Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Aralık '06

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
722
 

Yumurtaya can veren Allah

Yumurtaya can veren Allah
 

Yumurtaya can veren Allah ise, karaktere can veren de yazardır öyle değil mi? Bir yazarın karakter yaratıp onu geliştirip zenginleştirdikten sonra öldürme safhasına geldiğinde yaşadığı sıkıntıyı Tanrı'nın kendisi de yaşıyor olabilir mi? Eğer kaçınılmaz bir ölüm kapıdaysa ve o esneda hayatımız hiç bir zaman olmadığı kadar güzelse, yaratıcının huzuruna çıkıp masum köpek yavrusu bakışları ile "lütfen beni öldürme" desek... Onu kandırmamız mümkün olur mu? Hayatın trajedi ve komedi arasında gidip gelmesinin sebepi yaratıcının zalim ve depresif olması olabilir mi?

Stranger than fiction / Lütfen beni öldürme'yi izlerken aklıma bu sorular geldi. Sonuçta hepimizin hayatını kurgulayan ilahi bir yazarın varlığına inanıyorum.

Film kurgusu ve anlatım tarzıyla fazlasıyla yenilikçi bir tarz ortaya koyuyor. İzleyiciyi hipnotize edip bizi kurgu ve gerçek arasında akıl almaz bir yolculuğa çıkarıyor. Hemen her sahnesinde senaristin zekasını ve yenilikçi anlatımını hissettiren, hayranlıkla izlenebilecek bir yapım çıkmış ortaya.

Sinemanın gerçek anlamından yani bir "hikaye anlatım sanatı" olmasından uzaklaşıp sırtını yoğun görsel ve işitsel efektlere ve klişe oyuncu performanslarına dayaması git gide daha sıkıcı bir hal alıyordu benim için. Tam bu noktada, Charlie Kaufman'ın "Being John Malkovich" ve Adaptation" ile yarattığı fırtınayı çok heyecan verici bulmuştum. Adeta bir tıkanıklığı açmış ve yazdığı seneryolarla "önce hikaye" diyebilmiş ve devamında çok hak ettiği bir üne kavuşmuştur.

"Lütfen beni öldürme" ise, çıtayı bir basamak daha yukarı koyuyor ve sadece "iyi yazmak" ve "iyi kurgulamaktan" çıkıp, ilave olarak "bir film ne kadar edebi olabilir?" sorusunu cevap arıyor. Özellikle "anlatıcının" baş karakterimiz Harold Crick'i bir gitar alma maksadıyla bir müzik mağazasından içeri sokup farklı gitarlar hakkında yaptığı tasvirleri görünce Edebiyatın adeta "ben buradayım ve aslında hep buradaydım ve hiç bir görsel efekt, hiç bir teknelojik gelişim benim yerimi alamayacak" diyerek meydan okuduğunu hissettim.

"Ataptation"gibi, esas kozu seneryosu ve senaristi olan sıcak ve çarpıcı bir film izlemek isterseniz "Lütfen beni öldürme" kaçırılmayacak bir film.

K.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kerem, filmi biraz önce izledim ve çok beğendim.Atilla Dorsay'ın övdüğü kadar varmış.Hakkında bir yazı yazmayı bile düşünüyorum.Yenilikçi filmleri her zaman sevmişimdir.Buda onlardan birisi.

Sinefilozof 
 19.08.2007 19:40
Cevap :
Charlie Kaufman'ın izinden giden bir film. DVD si çıkmış, ben de kiralayıp tekrar izleyeceğim yakın zamanda. Gitar çaldığı sahnenin izlediğim en romantik sahne olduğunu düşünüyorum bir de. Arivederçi. K.  20.08.2007 9:07
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 295
Toplam yorum
: 3950
Toplam mesaj
: 280
Ort. okunma sayısı
: 706
Kayıt tarihi
: 28.09.06
 
 

Bugün ölseniz mesela, ya da hafifletelim biraz hadi, bu giriş çok karamsar oldu. Bugün ortadan kay..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster