Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Şubat '15

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
128
 

Toplumu sarsan cinayetler ve ardından gelen protestolar

Toplumu sarsan cinayetler ve ardından gelen protestolar
 

Hayata pembe gözlüklerle bakanlara yetki veya imkan tanırsanız her gününüz bayram, her anınız neşe ve sevinç olur. Üzüntü ve sıkıntı nedir bilmezsiniz. Aptallar ve çocuklar gibi her daim mutlu kalırsınız. Dert, keder ne varsa hepsini unutursunuz ama buna karşın sık sık toplumsal fauller yaşarsınız.

İlk anlarda bunlara şaşırsanız da pek aldırmayın, nasılsa tekrarlandıkça alışırsınız. Sonunda en absürt, en sıradışı olguları bile normal görmeye başlarsınız.

Mesela kadınların, Özgecan'ın namazı kılınırken en önde saf tutması, üzüntü bahanesiyle imamla gereksiz polemiğe girmesi, artık laik inancın bir ritüeli halini almış saygı duruşuna cenazeye alkışın da eklenmesi ilk anlarda size garip ve acayip gelebilir. Tıpkı bakanların, başbakanların yüzüne karşı yapılan hakaretleri, bunun sebep olduğu nahoş polemikleri zihninizde normalleştirdiğiniz gibi zamanla bunları da kanıksarsınız.

Aslında bu yeni moda uygulamaların ne iler tutar bir tarafı, ne de toplum düzenine bir getirisi vardır. Bildim bileli, belirli anlayıştaki insanlar toplanıp yürürler; sloganlar atarak bir şeyleri protesto ederler. Meydanlara toplanıp, hedefe koydukları kişi ya da kişilere tehditkar nutuklar savururlar. Eylemin sonunda, rahatlamış ve kendilerince büyük bir iş başarmış  (kötüleri korkutup, iyileri mutlu etmiş) olarak evlerinin yahut gitmek istedikleri yerin yolunu tutarlar.

Ancak, değişen hiç bir şey olmaz. Gene kadınlar/insanlar dövülüp öldürülür; katil ve caniler, ellerini kollarını sallayayarak icrai sanat eylemeye devam eder. İçlerinden bir Allah'ın kulu da çıkıp, "Yahu arkadaşlar! Bu işi yıllardır tekrarlıyoruz. Her olayın ardından toplanıp karanlığa küfrediyoruz ama hiç bir şeyi değiştiremiyoruz. Gelin bir de elbirlik olup mum yakmayı (toplumu aydınlatmayı, eğitmeyi) deneyelim." demiyor ve aynı minval üzere alışkanlıklar sürdürülüp gdiyor.

Gerçekten de yıllardır tekrarlanıp duran protestolar hiç bir şeyi çözmüyor, katil ve canilerin toplum ruhunda açtığı yaraya merhem de olmuyor. Sanıyorum eylemlere katılanlar da zaten yaptıklarından bir sonuç beklemiyor.  

Öyle ya, cenazeyi alkışlamanın, hanımlara arkada saf tutmalarını tavsiye eden imama karşı çıkmanın, erkeklerin elinden tabut almanın, kadına şiddeti göbek atarak protesto etmenin katil ve canilere ne gibi bir tesiri olabilir ki? Kimse bunu anlamayacak kadar aptal olamaz. Şimdi protestocular, "amaç, kamunun dikkatini çekmektir" şeklinde "çağdaş" bir savunmada bulunacaklardır. Halbuki buradaki asıl problem, devletin olaylardan haberdar olmamasında değil, yöneticilerin ailede ve okulda ahlak eğitiminden sözettiğinde protestocuların takındığı tutumdadır.

Demek istediğim,  kadına yapılan dahil, her türlü şiddete karşı duran ve bu niyetle sokaklara dökülen insanlar, eğitim ve cezalandırma konusuna gelince yan çizmektedir. Çocuğun serbest düşünmesini engelleyeceği, onun özgürlüğünü sınırlayacağı (esasında dindar olacağı) vehmiyle ahlak eğitimine karşı çıkmaktadır. Buna karşın bir de terbiye görmemiş insanlardan ahlaki davranış beklemektedir! Kendi ideolojisini evladına aktarmakta ise bir beis görmemektedir.

Atılan sloganların, taşınan pankartların, yol kesip trafiği felç etmelerin, sık sık polisle ya da vatandaşla karşı karşıya gelmelerin problem çözmeyeceğini anlamak için feriştah olmak gerekmiyor. O bir tarafa bazen, canileri protesto etmek için düzenlenen eylemler, ortamı yeni bir cinayete sebep olacak denli gerebiliyor. Buna rağmen "durmak yok, yola devam" sürüyor.

Doğrusu ben, ne bu eylemleri onaylıyorum ne de iştirak etme gibi bir iştiyak duyuyorum. Çağdaş dünyanın bize, sosyal proplemlerin çaresi diye sunduğu bu tür yolları, ilkel benlik (id) in tatmin arzusu olarak niteliyorum. Zira ben işiten, konuşan, anlayan ve fikir yürüten insanın, problemlerini sokaklara dökülerek, bağırıp çağırarak değil, tartışıp anlaşarak, eğitip öğreterek, yasalar yaparak çözebileceğini düşünüyorum.  

Eylem veya gösterilere meyilli olan kişilerin benim gibi düşünmemelerini de anlayabiliyorum. Onların, olgunun kendisiyle ne kadar alakalı oldukları konusunda bir şey diyemem. Fakat rutin dışına çıkmanın hayatlarında önemli bir yer tuttuğunu söyleyebilirim. Bu insanlar, monotonluktan, tekdüzelikten sıkılırlar. Hayatlarına renk ve hareket katan bir şeyler olmasını isterler. Her hangi bir şey, mesela bir eylem onlar için iyi bir fırsattır. Yani protesto, dışarıdan bakıldığında yüce bir amaca hizmet ediyormuş gibi görünse de esası itibariyle, katılımcıları tatmin edip rahatlamaktan öte bir işlev görmemektedir.

Burada konunun anlaşılmasına yardımcı olur ümidiyle Özgecan cinayeti protestosunda atılan slogan ve taşınan pankartlardan birer örnek sunmak istiyorum:

Sloganda, "Özgecanın hesabı sorulacaktır!" deniyor, pankartta da "Kadınların fıtratında yanarak ölmek yok!" yazıyor.

Gerçekten ben de gerek Özgecan'ı öldüren caninin, gerekse diğer cinayetleri işleyen katillerin en ağır biçimde cezalandırılmasını istiyorum. Fakat her cinayetin ardından, başına farklı bir isim konularak tekrarlanan bu slogan, acaba bugüne kadar hangi cinayetin hesabının sorulmasını sağlamıştır diye de düşünüyorum. Uğur Mumcu'nun mu, Gün Sazak'ın mı, Bahriye Üçok'un mu?

Diğer taraftan pankarttaki, "Kadınların fıtratında yanarak ölmek yok!" ibaresi acaba, Özgecan'ın ölümüne dair hangi acıyı ve üzüntüyü dile getirmektedir diye kendi kendime soruyorum. Ortak bilinç oluşturma iddiasıyla düzenlenen bir eylemde ayrımcılık kokan bu ifadeyle "olaya siyaset sokmak  gibi" ahlaki olmayan bir amaç güdüldüğü nasıl görmezden gelinebilir diyorum. Ve buradan, ahlak dersi söz konusu olduğunda birilerinin ayağa fırlamasının nedenini daha iyi anlıyorum.

Verdiğim ilk örneği, protestoların icabı olan bir slogan olarak görebiliriz. Ancak pankarttaki cümleye bu kadar masum bakamayız. Çünkü bu pankart, protesto eylemine katılanlardan bazılarının hangi niyetle orada bulunduğunu anlatan açık bir belgedir.

Yalnızca şeklen insan görünen bir caninin hayatını çaldığı Özgecan'ın yası böyle mi tutulmalıydı, ailesinin acısı böyle mi paylaşılmalıydı bilemiyorum. Belki ben, acıdan rant devşirmenin hikmetini anlayacak, protestoların katiller için ölümcül ve korkutucu gücünü kavrayacak kadar gelişmiş biri değilim. Belki de nlayabilmem için, beni var eden değerlerimden soyunup farklı bir kimliğe bürünmem gerekiyor...

Her şeye rağmen eylem ve protestolar konusundaki fikrimi değiştirmeyeceğim. Meydanlara dökülüp nutuk atmakla, pankart sallamakla hiç bir kötülüğün önüne geçemeyeceğimizi haykırmaya devam edeceğim. İyi bir ahlak eğitiminin şiddeti, katli, hırsızlık ve arsızlık gibi fiilleri önleme hususunda yardımcı olabileceği iddiamı sürdüreceğim.

Özgecan'a Allah'tan rahmet, başta anne ve babası olmak üzere tüm yakınlarına sabır ve başsağlığı diliyorum.


Özgecan'ın vefatıyla alakalı bazı alıntılar:

1- Ankara Barosu'nun üyelerine mesajı:
"Bugün saat 11:45'te adliye önünde buluşarak hunharca katledilen Özgecanımızı anmak, acımızı ve tepkimizi dile getirmek için toplanıyoruz. Polis devleti değil, hukuk devleti için yapacağımız yürüyüşün başlama saati 12:00'dir. Tüm meslektaşlarımızı cübbeleriyle bekliyoruz. Gün avukatların ve baroların hukuksuzluğa direnme günüdür.  http://www.sabah.com.tr/gundem/2015/02/16/barodan-ozgecan-aslanin-anisina-

2- Ali Tezel'in twiti:
"Tecavüz eden sünni tecavüz edilen alevi olunca AKitler sessiz kaldı. reisleri ve şürekası sessiz kaldı!"

3- Nihat Doğan'ın twiti,  “Siz de mini eteği giyip soyunup laik sistemin ahlaksızlaştırdığı sapıklar tarafından tacize uğrayınca da bas bas bağırmayacaksın!”

4- CHP Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka, (14 şubatta) bir grup kadınla birlikte şarkılar söyledi, dans etti.
 http://www.sabah.com.tr/gundem/2015/02/14/chpli-aylin-nazliaka-ozgecan-icin-dans-etti

CHP'li vekil açıklama yaptı: "OneBillionRising etkinliğinde dünyanın her yerinde kadınlar kadına yönelik şiddete dikkat çekmek için dans eder. Kötü niyetlilere duyurulur!" dedi.

5- Kadınlar imamı dinlemedi:
Cenaze namazını kıldıran imam, “Kadınlar lütfen geriye doğru çekilsinler” demesine rağmen, kadınlar inadına ön saflarda yer tuttu. Cenaze töreni sırasında, hoca helallik alırken ‘katiller ıslah edilsin’ (deyince kadınlar) ... ‘Katillerin ıslah edilmesini istemiyoruz’ ... Kendi adaletimizi kendimiz arayacağız’ tepkisinde bulundu. http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/214197/Kadinlar_imami_dinlemedi.html

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 462
Toplam yorum
: 719
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 699
Kayıt tarihi
: 28.04.07
 
 

Emekliyim. Herkes gibi benim de bir dünya görüşüm var. İnsanların farklı fikir ve inançlara sahip..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster