Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Ağustos '14

 
Kategori
Kedi Psikolojisi
Okunma Sayısı
762
 

Sokak kedisi

Sokak kedisi
 

Kedi ve yavruları


“Miyaoov!” dedi. Masada oturan insanlar hiç oralı olmadı. Yine “miyav!” dedi. Baktı oralı olan yoktu. “miyaovvv!! miyaovvv!! hoop!!! miyaov!!. Dedik yaa!” dedi.


Kedice dediği için oradakiler pek oralı olmamıştı. “Eee! böyle kapılarda miyavlamak yiyecek bir şeyler istemek zor. Çaresiz yavrularım için katlanacağım" dedi.


Sokak kedisiydi. Kendi yiyeceğini taştan çıkarırdı. Kimseye hiçbir insana kuyruk sallamaktan hoşlanmazdı. Bütün sokaklar, çöplükler onun sayılırdı.


Tabi oralarda tek başına değildi. Diğer sokak kedileri ve (insanların kedinin en büyük düşmanı zannettiği) köpekler de vardı. Ama oralarda hiç öyle kedi köpek gibi dalaşmazlardı. Her şeyi pek ala paylaşırlardı.


Bazen insanlar sokakta keskin “miyav!” sesi ve köpek havlaması duyunca onları kavga ediyor sanırdı. Hiç de öyle değil, onlar birbirleriyle hiç kavga etmezdi. Yalnızca “o senin, bu benim” derken arada bir haksızlık yapan olursa ona bağırırlardı o kadar.


Tabi insanlar bunu bilmez sokak hayvanlarını da kendileri gibi her gün “dalaşıyor” zannederdi. Halbuki gören gözlerle baksalar bir çöp bidonu içinde bir çok kedi köpeği sessizce kendi payını yerken görürlerdi.


Yani onlar ev kedisi veya kasap kedisi gibi ona buna kuyruk sallamadan pek ala kardeşçe paylaşıp, yaşamasını bilirdi.


“Ah şu yavrular olamasa” demeyeceğim. O yavrular da, onların hayata devam ettiklerinin deliliydi. Yalnız onları doyurmak için kuyruk sallarlardı o kadar.


Geçtiğimiz gün ilerdeki beyaz boyalı konağın bahçesinde çok süslü, etten “sığrınamayan” kendi gibi bir kedi görüp merakla yanına gitmişti.


Ona “hayırdır arkadaş seni bizim sokakta pek görmedim. Sen yeni mi geldin buraya?” demişti. O kedi ona küçümseyerek bakmış “ben ev kedisiyim, sen beni sokakta göremezsin” demişti.


O bu ev kedisine, böyle kibirli davranışından dolayı çok kızmıştı. Ama çok merak ettiği için sabredip onunla konuşmuştu.


O kedi söylediği gibi ev kedisiymiş. Sahibi adını “minnoş” koymuş. Ama onun hiç de öyle “minnoş” hali yoktu.


Neyse; bu ev kedisi “beni ev sahibim yedirir içirir, özel mama alır, arada süt bile içirir” deyince sokak kedisi merakla “ev sahibin kimmiş? Niye bunları sana yapıyor? Senden ne menfaati var? Etinden sütünden mi faydalanıyor?” diye hayretle sormuştu.


Çünkü ona annesi “kızım bu insanlar hayvanları evcilleştirir, sever gibi yapıp onun sütünü çalar, yumurtasını çalar; bir de utanmadan kesip mangalda pişirip yer. Gerçi buralarda bizi kesip yemezler; ama kendi arzuları için güya sevdiklerinden seni alıp beslerler sonra bıktıklarında bir de hastalanırsan, yaşlanırsan sokağa bırakıverirler. İşte o zaman sen sokağı bilmediğinden, aç kalır çok perişan olursun. Sen sen ol bu insanlardan uzak dur” diye tembih etmişti.


Onun için ev kedisine arka arkaya bu soruları sormuştu.


Ev kedisi “dur ayol ne böyle. Miyav! miyav! peş peşe sorularınla beni bunalttın. Bir kere buradaki insanlar kedi eti yemez. Sonra zaten ben kısırlaştırıldığım için sütüm de olmaz. Ben onların etrafında mırıl mırıl dolaşırım. Gençken oyunlar da çıkarıp topla, ip yumağıyla oynardım. Şimdi de kuyruk sallayıp etraflarında dolaşırım, onlarda beni besler” dedi.


Sokak kedisi “peki sen yaşlanınca veya hastalanınca ne yaparlar?” dedi. Ev kedisi “kem küm” etti, ama net bir şey söyleyemedi. Sokak kedisi ev kedisine daha fazla soru sormak istemedi.


Çünkü ev kedisinin “miyav! miyav!” diye anlattıklarını dinleyince ve “yaşlanınca veya hastalanınca seni ne yaparlar?” sorusuna cevap verirken ki çaresizliğini görünce ona çok canı acımıştı.


Ama “benim sütüm olmaz” deyişine de çok şaşmıştı. Yine sormadan edemedi. “Sütüm olmaz dedin. Senin sütün olmazsa yavrularını nasıl besliyorsun? Onları da mı insanlar besliyor?” diye biraz şaşırarak sordu.


Ev kedisi “kardeş sen çok cahil kalmışsın, kısırlaştırdım dedim ya!” diye cevap verdi.


Baktı sokak kedisi aval aval anlamamış gibi bakıyordu. Ev kedisi, sokak kedisini anlamamış zannedip açıklama yaptı. “Sahibim beni ameliyatla kısırlaştırdı. Yani benim hiç yavrum olmaz” dedi.


Aslında sokak kedisi onu çok iyi anlamıştı. Ev kedisine artık annelik zevkini tadamayacağı için çok canı acıdı.


İçinden “zavallı, sahipleri onu kendi zevkleri için en doğal yavru sevgisinden de mahrum etmiş; ama o da kabullenmiş” diye geçirdi. Sonra “İyi ki ev kedisi değilim. Gerçi yavrularımı beslemek çok zor oluyor. Onlar için kuyruk sallamak zorunda da kalıyorum. Ama olsun, onların etrafımda mırıl mırıl dolaşması, sütümü emerken verdikleri zevk her şeye değer” deyip o ev kedisinin yanından sessizce ayrılmıştı.


Şimdi aşağıda odunlukta yavruları, onun yiyecek getirmesini bekliyordu.


Tekrar “miyaov!” dedi…


Onu balkonda yemek yiyenlerin arasındaki yaşlı teyze duydu. “Bu kedi niye miyavlıyor böyle?” dedi.


Sokak kedisi sevindi “Nihayet sesimi duyurabildim” dedi.


Yaşlı teyze, kızına “aç galiba. Şunun önüne bir şeyler koy da yesin” dedi.


Bunun üzerine yaşlı teyzenin kızı elinde bir tabakla kalktı “gel pisi pisi!” diye tabağı oraya koydu.


Sokak kedisi bir tabağa bir o genç kadına baktı; “arkamdan gelin” der gibi bakıp döndü merdivenden aşağı inmeye başladı. Gözünün kuyruğuyla da kadına “geliyor mu?” diye bakıyordu.


Kadın annesine “Allah! Allah! dönüp gitti” dedi.


İhtiyar teyze “takip et bakalım” deyince, genç kadın elinde tabak sokak kedisinin arkasından yürüdü.


Kedi önde genç kadın arkada odunluğa geldiler.


O sırada yavruları da anne kediyi merak etmiş bekleşiyordu.


Genç kadın “ayy!. bunun yavruları da varmış, onlara yiyecek istemiş” dedi. Elindeki tabağı yavruların önüne boşalttı. Gitti bir kabın içinde su getirip koydu.


Sokak kedisi “mırıl mırıl” karnını doyuran yavrularına bakıyordu. Döndü genç kadına “Miyaav! çok teşekkür ederim” dedi. Tabi kedice konuştuğu için genç kadın onu anlamamıştı, ama niye “miyav!” dediğini tahmin etmişti.


Geri geldiğinde “anne bu kedi, yavrularına bir şey istemek için gelmiş. Allah seni inandırsın, ben o yiyeceği yavruların önüne koyup, su da getirince; o kedi bana teşekkür eder gibi miyav!” dedi, diye annesine anlatıyordu.


Sokak kedisi bu şekilde o ailenin, yavrularını beslemesine yardım etmelerini sağladığı için çok mutlu olmuştu ve öyle mutlu ve özgür bir sokak kedisi olarak yaşamaya devam etti.

 

 

 

Papatya Tarlası, gülsen tunçkal bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 182
Toplam yorum
: 8
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 209
Kayıt tarihi
: 12.02.13
 
 

Sanat Enstitüsü yapı bölümünden 1967 yılında Denizli'den mezun oldum. Buca Mimar Mühendislik Özel..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster