şubat '14

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
337
 

Seni Seviyorum Erdoğan

Seni Seviyorum Erdoğan
 

Sevgililer ve sevgi


Biliyorum, bunu söylememden hiç hoşlanmadın. Ne zaman gözlerinin içine baksam, sana yaklaşıp sarılmaya kalksam, hiç beklemediğin bir anda gelip seni öpsem, her zamanki katılığın ve ciddiyetinle benden uzak durdun.
 
Ama seni seviyorum Erdoğan.
 
İlk karşılaşmamızda göz göze gelmesek, o güçlü öfkenin arkasında bir insan olduğunu görmesem belki birbirimizi hiç tanımamış olurduk. Sertliği, duyarsızlığı hiç sevmem. Kader deyip boyun eğmedikçe hangi kadın sever ki? Yaşamın ağır yükü, hele yaşamlarındaki erkeklerin baskıları altında ezildikçe önce bedenleri, sonra ruhları hırpalanır. Neyi sevip neyi sevmediklerini unuturlar. Daha kötüsü, bunun kimse için önemi olmadığını anlarlar. Yürekleri kurur, umutları körelir. Kaçıp kurtulmayı akıllarına bile getirmeden tüm acılara katlanırlar.
 
Dışarıdan bakınca umursamaz, tepeden bakan, epey de kaba bir görünüşün vardı. İnceliğin değerini anlamış birisi senin yanına bile yaklaşmazdı. Hele benim gibi bir kadın! Galiba benden etkilendin. Beni gördüğün anda tüm geçmişini unutup bir insan, bir kadınla yan yana geldiğinde mutlu olabilecek sıradan bir erkek olduğunu hatırladın. Seni küçümseyenleri, yaşamına sokmayanları, gücünden korktuğu halde değersiz görenleri, arkandan yontulmamış deyip alay edenleri unuttun. Bir an yalnız senin ve benim olduğum bir dünyada yeni bir yaşama başlayabileceğini hissettin.
 
Aslında seni önceden de tanıyordum. Sanırım sen de beni fark etmiştin. Okul yıllarında birkaç kez karşılaşmış, birbirimizi gördükçe selamlaşmaya başlamıştık. Kavgacılığını gördüğüm için uzak duruyordum. Yine de seni ilk gördüğümde gözlerinde beliren yumuşak bakışın hatırına seni defterimden silmemiştim. Sertliğinin altında haksızlığa duyduğun öfkenin olduğuna, sana iyi ve eşit davranıldığında eşini seven bir kuğu kadar yumuşak olabileceğine inanmıştım.
 
Bir deniz kenarında arkadaşlarının hırpaladığı genci dayak yemeyi göze alarak koruduğunu hiç unutmuyorum. Nedense insanlar farklı ve zayıf olana hep saldırıyorlar. O acımasızlar da şakalaşır gibi yaparken zavallı çocuğa adeta işkence ediyorlardı. Yanlarına gittiğinde birden korktular. Zayıfın karşısında aslan kesilenler gücün altında ilk ezilip alçalanlardır. Sana neredeyse yalvaracaklardı. Senden daha zenginlerdi, daha iyi okullarda okuyorlardı, dünyayı ve tarihi daha iyi biliyorlardı ama insan olmayı, dik durmayı öğrenememişlerdi.
 
Seninle göz göze geldiğimizde sanki içindeki iyiliği ve dürüstlüğü gördüm. Sana bağlandım. Yanına geldiğimde önce inanamadın. Sonra gurur duydun, ardından kanıksadın. Yaşamlarımız birleşince ortak bie güzellik arayacak yerde beni kendi dünyana çektin. Sana koşulsuz uymamı istedin. Hayır, başka kadınların yaşadıklarını yaşatmadın, aşağılamadın, sarsmadın, dövmedin, bedenimi acılar içinde bırakıp çaresizliğe teslim etmedin. Ama gözlerinde gördüğüm insan sen zenginleşip güçlendikçe kayboldu. Hep işlerinle uğraşman, şirketini büyütmen, ayağını kaydırmak isteyenleri tepelemen, rekabet etmeye kalkanları sahneden silmen gerekiyordu. Bu sonsuz çaba, yaşadığın gerilimler, korkuların ve öfkelerin yüzünün çizgilerine gelip yerleşti. Daha kötüsü gözlerinin içine girdi. İlk karşılaşmamızdaki insan sıcaklığını benden sonsuza dek sakladı.
 
Seni yumuşatmak için az uğraşmadım. Kadınlara daha fazla değer veren bir çevreden gelsen belki başarılı olabilirdim. Sözlerin ve genel duruşun farklı da olsa, içinde "Karının peşine mi takılacağız? Karı sözüyle iş mi yapacağız?" diyen bir düşman hep durdu. "Seni seviyorum Erdoğan" diyerek gelip sarıldığımda, yanağına bir öpücük kondurduğumda, beni kucaklayıp sarmanı umarak gözlerinin içine baktığımda o eski sıcaklığı bir daha asla göremedim. İşlerin büyüdükçe sabrın azaldı, bedenini saran soğuk taş duvar kalınlaştı. Ben de gelip sokulmaz oldum. Uzaklaştık. Sessizleştik. Daha da sertleştin. Öfken büyüdü. Hiç yapmadıklarını yapmaya başladın. Yanında çalışan güçsüz insanlara kızdın, bağırdın, onları aşağıladın, hatta dövdün. Ekmek parası için yaşadıkları çaresizlikten utanmadın. Onlar zavallılaştıkça sen daha acımasız oldun. Sana yaslanıp kendi çıkarlarını koruyarak zenginleşenlere  aldırmıyorum. Kendi halinde yaşayıp işini yapmak, karşılığında da hak ettiği kazancı almak isteyenleri sadaka veriyormuş gibi aşağılamanı, kendini onların efendisi görmeni kabul edemiyorum.
 
Belki şaşıracaksın ama ben yine de seni seviyorum Erdoğan. İçinde o eski dürüst gencin durduğuna inanmak istiyorum. Zayıfı koruyan, gücü insanlara yardım etmek için kullanmak isteyen yanının tükenmemiş olmasını umuyorum. 
 
Daha doğrusu, umuyordum.
 
Dün sevgililer gününde yaşadıklarımızdan sonra vazgeçmekten başka çarem kalmadı.
 
Akşam eve biraz erken geldiğin için benimle başbaşa olmak istediğini düşünmüştüm. Yanına geldim, sarıldım. Yanağına bir öpücük kondurdum.
 
"Sevgililer günümü kutlamak için mi eve erken geldin sevgilim?" dedim.
 
Gün içinde neler yaşadığını, nasıl kaygılar ve korkular içinde olduğunu bilmiyordum. Birden yüzümde korkunç bir ateş patladı. Bir daha, bir daha. Yere düştüm. İnanılmaz bir öfkeyle beni tekmeliyordun.
 
"Lanet olası karı, benim neler çektiğimi biliyor musun sen? Sevgililer günüymüş. Al sana sevgililer günü!" dediğini duyar gibi oldum. Kendimden geçmişim.
 
Tartıştığımız, arada kendini kaybedip istemediğin bir sertlik gösterdiğin zamanlar olmuştu. Beni hiç dövmemiştin Erdoğan. Bunu bağışlayamam. Kendimi "Onun içinde yine de eski, mert delikanlı duruyor, gençlik heyecanıyla bir saçmalık yaptı işte, bir daha yapmaz" diye kandıramam. Sen artık ne çocuk, ne delikanlı, ne de genç bir adamsın. Erkeklerin tarih boyunca çektirdiği tüm acıları sahiplenerek iyice yaşlandın. Neredeyse ölüm döşeğindesin.
 
"Seni artık hiç sevmiyorum Erdoğan!"
 
Sevgililer Günü Esintileri:
 
1. Mehmet Arat, Teşekkür ve "Yılın Son Günü" için bir randevu, http://blog.milliyet.com.tr/tesekkur-ve--yilin-son-gunu--icin-bir-randevu/Blog/?BlogNo=384210
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 72
Toplam yorum
: 18
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 245
Kayıt tarihi
: 08.01.12
 
 

1958 doğumlu. Mühendislik eğitimi aldı. Teknik alanda çalışırken kültürel konulara ilgisini sürdü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster