Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Ekim '09

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
269
 

Yazamayan yazar

Yazamayan yazar
 

"Büyük" Yazar :)


İlhamım mı kaçtı nedir a dostlar :)

Kaç gündür yazmıyorum. Biraz yoğunum da ondan. Sadece yazmamak değil, sık kullanılanlar listemi de hiç gözden geçiremedim. Neden blog habercisini kullanmıyorsun derseniz, mail kutuma zırt pırt mail gelmesini sevmiyorum da ondan.

Aslında yazmadığım süre içerisinde ufak çapta bir analizim oldu kendi içimde onu paylaşmayı düşünüyorum. Gene hafiften saçmalama çizgisinde gezdim durdum. Ama daha önce bir çift lafım var :)

Amanın yazarlık ne zor işmiş :) Üç günlük blog yazarlığım ile ettiğim lafa gülecekseniz de gülün :-P (Çok istediğim dili çıkardım sonunda :)

Yazmanın beni zorladığı noktaları anlatayım:

Hasbelkader ve nasıl olduysa espri unsurları taşıyan yazılar yazdım ve okuyanların olumlu tepkileri ile karşılaştım. Bu olumlu tepkiler sonrasında yalnızca küçük bir bölümümü oluşturan ve aslında benliğimden çok da dışa yansımayan bir tarafımla tanınmış oldum. Ama ben bu değilim ki. Ya da sadece bu değilim ki.Ve ama, bence ben mizahi alandan çok yazı çıkaracak biri de değilim. Örneğin sayın Silver035’e bakınız, yazdıkları ile sayfasında ışıldamakta. Ama ben hep onun gibi yazamam, kendimi yırtsam da yazamam. Sanırım o benden çok daha fazla yetenekli. :) Kıskanıyorum ama yapacak bir şey yok.

Sonuç olarak ben hep şimdiye kadar yazdığım gibi yazamam :( Yani öyle sanıyorum. Ama başka türlü yazarsam da, ya beni okuyanları hayal kırıklığına uğratırsam diye düşündüm sonra.

Çok gizlimden bir düşünce sundum haberiniz ola :) Ama madem ki bu sayfaları analiz ile dolduracağımı söylemiştim, şimdi geri durmak olmayacak.

Düşündüm de, yazarlar böyle kaygılar taşıyorlar mıdır acaba?

Zannederim ki bir yazar, bu tarz kaygılarından kurtulabildiği ölçüde kendini bulur. İnsan başkalarını hayalkırıklığına uğratmamaya çalışarak nereye kadar yazabilir ve ne derece samimi olabilir ki?

Kendi kendime samimi olma sözü verdiğim için, ben de bunu buraya yazıyorum işte. Eğer ki “beğendirme” hırsından kurtulamazsam, yazamayacağım çünkü. Bu duygu ayağıma bağ gibi.

Evet kendimle didişmem burada sona ermiştir.

Bir sonraki didişmeye kadar sevgi ve sağlıcakla kalın :)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Benden şanslı olduğun kesin...Bak her yazına yorum geliyor, destek buluyorsun... Kıskanmaya gerek yok.Üstelik sen (sen demem içtenlikten) mizah yazmıyorsun. Kendinle dalga geçerkende aslında pek çok insanı anlatıyorsun. Eminim üzüntüyü yazdığında da herkes birşeyler bulacak... Hem bu yazma isteği çeşme değil ki çevir musluğu aksın...canın istediğinde yaz...biz okuruz..Selam ve sevgiler

Çiğdem ALTINÖZ 
 27.10.2009 2:29
Cevap :
Ne güzel yazmışsınız ama Çiğdem Hanım...Kıskandığımı belirtmem de içtenlikten, yoksa çekememe huyum yoktur aslen :) Doğru aslında mizah yazmıyorum. Çok hüzünlü kelimelerim de var, şu an su sızdırıyorlar gene :) Çeşme değil ki çevir aksın, doğru valla :) İstediğiniz kadar sen diyebilirsiniz, ben de sizi içten buluyorum zati :) Sevgilerimle...  28.10.2009 18:22
 

O gizliden sunulmuş düşünceye lüzum yok. Gelince yazarsınız be ya :)

Emine Supçin 
 20.10.2009 21:40
Cevap :
Teşekkür ederim :)) Gelince yazdım ben de zaten. Çok ilgi çekici bir resmi olan son yazımı tavsiye ederim Emine Hanım :) Sevgilerimle...  21.10.2009 6:45
 

Ben sizi anladım...Zaman zaman benzer hissi yaşamıyor değilim...Öncesinde -başlarken- ne şekildeki yazılarınız ilgi gördüyse sonrasında; "okuyan arkadaşların beklentisi bu doğrultuda olsa gerek" diyerek kendinizi belli bir yöne kanalize ediyorsunuz..Oysa hayatta her zaman sürekli; ne şakacı yada eğlenceli olmak, ne de hüzünlü yada romantik olmak mümkün..Yani bir anlamda -her alandaki gibi- başkalarının beklentilerini ve görüşlerini kendinizinkinden öne alarak hareket ediyor(sun)uz..Blog toplum için mi, blog sanat için mi ? sorunsalı :) Bence hiç bir kaygı sizi kendiniz olmaktan alıkoymasın, arasırada olsa "ne derler ne düşünürler" demeden, salt kendiniz için yazdığınız metinleri de yayına serpiştirin..Elbet genel bir kitlenin sizi anlamasını beklemeyin, o tür bir yazı için 3 tane de olsa özel bir grubun farkındalığı zaten ego tatmini için yeter..Misal ben, daha önce yaptığım gibi "Zamanımın çok daha kısa tarihi 4" de de bunu yapacağım...

silik 
 20.10.2009 14:44
Cevap :
Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Gerçek anlamda empatik, anlaşılır ve yol gösterici. Tam 12'den vurdunuz kalbimi :) Sevgi ve saygılarımla...  20.10.2009 15:54
 

Hep mizah yazmak zorunda değilsiniz. Kendiniz olun, ne istiyorsanız onu yazın, zaten bir süre sonra, belki de bir daha hiç mizah yazmayacaksınız.Yazdıkça kendi kategorinizi buluyorsunuz. Bu yüzden siz bolca yazın, aklınıza geleni yazın:)) Bu değilim diyorsanız, neyseniz onu yazın:) Beğendirme ise hırs olmaktan çıksın tabii ama hepimizde var bu,sadece siz de değil.Beğendirme değil de beğenilme diye değiştirelim kelimeyi:)Daha iyi hissedersiniz:) Bir sonraki didişmenizi merakla bekliyoruz.Silver ise kendince bir tarzdır.Onu okumak ayrı bir zevktir:)Şimdiden sizi okumayı sevenler var,mesela bir sonraki yazınız ciddi bir yazı olsun,bakalım beğenecekmiyiz:))Naçizane fikirlerim:)Sevgilerimle.

SINIR 
 20.10.2009 1:17
Cevap :
Merhabalar :) Yorumunuz ve tavsiyeleriniz için gerçekten teşekkür ederim. Sözleriniz anlaşılır ve samimi geldiği için mutlu oldum bakın :) Sevgilerimle...  20.10.2009 11:26
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 29
Toplam yorum
: 159
Toplam mesaj
: 25
Ort. okunma sayısı
: 509
Kayıt tarihi
: 03.10.09
 
 

Psikoloji mezunuyum, ve bundan dolayı olsa gerek kendini analiz edip hırpalama konusunda oldukça iyi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster