Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Mayıs '08

 
Kategori
Türkiye Ekonomisi
Okunma Sayısı
2429
 

Sıcak likiditenin ulusal ekonomi üzerindeki etkileri

Sıcak likiditenin ulusal ekonomi üzerindeki etkileri
 

www.tradingworldmoney.com/greencover2.jpg


KÜRESEL LİKİDİTENİN BİR BAŞKA BOYUTU

Portföy yatırımları: ( portfolio investment) gerçek ve tüzel kişilerce, faiz ve kar payı elde etme amacıyla kamu ve tüzel kurumlara ait hisse senedi ve tahvil gibi araçların alınması, satılması veya ortak olunması olarak tanımlanmaktadır.

Yabancı portföy yatırımlarının ekonomilere yaptığı etkilerin (ekonomik zararların) önceden alınan tedbirlerle, iyi analiz edilerek bertaraf edilmesi mümkündür, ancak vergisel avantajlar (vergi politikaları), özelleştirme, finansal liberalizasyon gibi yatırımcılara sağlanan avantajlar sayesinde portföy yatırımlarının doğrudan yatırıma (Direct Investment) dönüştürülmesi daha az riskli bir yaklaşım olarak kabul edilmektedir.

Bu nedenle, sermaye hareketleri içerisinde en az itibar edilen yatırım türü portföy yatırımlarıdır. Arbitraj gibi sermaye akışını özendirici faaliyetlerin gerçekleştirilmesi, geçici oluşları ve istikrar bozucu etkileri nedeniyle, ülke ekonomilerince ihtiyatla bakılan bir sermaye hareketi olarak görülmüşlerdir. Diğer taraftan Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımları ise, spekülatif etkileri olmadığından daha az zararlı bir sermaye hareketi olarak görülmüştür.

Ekonomik daralmalardan rant sağlama olarak görülen spekülasyon hareketleri, ekonomik bunalımların daha da ağırlaşmasına rol oynarlar.


Buna karşın, İnsanları kandırarak bir menkul kıymeti almaya veya satmaya sevk etmeye veya menkul kıymetin fiyatını yapay bir seviyede tutmaya yönelik davranışlar olarak görülen veya menkul kıymet piyasalarında arz ve talebin serbest bir şekilde karşı karşıya gelerek fiyatları belirlemesine yönelik sürecin kasıtlı olarak engellenmesi olarak tarif edilen manipülasyon hareketleri ise daha tehlikeli addedilmekte ve sıcak likiditenin bu yönüne dikkat çekilmektedir.

Portföy yatırımları, sıcak paraya duyulan ihtiyacın bir gereği olarak, makul görülmekte, ancak ülke piyasalarına yaptıkları ani çıkışlarla ülke ekonomisine istikrar bozucu etkileri nedeniyle, büyük zararlara neden olmaktadır.

Ülkemizde 1999 yılında istikrar programı yürürlüğe konulmasının ardından, Türkiye ekonomisi Kasım 2000 ve Şubat 2001 krizleri ile karşılaşmıştır,

Bu programda, faiz serbest bırakılırken, döviz önceden belirlenen fiyata dayalı olarak 1, 5 yıllık bir süre için sabit kur rejimine tabi tutulmuştu, yaklaşık bir yıllık bir süre içerisinde kur imkânlarının sağladığı avantajlar nedeniyle, kısa vadeli sermaye hareketleri sonucu sıcak para, açığa dayalı finansman yöntemi ile özellikle bankacılık kesiminde açık pozisyonlardan kaynaklanan mali baskının artması sonucu TL. değerlenmiş, döviz kuru üzerine oluşan baskı likidite krizini doğurmuş ve uygulana gelmekte olan istikrar programından vazgeçilmiş, döviz yükselmiş, yatırımlar durmuş, ülke ciddi bir krizle karşılaşmıştır.

Sıcak para krizinin yol açtığı devalüasyonlar nedeniyle bugün, Merkez Bankasının yüksek rezerv bulundurma gereği bu tehlikenin her hangi bir zamanda, meydana getireceği keşmekeşi bertaraf etme öngörüsüne matuf bir davranıştır.

Milletlerarası ticaretin patronu olan dev küresel şirketler, dış dünyada olduğu gibi ülkemizde de gerek doğrudan, gerekse sıcak para olarak tanımlanan portföy yatırımları ile piyasaya girip, o ülke ekonomisine büyük zararlar verdikleri, son zamanlarda sıkça tartışılan bir konu haline gelmiştir.

Uluslar arası sermaye hareketliliğinin engellenmesine yönelik her hangi bir tedbir alınmaması, hiçbir kayıt tutulmaması, bu dolaylı yatırımların diledikleri gibi, girip-çıkışlarına ortam hazırlamakta ve piyasaları kontrol altına tutmak isteyen yönetimlerin programlarını tehdit eder olmuşlardır.

Doğrudan yatırımların ılımlı ve olumlu yanına karşın, sıcak likiditenin, özelleştirmeler yoluyla ve şatın aldıkları şirketleri, istedikleri gibi parçalara bölerek, küçülme, modernize etme ve birçok gerekçelerle üretimi aşağıya çekme veya yönünü değiştirerek, istihdamı da daraltarak, elde ettiği karlarla geri çekilebilmektedir.

Oluşan kaosun veya karışıklığın, olumsuz yönleri dikkate alınarak, yönetimlerce daha yakın kontrol ve tedbirler geliştirme arayışları gün geçtikçe artmaktadır.

Diğer taraftan, sermayeye ihtiyaç duyan ülkeler açısından olaya bakıldığında, olumlu yanları da zaman zaman dile getirilmektedir. Hatta sermaye açıklarını gelen sıcak para ile karşılayan yani dış kaynak transferi yoluyla karşılayan ekonomiler açısından, mali piyasaların cazip hale gelmesine sağladığı faydanın “olumlu özellik” olarak görüldüğü ifade edilmektedir.

Ancak tedbir açısından, sıcak paranın her an çıkabileceği hesap edilerek, ülke ekonomisinin sarsılmaması açısından yüksek rezerv bulundurma zorunluluğu gerekmektedir.

Sıcak likidite ve bu paraların tahsis edildiği fonların, ülkelerin ekonomilerine kaos meydana getirme gibi hedefleri olmamakla birlikte, mali piyasalara giriş çıkışlarla, ekonomik yapıyı bozma ve kaosu tetikleme özelliği dolayısıyla, sosyal ayaklanma, ülke ekonomilerinin çökertilmesi yoluyla zaafa uğratılması açısından gerekirse bir silah olarak kullanılabilme özelliği bulunmaktadır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazdiklariniza akademik acidan eklenecek pek bir sey yok bir kac detay disinda.Soyle bir soru cevap bulabilseydi bunca akademik bilgi daha yerli yerine oturabilirdi diye dusunuyorum. Soru soyle; -Cari acigi yuksek ulkede ki"bahis turkiye"cari acigin sicak para ile karsilanma sekli dogrumudur? Sabit yabanci sermaye girislerini uretim potasina yonlendirilmesi neden mumkun olmamaktadir? Saglik ve saygiyla

Newyorker 
 21.05.2008 5:14
Cevap :
Mr.Newyorker, Cari açığın, sıcak para ile karşılanması doğru değildir, zaten giren bir para da kalmadı. Ancak, Dünya ekonomisine baktığımız zaman, örneğin; ABD, yıllarca ve hala cari açıklarını, Çın ve japonya gibi ülkelerden gelen fonları kullanmak suretiyle, ertelemek- ötelemek- yolunu tercih etmiş bir ülkedir. Ülkemiz açısından bakacak olursak, bu fonların, menşeinin bilinmemesi, istikrar bozucu etkileri, siyasi amaçlı kullanım özellikleri, uluslararası örtülü ekonomik savaşın tarafı olanlarca kullanılmaları nedenleri bilinmekle beraber, cari açığın finansmanında az da olsa kullanılmıştır. Sakıncalı bu likiditeye önlem alınması veya yakın bir kontrole tabi tutulması durumunda ve de imtiyaz verilmesi halinde, üretim potasına yönlendirilmesi mümkündür.  22.05.2008 18:46
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 130
Toplam yorum
: 133
Toplam mesaj
: 41
Ort. okunma sayısı
: 1310
Kayıt tarihi
: 29.09.07
 
 

Ali Emir KARAALİ, 1961 Rize Doğumlu, 1978 Rize Lisesi Mezunu, (1988)T.C. Anodolu Üniversitesi   '..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster