- Kategori
- Sivil Toplum
"Çağlayan"ın sesi...
“ÇAĞLAYAN”IN SESİNİ DİNLEYEN VAR MI?
İstanbul’da millet “Çağlayan” oldu da aktı ya. Bir televizyon kanalında Devlet Bakanı Mehmet Ali Şahin “Çağlayan mitingi, muhalefete ‘birleşin’ mesajıdır” demiş ve üzerlerine hiç aınmamış. Yani iktidara göre bir her hangi bir şey yok…
Ben “Çağlayan milletin” sesini Sayın Mehmet Ali ŞAHİN’in de üzerine almasını dilerdim. Ama tespitinde de “Gerçeklik” olduğunu ben de kabul ediyor ve bu görüşe katılıyorum. Hatta katılmakla da kalmıyor, fazladan 1, 78 boy ve 72 kiloluk biraz da eskimeye yüz tutmuş “kalıbımı” da basıyorum…
11 Eylül 1980 tarihine bir dönüp bakalım…
O tarihi benim oğlum da bilmez, kızım da. Ama ben çok iyi bilirim. Gayrı demokratik seçim yasasının “Seçilme” kuralını düzenleyen bölümün “Yaş” ile ilgili maddesine göre “Seçilebilir” sınırında olanların bile bilmediği, görmediği tarihtir o tarih…
İşte o tarihte, yine benzer ancak daha acı günler yaşıyorduk. Acı olan tarafı, her gün “Kaç kişi öldü” çetelesini de tutuyorduk. Şükür Allah’a ki bu gün “Siyaseten” ölü çetelesi tutmuyoruz. Ama aynen bu günlerde de olduğu gibi siyasette “İnatlaşma” ve demokrasinin “Uzlaşma” kültüründen uzak günler geçiriyorduk. Yüz birinci tur olduğu halde cumhur’un vekilleri, başkanı geçemiyordu.
Siyaset kitlenmiş, her gün birileri ölürken “Millet” o günlerde de “Çağlıyordu” ama derdi bu gün olduğu gibi değildi. Siyasetçiler yine bir hata etmişler milleti bölmüşler, kamplara ayırmışlardı. Kimileri “Sağda” yer alırken karşılarında “Sol” denenler vardı. Ortalık yerdeki sade vatandaş ise yönünü şaşırmıştı. O “sade” vatandaş ancak ölenlerin çetelesini tutup “Kim kurtaracak” demeye başlamıştı.
O gün, daha hala bu gün de tartışılan ve “Yanlış yaptı” denilen Türk Silahlı Kuvvetleri ortaya çıktı ve kan gövdeyi götürürken, analar her gün gözyaşı dökerken, o gözyaşını durdurdu.
Çok geriye gitmedik aslında. Tarih daha çok yeni, evet birileri için “Seçilme” yaşının bile üzerinde bir zaman… Ama yaşanmış, bizlerin hala unutmadığı bir zaman kesiti.
O günlerin getirdiği “Zorunluluğu” ile hazırlanan 1980 tarihli Anayasa’nın “Seçim barajı” sonucunda tüm düşüncenin temsil edilemediği mecliste “Uzlaşma” ve “Birleşme” kültürü ile lime lime olmuş görüntünün kalkması gerekirken, bu gün gerek sağ taraf gerekse sol taraf paramparça ve ölüp giderken bile kuyruğu dik tutma gayretindeler…
Evet… Mehmet Ali ŞAHİN, bu anlamda milletlin aynı zamanda muhalefet için de “Çağladığını” söylemesinde bir isabetsizlik yok…
Ama aynı zamanda kendileri “Alıngan”lık gösterseler daha isabetli olurlar…
Bu muhalefet mi?
Bu muhalefet bu günden ders çıkarmazsa, zaten sandığa da gömülmüş olacak. O zaman birileri çıkar mı?
Zaman elbette her şeyin ilacı da, kalp krizi geçirdiğiniz sırada ilacınız elinizin altında değilse, hastaneye zor yetişirsiniz…
Biraz esprili bir laf ama daha tecrübesini yaşadığım günden bu yana ne kadar zaman geçti ki?
30 NİSAN 2007