Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Ekim '07

 
Kategori
Kuş Gözlem
Okunma Sayısı
1814
 

Yalıçapkını

Yalıçapkını
 

Limandaki çay bahçesinde, denize karşı oturmuş gazetemi okuyordum. Tavşankanı bir çay kondu masama. Gazetemi bıraktım. Gözlüğümü de çıkardım. Pırıl pırıl, masmavi, çarşaf gibi denize karşı hem çayımı içiyor hem de tuzlu havuzu seyrediyordum. Önümde âdeta bir akvaryum vardı. Orta boy kefaller geziniyordu içinde. Sürü halinde yaşayan minik balıklar, hep birden fırlıyordu havaya ve yeniden dalıyordu denize. Az ilerde yüzen bir kaplumbağa başını çıkardı havaya. Tam bu sırada iskelenin burnundan üç ördek göründü sıra halinde. Öndeki koyu yeşil başlı. Ortadaki bembeyaz. Onları izleyen sütlü kahveydi.

İskelenin iri yontma taşları arasında, sudan bir metre kadar yükseklikte bir demir halka vardı, üzerine de bir kuş tünemişti. Birden dikildi suya. Ortak merkezli dalgalar oluştu, peş peşe. Çok geçmeden, belinden yakaladığı küçük bir balıkla çıktı denizden. Havalandı, teknelerin bağlandığı tarafa geçti, oradaki bir başka halkaya kondu ve yuttu avını.

Az sonra kanatları suya değdi değecek şekilde uçtu ve çay bahçesinin duvarında yeşeren kokarotların arasındaki oluğa kondu. Hemen kalktım yerimden, gidip dikildim tepesine. Sırtı mavi ve yeşil, karnı pasrengiydi. Gözünün altından boynuna doğru beyaz, kalın ve uzun bir çizgi vardı. Vücuduna oranla başı kocaman, gagası ise uzundu. 20 cm büyüklüğünde, 50 gram ağırlığında ya vardı ya da yoktu. Çantamdan fotoğraf makinesini çıkarmaya çalışırken kuş, varlığımı duyumsamış olmalı, uçup gitti.

Bu kuşun geçici aşklar ve ilişikler peşinde koşup koşmadığını bilmiyorum ama her nedense yalıçapkını demişler adına. Bir başka adı da iskelekuşu. Erkek yalıçapkını, ne ördeğe benzer ne de horoza. Dişisini yakalayıp üstüne çıkıverip inmez. Ocak ya da şubatta bir kovalamaca başlar. Birlikte ses çıkararak suya oldukça yakın uçarlar, ağaçların tepesinden geçerler. Gürültülü uçuşları bir süre devam eder. Erkek, dişisine yuvayı gösterince kovalamaca sona erer. Damat, gelini odaya götürdüğü zaman da hemen gerdeğe girmezler. Erkek, önce ava gider sonra da gelin hanıma tutup getirdiği balığı ikram eder. Ardından el pençe divan durur dişisinin huzurunda. Ona, “Bir emriniz var mı efendim” der gibi bakar. Birkaç balık daha getirdikten sonra girerler dünya evine.

Dişi kuş, nisan ile temmuz arası yumurtlar. Erkek yalıçapkını, “ Benim işim bitti, kim bakarsa baksın çocuğa, ” deyip çekip gidemez de. Sıra ile yatarlar kuluçkaya. Yavruları dünyaya kör ve tüysüz olarak gelir. Ana ve babası, her ikisi birden besler onu. Ufaklık önceleri ne verirlerse onunla yetinir ama gözü açılınca, itirazlar başlar; daha fazlasını ister ana babadan. Onlar da daha çok çalışmak zorunda kalır. Babanın “Yeter, be!” deme hakkı da yoktur. Ana ve baba besler yavrularını, büyütüp yuvadan uçurana dek.

Sakin, temiz, pek derin olmayan, rüzgar ve dalgalara karşı korunaklı su kenarlarında yaşar, yalıçapkını. Balığı gagasında tutuş şekline göre anlaşılır onu kendisinin mi yiyeceği yoksa başkasına mı ikram edeceği. Balığın yüzgeç ve pulları kuyruk yönüne doğru düzenlendiği için yalıçapkını, bunlar boğazına takılmasın diye balığın başından başlar yutmaya. Bu nedenle eğer balığın kafası, kuşun ağzına doğruysa kendisi yutacaktır. Yoksa sevgilisine ya da yavrularına ikram edecektir.

Derelerin ve denizlerin kirlenmesi sonucu, soyu tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan bu kuş türü, bir zamanlar İzmir’in simgesiymiş ama körfezin kirlenmesiyle ya göçmüş ya da yok olmuş. Neyse ki körfez temizlendikten sonra dönüş başlamış.

Yalıçapkınının yaşadığı yerdeki su, çok berrak ve temiz olmalı. Bir yerde yalı çapkını varsa, demek ki orada su kirlenmemiştir.

Aydıncık limanında bu kuşlardan dört tane görebildim. Umarım sayıları daha da artar. Deniz kenarında çaylarımızı yudumlarken onların çıkardığı kulak tırmalayıcı “cikiii” sesini dinler, metalik türkuaz rengini seyreder ve yorgunluğumuzun uçup gittiğini duyumsarız.

En büyük dileğimiz, hem gelecek kuşakların hem de bizlerin tüm bu güzellikleri daha nice yıllar izlememizdir. Dileğimizin yerine gelmesi de büyük ölçüde denizimizin temiz kalmasına bağlıdır. Bu gerçeğin de gözden uzak tutulmaması gerekir. İskelede yüzlerce yalıçapkını görme umuduyla…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 95
Toplam yorum
: 70
Toplam mesaj
: 21
Ort. okunma sayısı
: 1524
Kayıt tarihi
: 12.06.07
 
 

Emekli öğretim görevlisi, çevirmen, öykü yazarı, kültür ve düşün dergisi Gerçemek'in sahibi ve ge..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster