Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Mayıs '08

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
366
 

Tık tık kimse var mı?

Tık tık kimse var mı?
 

Hani derler ya aşk kapıyı bir kez çalar sonra ki çalmalar aslında aşkın birkaç yüzüdür diye. Aslında bunu insanlar değilde ben diyorum şuan. Aşk gerçekten kapıyı birkez çalıyor. Tık tık kimse varmı diyor kalbi yokluyor sonrada evde biraz zaman geçiriyor sonra hadi bana müsade deyip çıkıp gidiyor. Bizde acaba o aşkmıydı yoksa aşkın başka yüzümü diyerek düşüncelere dalıyor tekrar kapımı çalarmı acaba yada o beni ararmı diye bekliyoruz.

Bir yerde aşk sabahları ekmeğin üzerine sürdüğümüz reçel yada tatlı birşeydir.Onu tadarız ve hergün yemeğe razıyızdır. Ama bir zaman sonra ondan zevk almayız çünkü artık tatı gitmiş ve bıkkınlık getirmeye başlamıştır. Kilo almaktansa boşver en iyisi biz yemeğelim bırakalım farklı şeyler deniyelim deriz. Ama o an sadece kendimizi kandırırız. Çünkü gerçek aşk ve sevgi kapımızı yada kalbimize çalıp gitmiştir ve bir zaman sonra onu özleriz ama o yoktur. Çünkü değerini kıymetini bilmemişizidir. Sonra tekrar sorular ve aklımızı kurcalayan şeyler baş göstermeye başlar.

Hani rıhtım da gemiyi beklerken yada gemiyi kaçırdığımızda keşke daha erken yada geç gelseydim bu kadar beklemez ve içimde boğulmazdım deriz ya aşk ta , ilişkide aynı şey bence. Çünkü biz kıymet deger bilmeyen insanlarız sadece gidenin arkasından ah çekmeyi biliriz, pişman olmayı bilir ve neden böyle oldu deyip kendimizi yıpratmaktan başka birşey bilmeyiz.


İlişkiler de her zaman hep şurası şöyle olsun burası düzgün olsun der sonra da kendi içimizde onun doğru insan olmadığına karar veririz. Artık belli bir yaşa gelince ise karşı cinse güvenmemeye başlar daha sık dokumaya başlarız. Ama herşey değiştiği gibi ilişkilerde değişmeye başlar ve kendimizden korkar kendimizde hata bulmaya başlarız. Sonra da hayır ben hatalı ve sorunlu değilim , karşımdaki sorunluydu ve hata onda benim kıymetimi bilmedi ben değil o kaybeder diyerek kendimizi avuturuz. Bu avutmalar nereye kadar gider kimse bilmiyor. Çünkü biz ilişki deyince artık bize öğretilen yada dayatılan ilişkileri yaşamak zorundaymışız gibi hareket ettirilmeye çalışılıyoruz. Gaza gelip bunu yapan da var gelmeyip doğru insanı bekleyen de. Belli bir noktadan sonra aşk çekip gittiği için beklemekten yorulup bende bir çılgınlık yapıp, mantığıma değil de duygularıma göre hareket edeceğim demeye başlıyoruz. Herkes yapıyor ve mutlu oluyor diyerek pempe gözlüklerle bakıyoruz belli bir noktadan sonra. Ama ne oluyor herşeyin tükendiği gibi hem hayal kırıklıyla sonlanıyor hem de onu da bitirmiş oluyoruz. Sonra da yine başaramadım , yine kıymetini bilmedim demeye başlıyoruz. Aslında ilişkiler de kimsenin hatası yok. Tek sorun bence aşırı sevgi tüketimi olmasından dolayı belli bir noktadan sonra kendimizi ve karşımızda ki kişiyi bitirmemiz ve ben bir benliğim sadece kendimi düşünürüm, ben buyum o bana uymalı diyerek hareket etmemizden kaynaklanıyor. Kısaca ben merkezci davranmamız ilişkilerin bitme noktası bence.

Uzaktan bir yel esti nerden geldiğini bilemedim. Ama o yel aslında kendi içimizdeki kendimizdir. Umarım herkes aşka sıkıca sarılır ve kaybetmekten korkmadan onun degerini bilir.

Saygılarımla

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 13
Toplam yorum
: 8
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 581
Kayıt tarihi
: 27.03.08
 
 

1981 yılında Kadirli'de doğdum. Konya Selçuk sosyoloji mezunuyum. Şuan ailemle beraber yaşıyorum. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster