Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Haziran '11

 
Kategori
Eğitim
 

Sözleşmeli öğretmen sorunu çözüldü mü, ertelendi mi?

Başbakan Erdoğan, "sözleşmeli personel sorununu çözeceğiz" söylemlerine yer vermeye başladığında, bu işin seçim öncesi vaad olup seçimden sonra unutulacağına ihtimal vermedim. Fakat açıkçası bu kadarını beklemiyordum. Gözlemim o ki sadece ben değil eğitim gündemini takip eden ve bu konuda yazıp çizen pek çok kişi de bu kadarını beklemiyordu.

Evet "sözleşmeli personel" sorunu çözülecekti ama ben dahil büyük bir kesim bunun bazı koşullara bağlanacağını bekliyordu. Örneğin sözleşmeli olarak atanan personelin, atandığı bölgede 3-5 yıl gibi belli bir süre görev yapması ardından kadroya geçme hakkı kazanması gibi bir koşul öngörülebilen koşullardandı. Zira sözleşmeli personel olgusunun çıkışında ülkemizin bazı bölgelerinde çalışmaya talipli memur bulunmamasından kaynaklanıyordu. Fakat itiraf etmeliyim ki, sözleşmeli personelin koşulsuz olarak kadroya geçirilmesi ve ardından Mili Eğitim Bakanlığı'nın bundan sonraki dönemde "sözleşmeli öğretmen" alınmayacağını bildirmesi tahminlerimin üzerinde bir sonuç. Demek ki seçim süreci, bazı kilitlenmiş sorunlara çok daha hızlı çözümler üretebiliyor!

Eminim ki sadece ben değil, zaman zaman bu konu üzerinden Milli Eğitim Bakanlığı ve hükümet üzerine yüklenen bazı köşe yazarları da tahminlerinin üzerinde bir sonuçla karşılaştı. Hem de tahminlerinden o kadar üzerindeki hala şoktalar! Hiçbirinde tık yok. Bu durum amaç "üzüm yemek miydi yoksa bağcıyı dövmek miydi" sorusunu akıllara getirmiyor değil...

Sorun Gerçekten Çözüldü Mü, Yoksa Ertelendi Mi?

Bence "sözleşmeli personel"in kadroya geçirilmesi neticesinde sorulabilecek en can alıcı soru, "sorun gerçekten çözüldü mü yoksa ertelendi mi?" sorusu. Bu sorunun yanıtından önce asıl sorunu tanımlamak gerek. Zira aslında sorun "sözleşmeli personel" değil, sözleşmeli personel olgusunun kaynağıdır.

Devlet bütün vatandaşına hizmet getirmekle yükümlüdür. Bunu da kendisi adına vatandaşa hizmeti ulaştıran memurlarıyla yapmaktadır. Fakat gelin görün ki, memurlarımızın ciddi bir kısmı ülkemizin oldukça geniş bazı bölgelerinde çalışmak istememekte, memur olabilmek arzusuyla bu bölgelere atansa da tayin hakkı doğar doğmaz batı kesimlere geçiş yolları araştırmakatadır. Hatta özür durumu oluşturmak için sahte evlilikler bile yapılmadı değil...

İşte bunun önüne geçmek adına "sözleşmeli personel" alımı başlayarak bazı bölgelere atanan personelin daha uzun süre o bölgede kalması sağlanmaya çalışıldı. Yani sözleşmeli personel asıl sorunun çözümüne dair bir adımdı. Fakat yanlış bir çözüm adımıydı...

İnsanlara istediğinizi yaptırmanın iki temel yöntemi vardır; ya cezalandırarak yaptırırsınız, ya da ödüllendirerek... Sözleşmeli personel uygulamasında cezalandırarak yaptırma mantığı yatmaktadır. Bu mantık, mutsuz insanlar üretmenin yanında eninde sonunda kendi direnişçisini oluşturur ve kronikleşir. Oysa ki, ödülün hemen her zaman bir taliplisi vardır.

Bu durumda sorun henüz çözülmedi, çözümü adına atılmış yanlış bir adımdan vazgeçildi, yani başlanılan yere geri dönüldü. Peki asıl sorun nasıl çözülür?

Telefonuna faturasını e-mail olarak almayı kabul etmesi halinde kendisine haftanın bir günü ücretsiz konuşma hediyesi verileceği mesajı kaç kişiye geldi. Kaç kişiye kredi kartı veya hesap ekstresini e-mail olarak almayı bildirmesi halinde 5-10 TL bonus verileceği mesajı geldi. Bugün çok ciddi bir tüketici oranı telefon faturalarını ve hesap ekstrelerini e-mail olarak alıyor.

Aslında bu kadar basit; şu şu bölgelerde çalışan öğretmene, şu kadar oranda fazla maaş verilecek deyin bakalım. Bakın o dolduramadığınız yerler boş kalıyor mu kalmıyor mu?! Nitekim benzer bir uygulama bazı memuriyetlerde geçerli ve takır takır da işliyor...

Cezalandırarak değil, ödüllendirerek çözebilirsiniz. Sahi gerçekten çözmek istiyor musunuz?

Sinan ÇAĞIRAN
www.EgitimHaberim.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ben 2010 Haziran'da sözleşmeliden kadroya geçtim.Kadro için düzenimi yerimi değiştirdim.Ama şimdi herkes düzen bozmadan kadroya geçti.Hem de adaylıkları kalktı tayin hakkı verildi.Doğuya gelmelerine gerek kalmadı,mayıs 2010da çıkan zorunlu hizmet affına dahil oldular.Ben affı 1 aydan kaybettim.2010 Haziran'da atananlar da bu affa dahil olmalıdır.

Açelya Abay 
 14.06.2011 17:41
 

Yanlış bakıyor olabilirim lakin benim penceremden baktığımda, hükümetin dolayısıyla Recep Tayyip ERDOĞAN'ın bu icraatında yanlış bir tercih yaptığına inanıyorum. Sağlıcakla Kalın...

Yorum Dükkanı 
 10.06.2011 15:13
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 157
Toplam yorum
: 488
Toplam mesaj
: 39
Ort. okunma sayısı
: 11953
Kayıt tarihi
: 22.08.06
 
 

1996-2000 Ondokuz Mayıs Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Bölümü, Psikolojik Danış..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster