Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

salih haluk reşat şentürk

http://blog.milliyet.com.tr/shr

05 Eylül '07

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
660
 

Son satır da okundu, bitti...

Son satır da okundu, bitti...
 

Bir kitap ilginizi çeker alırsınız kitapçıdaki raftan, öncelikle yazarına baktığınızı hiç sanmıyorum.
İlk etki kapağının albenisidir, daha sonra kitabın adı ve yazarı değer kazandırır kitaba, elinize alır,
kapağına söyle bir bakar, arka yüzünü çevirir,okursunuz. Kitabın içeriğini anlamaya çalışırsınız.
İlginç gelebilir size ve devam edersiniz, sayfalarını çevirirsiniz, arada yan gözle fiyatına bir bakış atarsınız.
Sonra önsöz kısmına bakarsınız, oradan da biraz okuyup kitabı ve yazarını daha iyi anlamaya çalışırsınız.
İyice ilgi alanınıza girmişse bile bazılarımız alternatif bazı kitaplara bakmaya geçeriz. Aklımız büyük bir ihtimal
ile önceki kitapta kalmıştır. Fiyatını bir kez daha kontrol eder. Kararımızı verir ve kitabımızı alırız.

Kitapçımızdan çıktığımızda keyfimiz yerindedir. Eve varır varmaz, en sevdiğimiz yere kurulup , belki bir çay/kahve
hazırlayıp okumaya başlarız. İlk satırlar, bazen son satırlar kadar zevklidir, bazen de tam tersi...
Okumaya devam ederiz, önsözde duygu ve düşünceler, kitap yazılırken yaşananlar öğrenilir. ilk sayfalar güzel gelir, konuya girmeye, kişilikleri anlamaya başlarsınız. Tüm kahramanlar yavaş yavaş yerine oturur.
Bazı kahramanlarda, kendinizi bulursunuz, kendi yaşamınızla özdeşleşmeler olur. ilk satırlar ile birlikte kendinizi
kitabın derinliklerinde bulursunuz. Ama bazen de tam tersi olur, kitap sığlaşmaya ve tek düzeliğe doğru yol alır.
Okumak için daha çok vakit ayırıp ayırmamakta içinizde bir çelişki oluşmaya başlar. Kitabınızı elinize alma sıklığı azalır,günlük sayfa okuma sayınız düşer.

İşte bir kitapla olan ilişkiniz bu boyutta dolaşıp durur.Ya sever okursunuz, doyasıya, nefes almadan satır, satır okur ve onu başucu kitabı yaparsınız. Hatta bitirir, bitirir tekrar okursunuz ve her okuduğunuzda ayrı bir tad alırsınız.
Yıllar geçse bile, her okunduğunda yeni bir şey keşfedersiniz.
Ya da; demin söz ettiğim gibi kitabınız ağır ağır okunur ve son sayfaya gelmek için zaman zaman satırları sayfaları atlamaya başlarsınız.
Ve sonunda son satırıda okursunuz. Bitti...
Kitabınız, Kütüphanenizdeki herhangi bir rafdaki yerini alır ve kısa sürede tozlanmaya başlar...

Eee, ben neden mi bunları anlattım?
Bilmem galiba hayat ve beraberliklerde buna benziyor. Kitap ve sayfa sözcükleri yerinde ben,sen, o, biz ve siz kelimeleri olsaydı. Okumak yerine de paylaşmak kelimesini koysaydık, sanırım ikili ilişkileri anlatıyor olurdum değil mi?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bence çok da iyi anlatmış olmaz bu yaklaşım insan ruhunun derinliklerinde yatan ikili ilişki arzusunu.İnsan ilişkileri canlı canlı birebir yaşanınca,emek verilince değerini katlıyor.Rafa kalkmış bir kitap gibi ertelenen unutulan bir ilişki hatırlandığında kitabı bulduğumuz tozlu rafdaki gibi olmayabilir.Can vardır o unutulmuşluklarda ,sessiz öfkeler ve sitemler vardır.Kitablara çok kez okunma şansını biz istediğimiz anda veririz ama ikili ilişkilerde o şansı hem kendimize hemde karşımızdakilere tekrar verebilip onlardan da isteyebilirmiyiz sayın yazarım?

ALEV TÜMAY 
 07.09.2007 11:26
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 136
Toplam yorum
: 194
Toplam mesaj
: 30
Ort. okunma sayısı
: 732
Kayıt tarihi
: 18.02.07
 
 

Devlet Güzel Sanatlar Akademisi mezuniyeti ve askerlik sonrasında başladığım iş hayatım aynı kuru..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster