Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Mart '13

 
Kategori
Futbol
 

Brezilya bize çok uzak! (İnsan, âlemde hayâl ettiği müddetçe yaşar!)

 Brezilya bize çok uzak! (İnsan, âlemde hayâl ettiği müddetçe yaşar!)
 

Abdullah Avcı, özenerek konuşmayı çok seviyor. Bu bakımdan kimi söyledikleri “avcı hikâyesi” tadında. Bunu “kusur” değil de, bir “konuşma tarzı” olarak görmek gerekir.

Abdullah Avcı, iddialı konuşmayla başlamıştı işe.

Dünya Kupası’na doğrudan gideceğini söyleyecek kadar iddialıydı. Rakiplerimizden birinin Hollanda olduğunu unutarak, umut dağıtıyordu. Neye güvenerek konuştuğunu anlamak/ bilmek de zordu.

İddialı olmak iyi hoş da, kuru kuruya konuşmak boş!..

Takım teknik direktörü ile Ulusal Takım teknik direktörüne aynı pencereden bakabilir miyiz?

Takım teknik direktörü, kulübün bütçesine göre davranmak zorunda. Gönlünden geçen her futbolcuyu alma olanağı yoktur onun. Bu bakımdan eldekilerini en verimli biçimde kullanmak yolunu arayıp bulacak. Hele, sakatlıklar, cezalı futbolcular varsa, işi daha da zordur.

Ulusal Takım’ın teknik direktörü öyle mi?

Seçme özgürlüğü var; olanaklar geniş. Elini kolunu bağlayan yok. Olumsuz durumlarda, kulüp teknik direktörü ile Ulusal Takım teknik direktörünün istifasını istemek arasındaki farkı gözden kaçırmamak gerekir. O bakımdan Abdullah Avcı’yı kıyasıya eleştirmek, bu aşamadan sonra onun görevi bırakmasını beklemek, her futbolseverin doğal hakkıdır. Çünkü Ulusal Takım değil, kulüp takımları birer “deneme tahtası”dır. 

*****

Abdullah Avcı için en iyi olasılık, Hollanda’nın Romanya’yı, bizim de Macaristan’ı yenmemizdi. Bu durumda, puan farkı birer iner; ikincilik için umutlar yeşerirdi.

Umutların yeşermesi, Abdullah Avcı’nın görev ömrünün uzaması demekti. Görev ömrü nerede/ ne zaman biter bilemeyiz, ama sonuçlardan tek sorumlu kendisidir. Dedik ya, söz konusu olan kulüp takımı değil. Bu “değil”, faturanın kesilecek adresi göstermeye yeter.

 



Abdullah Avcı, Alper Potuk’u oynatmakla iyi etti. Alper de iyi oynadı. Alper örneği, Abdullah Avcı’nın gözünü Spor Toto Süper Lig’e çevirmede geç kaldığını gösterir mi acaba?

En iyi oynayan futbolcu niye kenara alınır?

Ya sakatlanmıştır ya da istenen alındığı için taraftara alkışlatmak gereği duyulmuştur.

Semih’in bir anlık dalgınlığı/ duraksaması, gol yememize yol açtı. Şimdi tutup da gelmeyen 3 puanın sorumlusu olarak Semih’i görmek akıl işi mi olur?

Burak Yılmaz, bir gol attı, ya atamadıkları?

Umut Bulut, ne zaman umut olacak?

Taç atışından gol yemek!...

Her türlü gol yeneceğine göre, golün taç atışından yenmesi, hafifletici bir neden olamaz. Gol korner atışından, penaltı vuruşundan da gelebilirdi. Ya da bizimkilerden biri kalemize de atabilirdi.

Ya Macaristan kalecisinin bacak arasından yediği gol?

Yenen gole bahane bulan, atılan gole bir “kulp” takmalı değil mi?

*****

Abdullah Avcı, özentili bir dil kullanmayı seviyor; umudunu yitirmediğini vurguluyor:

“Bugün maçı kazanıp yukarıya yapışmak istiyorduk. Çok ufak da olsa şansımız vardı. Ancak şansımız çok azaldı. Bu şansımızı sonuna kadar zorlayacağız ve mücadele edeceğiz."

Manzara-i umumiye ortada. Bir de bunun görünmeyen bölümü varmış. Abdullah Avcı’dan dinleyelim bunu da:

“Alt ligleri geliştirmeye çalışıyoruz. Hem okul, hem de futbol eğitimini bir arada alacak projeler üzerinde çalışıyoruz. Milli takımın oyun karakterini oturtmak kolay değildir.”

Anlaşılan o ki, Abdullah Avcı, yerini çok sevmiş!

Bir teknik direktörün, maç sonrası çok iyi oynadıklarını, ama 3 puan alamadıklarını anlatmaya çalışması, skoru değiştirir mi?

 

http://www.facebook.com/turgutcelik

https://twitter.com/#!/turgutcelik

turgutc@ttmail.com



 

 
Toplam blog
: 2458
: 2418
Kayıt tarihi
: 10.11.08
 
 

24 Kasım 1944'te İspir'de doğdum. Ankara Kurtuluş Lisesi'ni, Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesi Tü..