Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Şubat '07

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
915
 

Tutku Oyunları

Tutku Oyunları
 

Şehrin banliyösünde bir çocuk parkında, üç kadın, bir bankta yanyana oturmaktalar. Bir yandan gündelik yaşamlarından, evliliklerinden, çocuklarından bütün bilmiş halleriyle bahsederken, bir yandan da kendilerinden az ötede çimenlerde oturan ve davranışlarıyla hiç de becerikli bir anne ve kadın gibi görmedikleri Sarah’yı ( Kate Winslet )göz ucuyla izlemekten geri kalmazlar. Edebiyat doktorası yaptığı için zaten Sarah da kendini onlardan daha farklı bir noktada görmektedir.Zengin bir kocası ve bir düzeni vardır. Gündüzleri çocuğuyla beraberken bazen boğulduğunu, kendine ait bir yaşamı kalmadığını düşünmektedir. Kocası ise bu arada, internetteki porno sitelerinde, kendine alternatif zevkler aramakla meşguldür.

Diğer kadınların en büyük merakı, parka oğluyla beraber gelen yakışıklı baba. Brad ( Patrick Wilson )Ona “ Balo Kralı” diye isim bile takmışlardır. İki yıl önce hukuk fakültesinden mezun olmuş ama baro sınavlarını bir türlü kazanamadığı için işsiz bir avukat. Yönetmen olan güzel ve yetenekli bir karısı var ve Brad kendini bu açıdan ezik hissetmektedir. Ama aynı zamanda sorumsuzluğu da elden bırakmayarak, akşamları ders çalışmaya diye kütüphaneye giderken , kaykaycı çocukları izlemek ona hep çalışmaktan daha cazip gelmektedir.

Parkta bu dört kadın arasında Sarah’nın, Brad’in telefon numarasını alması üzerine girilen bir iddialaşma, önüne geçilmez bir maceranın başlangıcı olur. Birisi , kocasının dünyasında var olmadığı için romantik ve heyecanlı bir şeyler yaşamak isterken, diğeri karısına duyduğu eziklikten kurtulup bir yerde kendini “erkek” gibi hissedecektir belki de. Tabii bu durum, ortaya çıkmaya başladığında, Brad ‘i parkta görüp de ağzının suyu akan anneler, bir anda ahlak bekçisi rolüne soyunup aslında ne kadar da iki yüzlü olunabileceğini gösterirler. Kendilerinin için için yapmak istediğini, Sarah yapmıştır çünkü. İlişkileri gündüz yapılan havuz sefalarında, akşamüstü çocukları uyutup sevişerek devam etmektedir. İkisi de hallerinden çok memnunlardır. Ama nereye kadar?

Diğer yandan, teşhircilik suçundan hapis yatan Ronald şartlı tahliyeyle salıverilir. Bütün aileler telaş içerisindedir. Çünkü bir teşhirciyle aynı mahallede yaşamak çocukları için ne kadar güvenli olacaktır? Ronald , annesiyle beraber yaşamaktadır. Annesi ona bir an önce sevgili bulmak için gazetelere ilan bile vermiştir. Oğlunu çevreden gelecek kötülüklere karşı korumak istemektedir. Özellikle de emekli polis Larry, bir takım gruplar kurup kendisi de elebaşılığını yaparak Ronald’a karşı giderek artan bir öfke biriktirmektedir içinde. Aslında bir yandan da Larry 13 yaşında silahsız bir çocuğa ateş edip öldürdüğü için, herkes tarafından tedbirli yaklaşılan bir adamdır.

Bütün bu karakterlerin , birbiriyle farklı noktalarda çakıştığı filmde, gözle görülen ahlak anlayışının altında neler olabileceğini ya da nefret ettiği bir adamın hayatını kurtarmaya çabalayan bir polisi izlerken şaşırıyorsunuz. Çok da ciddi bir durumda, yaşamla ilgili alınan büyük bir karar uygulanmaya başladığı anda, son derece çocuksu bir nedenle tersine gelişen olaylar dizisini görmekten rahatsız oluyorsunuz. İnsanların kendi yaşamlarındaki eksiklikleri gidermek için , kendilerine sanal sevgi ortamları yarattıklarını ve aslında bunların çok da derin olmadıklarını görüyorsunuz. Bir polisin bazen toplum için bir teşhirciden daha zararlı olabileceğini fark ediyorsunuz.

Yönetmenliğini Todd Field’ın yaptığı film, Tom Perrotta’nın “Little Children” isimli kitabından uyarlama. Zaman zaman filmde tempo düşse de, düşündürdükleri adına izlemekten zevk alınacak bir film bence. İyi seyirler.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yaşam tarzları en iyiyi elde etme çabasından uzak oldugunda,ilişkilerde böyle tamamlanan durumların yaşanmasına neden oluyor..Biraz ordan biraz burdan ,eksiklik mutsuzluk olunca,olsunda nasıl olursa olsun tarzı doğuyor...Toplumun tutucu yanıda ,kişilerin sanal ilişkilerde kendini arasına neden oluyor...Filmi izledim...Hoşçakalın

Nuray Yetkin 
 04.02.2007 15:27
Cevap :
Sevgili Nuray, gerçekten de tutucu toplumlarda, çoğu zaman, olan ile görünen örtüşmemekte. Basma kalıp yargılar yerine, kendimiz için en iyi ve başkalarına zarar vermeyecek bir çıkış mutlaka bulunabilir diye düşünüyorum. Katkınız için teşekkür ederim. Sevgilerimle...  04.02.2007 20:25
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 78
Toplam yorum
: 1402
Toplam mesaj
: 249
Ort. okunma sayısı
: 1639
Kayıt tarihi
: 04.10.06
 
 

30 yıldır Antalya'da yaşıyorum. Akdeniz Üniv. Tıp Fakültesi mezunuyum. "Tıbbiyeden her şey çıkar, ar..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster