Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Kasım '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
244
 

Sınırlar...

Sınırlar...
 

Kuşatılmış sınırların içinde yaşamak ve direnmek!! Ve neye direndiğini bile bilmeden hemde, niye kuşatıldığını... Kuşatılmışsındır işte. Yapabileceğin pek birşey kalmamıştır artık. Hiçbiryere ait değilsindir. Öyle zamanlar olur ki, yüzüne yüzüne vurur hayat bu gerçeği. Kaçman mümkün değildir bundan. Kendini kandırmışsındır uzun zaman, ve kendini kandırmak iyi gelmiştir. Bunu bilerek, isteyerek yapmışsındır. Çünkü bu kandırmaca seni bu dünyaya yanlışlıkla geldiğin hissinden uzaklaştırmaktadır, bu dünyaya ne kadar yabancı olduğun ve ne kadar öksüz olduğun hissinden... Direnmek zorunda hissettiğin zamanlarda, sevdiklerin içindir. Yani bir çeşit adanmışlıktır bu.

Geceleri, yastığımda oluşan gölette boğulmayı istersin kimi zaman...Yaşam, kocaman, acı bir lokma olur boğazında birtürlü yutamadığın, çiğnedikçe ağzında büyüyen.

Her gece ölüp, her sabah yeniden dirilmek, ve yeniden yeniden kandırmak hayatı. Ve hergün yeniden kocaman bir boşlukla dolaşmak, dünyanın sokaklarını. En iyisi düş kurmaktır. Düşler tutar ayakta bizi, gerçekleşmiyeceğini bile bile, bıkmadan usanmadan, yeniden kurduğumuz düşler.

Ama vazgeçmek yada pes etmek yoktur seçeneklerinizin arasında. Payımıza ne düşerse onu yaşamak zorunda olduğumuzu biliriz içten içe. Kimseler öğretmez bunu. Sadece biliriz. Bunu bilmek bile yeter hergün yeniden denemeye. Bazen denemeye değer bulduğumuz bu serüven, bazende taşınması çok zor bir yük haline gelebilir. İşte böyle gelgitlerle sürdürdüğümüz yaşam, ne olduğunu anlamadan, gelip geçer. Çok geç kalmışızdır, farkında olmanın ve anlamanın, o doyulmaz zevkine. Çok geç kalmışızdır, aslında tüm evrenin bir parçası olduğumuzun güzelliğine. Çok geç kalmışızdır, her nefesin, her adımın, her 'an'ın ne kadar değerli olduğunun.

Artık, geç kalmadığımız tek birşey kalmıştır. Evrene hediye edeceğimiz tek bir şey, o da, bedenimizdir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yaşadığımız insanlara, çevreye, dünyaya karşı sorumluluklarımızın bilincine varıp gereğini yerine getirmek. Bunun için direnmek, mücadele etmek insan olmanın gereği değil mi? Bunlar değil mi yaşamı anlamlı kılan. Boşvermişlik neyin nesi o zaman.

Yapukay 
 27.11.2007 12:31
Cevap :
Bir yanlış anlamayla verilmiş yanıta, sanırım yanıt vermeliyim. Yazdıklarım kendi hissettiklerim değil. Böyle hisseden insanlara da biraz saygı duyulması gerekliliğinden yola çıkılmış, bir çeşit empati yazısı. Yeryüzünde yaşayan her canlı, yaşıyor olmaktan hoşnut olmama hakkına sahip değilmi, tıpkı yüzdeyüz hoşnut olma veya kabullenme hakkına sahip olduğu gibi. Belirtmeliyim ki, her ne olursa olsun, ve her ne yaşarsam yaşayayım, her sabah yüreğinde kuş cıvıltılarıyla uyanan biriyim. Yorumunuz için teşekkür ederim. Saygılar ve sevgiler.  27.11.2007 14:01
 

Nefes aldığımız sürece geç kaldığımızdan çok yakalayamadıklarımız kalmıştır geriye. Yıllarca bitirmelerden korkarak yaşamak, becerincede neden daha önce denemedim, yılları harcamışım demek. Çoğumuzun hayatında vardır sanırım bu. İşte o anlarda kaçırdıklarımıza değil, kaçıracaklarımıza yönelmek. Korkmadan, yılmadan... Sevgilerimle...

ROSEMOON 
 27.11.2007 10:51
Cevap :
Yorumunuza tamamen katılıyorum. Ama bir yanlış anlamaya mahal vermemek için belirtmek istedim, yazım'daki hislerin tamamı bana ait değil elbette, böyle hisseden kişileri birazcık da olsa anlamak ve kendimizi bir an bile olsa onların yerine koyabilmek için yazılmış bir yazıydı. Çünkü evren'de, herşeyin bir de öbür tarafı var. Yok sayamayız değilmi? Yorumunuz için teşekkürler. Sevgilerimle..  27.11.2007 14:08
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 36
Toplam yorum
: 31
Toplam mesaj
: 22
Ort. okunma sayısı
: 533
Kayıt tarihi
: 12.11.07
 
 

1962Tunceli doğumluyum.Lise mezunuyum. Çocukları ve okumayı çok seviyorum. Bunlara birde yazmay..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster