Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Kuşkayası (Turgut Erbek)

http://blog.milliyet.com.tr/kuskayasi

24 Ağustos '07

 
Kategori
Doğal Hayat / Çevre
Okunma Sayısı
4795
 

Son balık öldüğünde...

Son balık öldüğünde...
 

Resim: www.turkish-media.com/


Uzun süredir hiçbir şey yazamıyorum. Bu durgunluk zaman zaman her yazarın başına gelir. Bunun birçok nedeni var. Yorgunluk, günlük yaşamın getirdiği sıkıntılar, stres, moral bozukluğu ve en önemlisi de insanın dilini damağını kurutan bu cehennem sıcakları...

Elbirliği ile dünyamızı yaşanmaz hale getirdik, doğanın dengesini bozduk. İnsanoğlundan başka hiçbir canlı doğaya ihanet etmedi. Suların buharlaşması, kaynakların kuruması bile bizi düşündürmüyor, korkutmuyor. Beynimizi çalıştırmayı bir kenara bırakıp, akılsızlığımızı, beceriksizliğimi örtmek, insanları kandırmak için yağmur duasına çıkıyoruz. Buna kargalar bile güler. (ki güldüklerine eminim) İnsanları kandırmakta çok ustayız. Her şeyi bilir, çaresini çabucak buluruz! Zekiyiz! Bir leğende iki ayağın birden nasıl yıkanacağını bile öğrendik, bu az şey mi?

Her yıl ülkemizdeki göllere, akarsulara sürüler halinde gelen göçmen kuşlar bile gelmez oldular. Pamuk bulutların süslediği, mavi gökyüzünde “V” şeklini alarak süzülen turnaların ve yaban kazlarının görüntüleri artık yok. Ne yazık ki bizden sonra gelen kuşaklar o güzelim hayvanları göremeyecek, ruhumuzu dinlendiren o eşsiz seslerini duyamayacaklar. Göller ve akarsular kurudu. Dünyamız hızla çölleşiyor.

Çocukluğumu anımsıyorum da köyümüzün içinden taşlara çarpıp, şarkı söyler gibi akan bir çay vardı. Bunaldığımız anda çığlık çığlığa kendimizi göletlere atar, balıklarla oynaşırdık. Sevinç çığlıklarımız tepelerde yankılanarak bize geri dönerdi. Kayalıkların eteğinden, kumları kaynatarak çıkan o güzelim pınarları ne çok özlüyorum şimdi. Etrafları yemyeşil olurdu. Bin bir renkli kelebeklerin uçuşları, kulağımızı tatlı bir müzik gibi gelen arıların vızıltısı, çiçeklerin nazlı nazlı sallanışları… Gözlerimizin içine bakarak ve de keselerini şişirerek guruldayan kurbağaların sesleri… Uzun yıllardır oraları görmedim. Ama duyduğum kadarıyla o kaynakların kaybolmasıyla birlikte, çay da kurumuş. O güzelim yerleri anımsarken, gözlerimin buğulanmasına engel olamıyorum.

Hava sıcaklığı şimdiye kadar görülmemiş derecelere ulaştı. Ürettiğimiz zararlı gazlara, atıklara yenilerini ekleyerek ve de yüzlerce yıl uğraşarak sonunda ozon tabakasını delmeyi başardık! Buzullar hızla erimeye başladı. Saat başı tonlarca buzdağı eriyip suya karışıyor. Yaklaşan bu felakete ne kadar duyarlıyız acaba? Peki, bu felaketi önlemek için neler yapılıyor? Hiçbir şey... Dünyanın jandarmalığına soyunan ülke bir varil petrol için masum insanları, çocukları öldürmekle meşgul. Sözde gelişmiş ülkeler, geri kalmış ülkelerdeki önemli kaynakları ele geçirme yarışındalar. Dünya nüfusunun yarısı açlıktan ve susuzluktan telef olurken, onlar milyarlarca dolar harcayarak, kitlesel katliamlar yapmak için kimyasal silahlar üretiyorlar.

Bugünkü yazımızı, yüzlerce yıl önce yaşamış bir Kızılderili’nin sözleriyle bitirelim:

“Son balık öldüğünde, son nehir kuruduğunda, son ağaç kesildiğinde beyaz adam paranın yenmediğini anlayacak!"

Turgut Erbek / Ölçek Gazetesi


Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İnsanoğlu o kadar arsız ki, son balık bittiğinde ve beklenen son geldiğinde bile hala anlamayıp bu sondan bir kazanç elde etmek için kolları sıvyacaklardır. Tek dileğim asla sevgi bitmesin.Sevmeyi bilen can yakmaz. Yazınızı zevkle okudum, lütfen yazmaya devam.Siz gibi güçlü bir kalemi burada görmek çok güzel. Selam Olsun Adana'dan memleketiniz Kuşkayası'na....ESEN KALIN SEVGİYLE...

Portakal Çiçeği ve FISILTI 
 30.08.2007 10:28
Cevap :
Güzel yorumuzunuz için teşekkür ederim Serap Hanım. Sevginin olmadığı yerde yaşam da olmaz. Selamlar, sevgiler....  30.08.2007 12:12
 

Ne yazık ki hiç bir şey anlamayacak insan oğlu ve yok etmeye devam edecek gözü dönmüş bir katil gibi. Böylece bitirecek kendi kendini. Ve umarım dünya insansız bir başlangıç yapabilir. Yakılan ağaçlar yerine yeniden gelir, nehirler yeniden taşar ve insan denen canlı yeniden var olmaz. Böyle diyorum bana kızmayın çünkü insanların yaşadıkları yere verdikleri bunca zararı kabnul edemiyorum bir türlü. Bu nasıl bir düşünceki kıyameti kendimiz hazırlıyoruz. Kaleminize sağlık. Saygılarımla.

Kumdan Kaleler 
 29.08.2007 18:39
 

İşyerime asmıştım 1.50 ye 50 gibi boyutta bir kızılderili resmi ve bu söz yazıyordu üzerinde. Hem o günleri anımsadım hem de 10 yıl önce bile bu günler için uyaran çalışmalar yapıldığını düşündüm. Bu iyi ancak bunu umursamamamız kötü... Teşekkürler bu güzel paylaşım için.Saygılar

sedataydın 
 25.08.2007 23:54
Cevap :
Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Bizler yarını görebiliyoruz ama, görmesi gerekenler görmüyorlar. Selamlar, saygılar...  26.08.2007 2:21
 

Kızılderili ne güzel söylemiş son sözü..Yazınızın değeri okundukça anlaşılacaktır !..Çok değerli bir yazı çünkü..Sevgi ve saygılarımla..

aygoz Özlem Eryoldaş 
 25.08.2007 17:00
Cevap :
İlginize teşekkür ederim aygoz/asya selamlar, saygılar...  25.08.2007 21:08
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 72
Toplam yorum
: 327
Toplam mesaj
: 21
Ort. okunma sayısı
: 1464
Kayıt tarihi
: 23.07.06
 
 

Edebiyata ortaokul yıllarında şiirle merhaba dedim. O yıllarda şiirlerim ve yazılarım yöresel gezete..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster