Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Aralık '06

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
507
 

Yeni baş aktör Türkiye

Yeni baş aktör Türkiye
 

"All the world is a stage / Tüm dünya bir sahnedir" Shakespeare...

Son 5 yıldır yaşanan gelişmelere baktığımızda özellikle de 11 Eylül saldırısı sonrasına ve Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ilişkilerine, Türkiye’nin dünya siyaset sahnesinde yeni bir baş aktör olarak yer aldığını görmekteyiz. Bugüne kadar daha çok figuran rolü biçilen Türkiye, bugün Ortadoğu’ya hakim coğrafyası, halkı Müslüman olup laiklikle yönetilen Cumhuriyet yönetimi, ne batılı ne de doğulu olabilen kendine özgü karakteri sayesinde bence artık dünyanın ilk 5 baş aktöründen biri haline gelmiştir. Bu 5 baş aktör, ABD, AB, Rusya, Çin ve Türkiye’dir.

Dünyayı ilgilendiren meselelerde artık ülkemizin de aktif olarak yer alması, diğer ülkelerin de ülkemizin ne düşündüğüne önem vermesi, Türkiye-AB ilişkilerinin bir medeniyetler çatışmasını önleyeceğinin düşünülmesi bence bu düşüncemin doğruluğu açısından yeterli sebeplerdir. Eksik yönlerimiz yok mu, tabii ki var.. Hangi süper gücün yok ki? Eksikliklerimizi giderip, kendi gücümüzün gerçekten farkına vardığımızda, dünyada iflas eden birçok siyasi ve sosyal sistemlerin yerine bir Türkiye modeli koyma fırsatını yakalamamız artık çok daha kolay. Yeter ki biz bu modeli içimizde sindirip, taşları yerli yerine oturtalım ve herkesin birlik ve beraberlik içinde yaşadığı bu modeli geliştirmeye devam edelim..

Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerini bu açıdan bakıp değerlendirdiğimde, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üye olsa da olmasa da çok kazançlı çıkacağını düşünüyorum. Her iki durumda da Türkiye kazançlı çıkacaktır.. Neden mi?

Türkiye, Avrupa Birliği’ne üye olduğu takdirde; nüfusu, ekonomisi ve askeri özellikleri göz önünde alındığında Avrupa Birliği’nin en büyük gücü olacaktır yani sözü en fazla geçen ülke. Şu şartlarda Kıbrıs Rum Kesimi bile bu kadar gürültü çıkarabildiğinde göre Avrupa Birliği’ne üye bir Türkiye’nin sesi nasıl çıkar ya da Türkiye’nin üye olduğu bir Avrupa Birliği’nin sesi nasıl çıkar acaba…

Asıl soru şu belki de, Türkiye Avrupa Birliği’ne üye olmasa ne olur. Belki de daha iyi olur. Ne Türkiye’nin ne de Avrupa Birliği’nin dostlar alışverişte görsün misali birbirinden vazgeçmeleri bu noktadan sonra imkansız gibi. Üyelik dışında imtiyazlı ortaklık teklif ediyor bazı aklı-selimler.. Hiç bir zaman imtiyazlığı kabul etmeyeceğimize göre geriye ortaklık kalıyor. Türkiye-AB ortaklığı.. Aslında imtiyazlı ortaklık teklif edenler başka bir kapıyı aralıyorlar farkında olmadan, Türkiye’yi Avrupa Birliği’ne eşdeğer bir güç olarak kabul eden bir ortaklık teklifi.. Olaylar bir de bu açıdan değerlendirilirse, belki de her iki taraf için daha sağlıklı değerlendirmeler yapılabilir…

Dünya yeniden düzenleniyor ve çok büyük sıkıntılar kadar çok büyük fırsatlar da kapımıza dayandı. Ancak bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan büyük kalabalıklar yüzünden bu fırsatın da kaçırılması ve önümüzdeki yüzyılın da ıska geçilmesi ihtimali var kii..

Umarım bu sefer siyasiler, bürokratlar, askerler ve toplum olarak bizler doğru adımları atarız.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 27
Toplam yorum
: 37
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 2114
Kayıt tarihi
: 30.10.06
 
 

1979 Sakarya doğumluyum, 1,5 yıl Milli Eğitim' de öğretmenlik yaptıktan sonra,11 yıldır da üniver..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster