Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Ağustos '06

 
Kategori
Sınavlar
Okunma Sayısı
333
 

Üniversite sınav sonucunun düşündürdükleri..

Kızımın sınav sonucunu öğrenebilmek heyecanıyla internete girdim ve sınavda iyi bir puan alıp almadığını maalesef anlayamadan şaşkın bir vaziyette öylece kala kaldım.

Ekranda bir yığın farklı rakamlar vardı.Tam bir rakamlar kargaşası.Bence bu bir puan öğrenme tablosu değil sanki Devlet İstatistik Enstitüsü'nün anlaşılamayan bir raporu şeklindeydi.Zaten ayni anda TV'lerde de bir Sorumlu Büyüğümüz bu Devlet İstatistik Enstitüsünün raporunu ekranları başındaki velilerin beklentilerine göre açıklayamadığı gibi sadece Power Point Sunumu yapıyordu ve ne anlattığını sadece kendisi biliyordu.

Herşey tam bir rakam kargaşasına dönüşmüştü velilerin kafasında.Tabi ki ben de bilgisayar ekranındaki puanlardan hiçbir şey anlamadım. Doğal olarak sevinmem gerektiği halde sevinemedim .Mutluluk çığlığı atamadım. Ayni anlarda sınava girip de puanlarını internetten görenler birbirlerini telefonla arıyorlarmış.Ancak net puan noktasında hiç bişey bilmiyorlarmış.Çünkü gördüklerinden hiçbir şey anlamamışlar.. Bazıları tedirgin, aman kimse bilmesin belki çok düşük puandır, arkadaşlara mahçup olurum diye düşünmüşler.Sakın ha puanımı herkes bilmesin diyerek annelerini tembihlemişler.

Fakat bazıları da bunun kolayını bulmuş doğruca dersanelerine koşmuş. Kazandılar mı kazanamadılar mı? belli değil. Orada öğretmenlerinin yardımıyla (!) öğrenmeleri mümkün olacakmış. Çünkü Büyükler işi o kadar zorlaştırmışlar ki..Bakıyorsun puan durumuna, vallahi ben bile anlayamadım..Acaba benim algılamam mı zayıf diye düşündüğüm sırada bir telefon geldi.. Bir veli ayni soruları bana soruyordu tedirgin bir şekilde.O da ayni duyguları hissetmiş.

1 yıl boyunca deliler gibi çalışarak ruh sağlığını bozma pahasına bu öğrencilerin hakkı olan geçer puanlarını ilk görüşte haykıracakları sevinç çığlıkları ve o an duymaları gereken mutluluk anları sanki bu insanlardan esirgenmiş.. Sen 1 yıl boyunca çalış didin ve sağlığını harab et , arkadaş ve aile ilişkilerinden de soyutlanmış olarak bu büyük günü bekle, ama hemen mutlu olama.Ne acıdır.! Çünkü sevinmeyi ve mutlu olmayı zorlaştırımışlar.Hemen sevinmek yok..! Hemen mutluluk çığlıkları atmak yassak.. Çünkü Büyükler bu işi o kadar zorlaştırmışlar ki .ilk anda mutluluk duymak yassak..Sonunda Mutluluğu da sulandırdılar. Kimse sevinemiyor.. Çünkü hiç bişey net değil...Hiç bişey açık değill..Hep taktik.. hep taktik.... İŞİ ZORLAŞTIRMAK. Aklınıza gelebilecek herşeyin altında maalesef 'İşi Zorlaştırmak' yatıyor. Sevinmek insanın hakkı olmaktan çıkmış adeta.

Sadece bu sınavlarda değil, toplumun hemen her kesiminde böyle mutlulukları sulandıran ve insanlar mutlu olmasınlar diye işi zorlaştıran Büyüklerimizin marifetlerini burda saymak mümkün:

İlköğretime başlarken bir izdiham ve sıkıntılı bir telaş yaşanır..Okullar hakları olmadan yüksek miktarlarda para ister.Bir şekilde bir zorluk çıkartırlar karşınıza Büyükleriniz.. Onların kaydını yaptırırken bin bir türlü eziyetli bir başlangıç yaptırırsınız çocuklarınıza. Ama hakkınız olan sevinci ve mutluluğunuzu hemen orada yaşayamazsınız..Sanki eziyet ve işkence şartmış gibi evinize ne olduğunuzu anlamadan dönersiniz..Üzüleyim mi yoksa sevineyim mi arası bir şaşkınlık ve kızgınlık hali yaşarsınız.

Çocukların okullarında okuduğu süreler içersinde geçirdiği zor ve sıkıntılı yıllara sabretmek zorundasınızdır..Çünkü her mutlu ve sevinçli olma hakkınız olduğu halde bu duygularınız hemen oracıkta sulandırılır Büyüklerimiz tarafından.. Sonra birden dikilir karşınıza böyle büyük sınav günleri.Başta öğrencinin sağlığı bozulur sonra ailesinin sinirleri.sonra sırada hangileri varsa sinir bozuklukları yaşanır gider böylece.Çünkü Büyüklerimiz bu sistemi o kadar zor hale getirmişlerdir ki onlar için ruh sağlığı, sağlam kafada sağlam vücut bulunur ilkesi hak getire..Büyüklerimizin umuru bile değildir.Çünkü onların çocuklarının ruh sağlığı da bozulduğu için yalama olduklarından bu zor gidişin vehametini bile hissedemeyecek kadar gaflet içindedirler.Bu zorlaştırılmış sistem onların ve bizim çocuklarımızı göz göre göre öldürüyor..Duyarlılık tükenmiş..Her yıl sık sık intiharlar ve sapıkça davranışlar sergileniyor Büyüklerimizin zorlaştırmış olduğu bu sistem yüzünden..

Bu büyük sınavda başarılı olmak da yetmiyor..Okuyorsunuz okulu bitiriyorsunuz ama iş bulmak için sizin ve ailenizin çektiği sıkıntılar olmadan işe giremiyorsunuz.. Bedelini ödeyerek işe girdiğiniz zaman hakkınız olan mutluluğu ve sevinci yaşayamıyorsunuz Büyüklerimizin bu zorlaştırdığı sistem yüzünden..

İşe girdikten sonra Büyüklerimizin önümüze koyduğu zorlukları yaşamaya devam ediyoruz.. Ve iş terfiye geliyor.Müdürlük, üst düzey yöneticilik gibi.Terfiyi zorlaştırıyor Büyüklerimiz. Terfi ediyorsun sonunda ama, ne sevinebiliyorsun ne de bu mutluluğu hissedebiliyorsun. Liyakat , uzun süren mücadeleler, torpiller, adam kayırmacalar içersinde herşey sulandırılmış..Herşeyi zor yaptıkları gibi burda da ailece zorlukları yaşamaktan hakkımız olan sevinci ve mutluluğu yaşatmıyor Büyüklerimiz..Bunların hepsi bir insan olarak zorlukla ama aslında hakkı olduğu için kolaylıkla sahip olunması gereken dünyevi hazlar..Ama ZOR.hep ZOR, ZOR , ZOR

Farkettiyseniz TV'leri ve elektronik aygıtları bile açmak ve kapatmak ne kadar zorlaştırıldı.Bir aygıtı çalıştırmayı bırakın onu açmak için bile elinizde 5 adet uzaktan kumanda aletini öğrenmeniz gerek.Aslında kolay olan buna benzer daha pek çok işlemin Büyüklerimiz tarafından ne kadar zorlaştırıldığını etrafımıza bir bakışta hepimiz günlük hayatımızda görebiliriz.

Bir başka zorluk da hepimizin hayatını etkileyen şu 'İNTERNET'.İnternette istediğimiz bilgiye erişebilmekteki zorluklar bizi nerdeyse çıldırtacak noktalara ulaştı.İnternette bir bilgi aradığınızda, kolay mı hemencecik bu bilgiye erişmek.?Yüzlerce ayni anlama gelen veya birbirleriyle benzeşen bilgilere girip çıkmak güya HIZ demek olan, güya kolaylaştırmak demek olan şu İnternette ne kadar zaman geçirdiğinizi bir hesaplayın.Bazen aramaktan yorularak vazgeçtiğimiz bile olmaktadır. İstediğimiz bilgiyi aramada saatler süren yolculuk esnasında sabırlı ve dayanıklı olmak zorundasınızdır.Nerede bu HIZ? Nerede bu hayatımızı kolaylaştırması gereken İNTERNET? Kaldı ki, İnternetiniz çok hızlı olsa bile bu maalesef böyledir.Bilgi Kirliliği ve pek çok benzer bilgi bombardımanı, Aldatıcı bilgiler, Bulanık bilgiler karşısında İnsanların günün birinde İnternetten vazgeçerek o manuel diyebileceğimiz eski sisteme dönebileceğini bile düşünmekteyim. O zaman ne İnternetten havale yapmak ne de Bankomatlardan para çekmek gibi işlemlerden insanların nefret eder hale geleceklerinden büyük endişe duymaktayım. Çünkü hayatımızı kolaylaştıracağı ve zamandan tasarruf edeceğimiz yerde tam tersi, hayatımızın zorlaştırıldığını görmekteyiz.

Uzaktan kumanda edilebilen klavyeler çıkmış.Bu yüzden bilgisayarlarımızı açıp kapatmayı da zorlaştırmış Büyüklerimiz.

Büyüklerimiz, Sinema gişelerinde ortalama bir vatandaşın sinema biletini kolaylıkla almasını da zorlaştırmış. Pek çok salon , pek çok gişe.Hangi salonda hangi film oynuyor, buna hangi gişe bakıyor.. Ve bu yerlerdeki reklamlar, promosyonlar, Biletix biletlerin şifreleri, kargaşa yaratan afişlerin bolluğu.. Bugün mü oynuyor, pek yakında mı?... Vatandaşın karar vermesini zorlaştıran ve vakit aldıran daha niceleri...

Sonuç: Aptal bir düzen.Hastalıklı bir sistem içersinde debelenip duran insanlar ve aileleri...

Gerisini de siz getirin artık..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 7
Toplam yorum
: 3
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 3083
Kayıt tarihi
: 21.07.06
 
 

Ali Çetin Gezgincan, 1953 doğumlu, Gazi İngilizce Bölümü Mezunudur. 1981'de Vakıflar Bankasına girdi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster