Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Ocak '10

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
1070
 

"Bu gün canım yazı yazmak istiyor"

"Bu gün canım yazı yazmak istiyor"
 

Çetin Altan'ın ve oğullarının "demokratlığı" o zamanlardan geliyormuş demek ki !!!


Tarihin her döneminde gücünü; Güçlü olandan, erk’i elinde bulundurandan yana kullananlara rastlarız.

Bunlar Bukalemun gibi güçlü tarafın rengine bürünmede çok ustadırlar.

Güvendikleri ortamların dağılması durumunda hemen renk değiştirip, arkalarına bakmadan kaçmaları en büyük özellikleridir bu tür insanların.

AKP döneminde de “kalemini”, “köşesini”, “gücünü”, “gazetesini” bu AKP erk’i lehine kullananlara rastlıyoruz.

Günümüzde de bu “güçlerini” AKP Taraf’ında kullananların başında Altan Biraderler geliyor. “Demokrasi Havariliği” kisvesi altında hem içlerindeki kini kusuyorlar, hem de artık mazlum rolüne bürünmekten başka hiçbir çaresi kalmayan AKP’ye Ordu düşmanlığı ve darbe senaryoları ile kol kanat gerip AKP vesayetinin devam etmesi için var güçleri ile çalışıyorlar. Ordu düşmanlığı en önemli dayanakları bu mücadelelerinde.

Babaları Çetin Altan bu konuda iyi yetiştirmiş onları. Bu konuda hakkını teslim etmek gerekir.

Oysa aynı Çetin Altan, 28 Mayıs1960 tarihinde Milliyet Gazetesindeki köşesinde bakın neler yazmış.

İlk önce o zamanki DP hükümetini çok uyardığını belirterek DP’nin bu İhanet yolunun geçidinin olmadığını belirtiyor. Bakalım:

“Yıllar ve yıllar boyu, aklımızın erdiği, gücümüzün yettiği, dilimizin döndüğü kadar tarihlerden örnekler verdik. Hukuk prensipleri sıraladık, kinayeli fıkralar anlattık. Kafasında en küçük bir izan fırdası bulunan bir insan bile bu ihanet yolunun geçit vermeyeceğini görür ve geri dönerdi.”

Daha sonra DP döneminin ihanet yolunu anlatıyor.

“Hayır hayır bunlar öyle yapmadılar. Anayasayı çiğnediler, hürriyetleri kestiler, hukuk dışı komisyonlar kurdular. Artık yazı yazmıyor, yazı taklidi yapıyorduk. Atatürk’ün gençliğe hitabesini, Nutuk’un tefrikası halinde yayınlamak dahi suç sayılır olmuştu. Atatürk’ten bahsedilsin istemiyorlardı. O nun kurduğu İnkilap Türkiyesi nin Cumhuriyetine bir beyefendiler saltanatı halinde çöreklenmek ve memleketi basınsız, üniversitesiz ve hatta meclissiz olarak idare etmek niyetine kapılmışlardı."

Devam ediyor Çetin Altan.

27 Mayıs 1960 hareketinin, DP çıkmaz yolu karşısındaki büyüklüğünü anlatıyor.

“Bu hareketin meşruluğu ve büyüklüğü, yıkılanların gayri meşruluğu ve küçüklüğü makusen mütenasip bir abide gibi ortaya çıkmaktadır.”

DP döneminin, Türklerin alimlerini, üniversitelerini, gazetecilerini ve aydınlarını ne hale getirdiğini anlattığı bölüm ise aynen günümüzü tarif eder gibidir.

“Türkler, alimleri dalkavuk, üniversiteleri maktel, gazetecileri korkuluk ve bütün aydınları sürüngen haline getirerek bir çete gibi davrananların rezaletlerini kabul etmeyi bütün dünya önünde reddetmişlerdi. Menfaat bağlarıyla bu cehalet ve rezalet yuvalarına uşaklık etmiş olanları kendi vicdanları ile baş başa bırakıyoruz. Her halde ıslah olacaklardır. Islah olmamakta direnenler olursa onlarda onlar da derslerini alacaklardır.”

Herhalde bu liberal tosunlar bu sözlerinden dolayı babacıklarına biraz sitem etmişlerdir.

Nasıl etmesinler?.

Ta o zamandan, AKP dönemini bu kadar güzel ortaya koyan ve sevgili biraderlerimizin pozisyonlarını bu kadar güzel anlatan başka bir makale bulunmaz.

Çetin Altan yazısının son bölümünde ise 27 Mayıs hareketine övgüler düzüyor.

“Bize bu günleri tattıran ve bir milletin haysiyetine konmaya çalışan tozları bir üfleyişle temizleyiveren Türk Silahlı Kuvvetleri sağ olsunlar. Kardeş kanı dökülmeden yapılan bu hareketin aynı vakar içinde gerçek demokrasinin temellerini atmasını bekliyor seviniyor, övünüyor, övünüyor, seviniyoruz.”

Çetin Altan’ın bu son paragraftaki dileği gerçekleşiyor ve 27 Mayıs hareketi dünyanın en özgürlükçü Anayasalarından olan 1961 Anayasasını hazırlayıp yerini sivillere bırakıyor.

İşte ortada…

Bir yanda;

1950’li yıllardaki DP hükümetlerinin uygulamalarının tıpkı günümüzdeki AKP iktidarının yaptıklarıyla örtüşmesi ve bunun Altan Biraderler’e kaderin garip bir cilvesi olarak Çetin Altan’ın kaleminden tarihe not düşülmesi.

Bir yanda;

2010’lardaki Altan’ların “Demokrasi havariliği…”

Karar da, yorumda okuyucunun..

Saygılar..

31.01.2010

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İnanıyorum ki, liberal tosuncuklar sıkıyı gördükleri anda babalarının izine döneceklerdir. Saygı ve selamlar...

izmirli doksanyedi 
 01.02.2010 15:01
Cevap :
Bu liberal tosunların küçüğü dün bir Tv. kanalında Tekel işçilerini eleştirmek için Kapitalizmin erdemlerini övüyordu. Bunlar sıkıyı görünce sosyalist olurlar yarın. Saygılar..  05.02.2010 7:50
 

Yazınızda ortaya koyduğunuz somut isimlerden çok, varsayılanlar düzinelere ulaştı artık. Merhum Uğur Mumcu, bunların bir kısmını 'kişilik erozyonu' sonrası, tüm erdemlerini yitirmiş canlılar olarak görüyordu. Hatta yine bir bölümünü 'alttan' diye tanımlıyordu. Mutlaka bir bildiği vardır yitirdiğimiz bu değerli gazetecimizin. O bukalemun benzetmelerine uygun çok değerler yetiştiriyor artık hem medyamız, hem toplumumuz. Güzel bir analizdi, teşekkürler. H.H.Dulun

Hasan Hüseyin Dulun 
 01.02.2010 13:50
 

İnanın, şu blog yazınızı, Altan denilen ailenin, yedi sülalesi toplansa yazamazdı; tam da gerçeklere ayna tutan bir yazınız olmuş. Gazeteciliği, Türkiye Cumhuriyeti ve onu ayakta tutan kurumlara saldırı olarak kullanan herkese, yazıklar olsun, bu memleketin suyu , böyle nankörlük eden herkese haram olsun.

Gülfer Özel 
 01.02.2010 2:11
Cevap :
Evet aynen katılıyorum. Bunlara bu memlekette yararlandıkları her türlü nimet haram olsun. Teveccühünüze teşekkürler. Saygılar..  05.02.2010 7:54
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 243
Toplam yorum
: 688
Toplam mesaj
: 103
Ort. okunma sayısı
: 754
Kayıt tarihi
: 26.03.07
 
 

1957 Kars doğumluyum. Emekliyim. Gazi Üniversitesi İİBF İşletme bölümü ön lisans mezunuyum. Yazı ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster