Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Nisan '11

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
488
 

Ülkemizin tüm Aydınlarına sesleniyorum!

Ülkemizin tüm Aydınlarına sesleniyorum!
 

Savaştepe Köy Enstitüsü


Bu aydınlar kimlerdir bilemiyorum. Onun için Okuma yazma bilen herkesi kastediyorum ve onlara sesleniyorum. 

Lütfen Milliyet Blog yazarlarından sayın Erdal Ceyhan'ın " 17 Nisan - Köy Enstitülerinin Kuruluşu " başlıklı bloğuna koyduğu 1940'lı veya 1950'li yıllarda çekildiğini tahmin ettiğim " KÖY ENSTİTÜLERİNDEN BİRİNE AİT FOTOĞRAFA " bir bakın. 

Bundan yaklaşık 60 ila 70 sene önce bir köy okulunda çekilen bu fotoğrafta, 17 -18 adet, ellerinde KEMAN bulunan, öğrencileri görmekteyiz. 

Bu inanılması imkansız bir görüntüdür aslında. Düşünün bir köy okulu ve tüm öğrencilerin elinde keman. Yani keman çalıyorlar veya keman çalmayı öğreniyorlar. Burası bir köy enstitüsü ve başlarında Türk hocaları. 

Soruyorum sayın aydınlar, bugün yani her türlü olanağın olduğu, ekonomik açıdan belki de en iyi durumda olduğumuz dönemde, KEMAN ÇALMASINI BİLEN VE KEMAN ÇALMASINI ÖĞRENMEYE ÇALIŞAN ÖĞRENCİLERİN BULUNDUĞU KAÇ KÖY OKULU BULABİLİRSİNİZ. Size garanti veririm ki bir tane köy okulu bulamazsınız. 

Bırakın Anadolu'daki okulları, İstanbul'daki hiçbir resmi okulda veya özel okulda , hatta iddia ediyorum Robert Kolej'de, Dame de Sion'da, Galatasaray Lisesi'de, Kabataş Lisesi'nde keman veya bir başka enstrümanı tam kadro çalan bir tek sınıf bulamazsınız. 

Düşünün Köy Enstitülerinin mucizevi bir OKUL olduğunu ve bu müstesna projenin ortadan kaldırılmasını. 

Yüzlerce aydın, gazetecisi, ressamı, şantörü, yazarı, şairi , çeşitli toplumsal sorun için bir araya gelip protesto yürüyüşü hatta miting yapabiliyorlar. Bu kadar sene geçmiş Köy Enstitüleri Konusunda, bırakın miting veya protesto yürüyüşünü, bir sempozyum, bir toplantı yapıldığını görmedim. Belki de yapılmıştır ama medyada hiçbir zaman yer almamıştır. 

Beyler bir tek açık oturum yapın. Arena veya Siyaset Meydanı yapıldı mı bu konuda? Bu denli duyarsız olunur mu? 

Zannetmeyiniz ki yukarda bahsettiğim konuyla ilgili fotoğraf dikkat çekici. Öyle fotoğraflar var ki şaşırmamak elde değil. Google'a girip bir bakın. Akordeon çalan bir köylü çocuğu. Dikiş makinesinde dikiş dikmeyi öğrenen bir kız öğrenci. Hem de köyde. Çok özenle giydirilmiş öğrenciler köy enstitülerinin önünde. 

Zaten fazla bir şey söylemeye de gerek yok. Onlarca yazar, şair, ünlü müzisyen , diğer bir ifadeyle muhteşem ve eşi bulunmaz ve bir daha gelmez, ünlü kişiler yetişmiş bu köy okullarından. Hem de o günkü Türkiye koşullarında. 

NEDEN YENİ KÖY OKULLARI KURULMAZ, HEM DE 1940'LARDAKİ İLKELERİN IŞIĞINDA? 

Bu kadar zor mudur? 

Kimler müsaade etmez ? 

Zannediyorum bu okulları kapatılması sırasındaki nedenler artık ortadan kalmıştır. 

Komünizm dünyadan silinmiştir, köylümüzün uyandırılmaması diye bir sorun artık yoktur. Zira televizyon, internet köylere kadar girmiştir. Bu sebeplerden ötürü bu okulların yeniden kurulmasını engelleyen ve sakıncalı zannedilen şartlar ortadan kalkmıştır. 

Bilemiyorum. Eğitimci değilim. Ama Eğitimcilere bu konuda büyük görev düştüğüne inanıyorum. Amacım topu eğitimcilere atmak değil. Sorun hepimizin sorunu. Ancak Eğitim Ordusu mensupları bu konuya daha rasyonel çözümler getirebilir diye düşünüyorum. 

Öncelikle 17 Nisan - 27 Nisan dönemi KÖY ENSTİTÜLERİ HAFTASI olarak ihdas edilemez mi? 

Saygılarımla. 

Yeni fikirler dünyanız olsun./ Y.Ş. 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

özellikle altını çizmiştim ama, yine belirteyim madem, atlanan bir şey olmasın, kurtuluş savaşı, çanakkale destanı, Peygamber efendimizin yaptığı tüm savaşlar, sivas kongresi, Rönesans vs... örnek çok... her biri birer eylemdir.

Filiz Alev 
 21.04.2011 12:30
Cevap :
Haklısınız Filiz hanım. Benim söylemek istediğim, başı bozuk ayaklanma , yıkıp yıkma. Yoksa anlamlı protestolara , sağduyulu demokratik yürürüyüşlere karşı olamam.Saygılarımla.  21.04.2011 12:50
 

odur ki, insanı bilsin. İnsanı bilsin ki, kendini de bilebilsin. Kendini bilsin ki, hakkı, haddi, hukuğu, toplumu da bilsin. Öyle bilsin ki, öngörülü de olabilsin. Ve... Öyle öngörülü olsun ki, öngörülü şeyler de yapabilsin, öngörülü yazılar da yazabilsin, yazabilsin ki diğer insanları da aydınlatabilsin. Öyle aydınlatsın ki, durgunluğu harekete geçirip, kitlenmişliği açası, düğümleri çözesi, eylemlere sahne yaratabilsin. Son kısımda tehlikeli gibi gelmiş olabilir size. Ancak yanlışa dur demenin ve hele de "yerleşik" yanlışı bağdattan döndürmenin eylemden başka yolu da yoktur. Eylemden kasıt, iradedir, cesarettir, eminliktir; tek bilek, yek vücut çoğunluğun tek hedefe doğruya odaklanmasıdır. Bu, seçim yoluyla da olabilir, ille ayaklanma olarak anlaşılması gerekmez. Ama çok elzemse artık o da bir yoldur. Selam, sevgi ve saygılar...

Filiz Alev 
 21.04.2011 2:27
Cevap :
Çok doğru söylüyorsunuz.Ancak ben ayaklanma fikrine hiçbir zaman katılamıyorum. J.J.Rousseau, Montesqieu, Voltaire ve diğerleri hiçbir zaman eyleme yönelik laf etmemişler. Hep aydınlatmışlar fikirleriyle.Halen eserlerini büyük bir hayranlıkla okuyoruz.Yorumunuz için teşekkürler.Saygılarımla.  21.04.2011 10:40
 

Yılmaz bey, yazdıklarınıza bütün kalbimle katılıyorum. 17 Nisan'da Aksu'daki kutlamalara götürdük babamı. Ünal Şöhret Dirlik ağabey de Fethiye'den geldi törene. O törenle ilgili yazıları okumanızı isterim. Hele babamın öğretmen arkadaşı bir konuşma yaptı ki, gözlerimizden yaşlar süzüldü. Bir ara şöyle haykırıyordu; köyde koyun otlatan ben, bu enstitüler olmasa nereden bilecektim Montesquieu'yu, Godot'yu...diye. 70 yaşını aşmış adamlar coşkuyla Ziraat marşını çalıp söylediler. Şimdi eğitim mi var sizce? Eğitim o yıllarda varmış, bir de bizim yaşlardakilerin döneminde. Saygılarımla...

Tülin Aksoy 
 20.04.2011 13:04
Cevap :
Merhaba Tülin Hanım, Köy Enstitüleri o kadar büyük bir projejmiş ki, inanın bugün yeniden yürürlüğe konsa hiçbir menfaat gütmeden bütün mesaimi bu projeye bahşederim.Bir mucizeymiş. Fakat analyamadığım husus, bugün çok az kişi bunun farkında. Saygılarımla.  20.04.2011 16:04
 

Aslında biraz özümüze dönebilsek o kadar çok eksik, o kadar çok yürümeyen ve unutulan değerler var ki... Herkes bir kısır döngünün içerisine sıkışmış günü kendi cephesinde kurtarmaya çalışır olmuş. Çok güzel bir konuya değinmişsiniz gene.. Dikkatle okudum. elinize, yüreğinize sağlık.

YEŞİM BUYURGAN 
 19.04.2011 10:50
Cevap :
Evet Yeşim hanım, Değerlerimizi unutmuşuz.Batıya baktığınızda, onlar bütün eski değerlere sımsıkı sarılmışlar. Biz ise geçmişi küçümsüyoruz. İnanın 1940 ve 1950'lerdeki eğitim sistemi mükemmel bir sistemdi. Amerikan sistemi diye bir sistemi devreye soktular ve eğitiimimiz yaz boz tahtasına döndü.Yorumunuz için teşekkürler.Selamlarımla.  19.04.2011 12:07
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 437
Toplam yorum
: 2172
Toplam mesaj
: 120
Ort. okunma sayısı
: 998
Kayıt tarihi
: 26.01.10
 
 

1945 yılında Adana'da doğdum. Galatasaray Lisesi ve Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültes..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster