Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Ocak '08

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
674
 

"Devlet ve Asker" adlı beklenen kitabım çıktı!

"Devlet ve Asker" adlı beklenen kitabım çıktı!
 

ilk kez günışığına çıkarılan belgelerle... Salyangoz yayınları, 560 sayfa


Sevgili Dostlar,
5 yıldır İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinde çalıştığım eserimi nihayet kitap olarak bastırmış bulunuyorum (SALYANGOZ YAYINLARIndan). Şu anda www.kitapyurdu.com'da haftanın kitabı olmuştur.
Heyecanımı önce sizinle paylaşayım dedim. İlgilenenler için kitabın önsözünden küçük bir alıntıyla kitap hakkında bilgi vermiş olayım...

Askerî güvenlik bürokrasisinin sistem içerisinde edindiği güçlü rol ve sivil ve siyasî alan üzerinde kurduğu hâkimiyet çok belirgindir ve ülke gündeminin önemli tartışma konuları arasındadır. Elinizdeki eserin amacı Türkiye’de askeri bürokrasinin süreç içerisinde edindiği yetki ve görevler aracılığıyla, bugün anayasal sistemde nasıl konumlandığını tespit etmektir. Bunu yaparken şöyle bir yol izledik. Öncelikle Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinden bugüne Türk hukuk mevzuatını tarayarak dönemler içinde askeri bürokrasinin hukuksal evrimini ve dolayısıyla rejim içerisindekini konumlanmasını saptamaya çalıştık. İkinci olarak, yasal düzlemde ortaya çıkan bu gelişmeleri bir tarihsel perspektif içinde sunarak, askerî bürokrasisinin sivil ve siyasî alan üzerinde kurduğu hâkimiyette hangi etkenlerin etkili olduğunu göstermeye çalıştık. Bize göre askerî bürokrasisinin sistem içerisinde edindiği güçlü rolün izleri geçmişte yaşanan olağanüstü dönemlerde aranmalıdır. Gerçekten de askerî bürokrasiyle ilgili olarak yapılan bütün kanunlaştırma girişimleri, kendi döneminin siyasi, ekonomik ve sosyal gelişmelerinden etkilenmiştir.

Bu nedenle eserin birinci bölümünde, Osmanlının son dönemi ve Cumhuriyetin ilk zamanlarında yaşanan olağanüstü koşulları ve askeri bürokrasinin sistem içerisinde nasıl konumlandırıldığını ve bu konumlandırmanın hangi dinamiklerin etkisiyle gerçekleştiğini inceledik.İkinci bölümde Genelkurmay Başkanlığı’nın geçirdiği bütün evreleri ve bu süreç içerisinde edindiği yetki görev ve yetkilerin neler olduğunu ele aldık.

Çalışmamızda ayrıca, Genelkurmay Başkanlığı’nın hangi aygıtlarla siyasal alana müdahale ettiğini, “rejimi kollama ve koruma görevini” hangi yöntemlerle yerine getirmeye çalıştığını irdeledik. Üçüncü bölümde ise askeri bürokrasinin siyaseti yönlendirme ve gözetme işleviyle donattığı Milli Güvenlik Kurulu’nu ele aldık. Bunun yanında, yürürlükteki mevzuatta yaptığımız geniş bir tarama sonucunda Genelkurmay Başkanlığı’na tanınmış yetki, görev ve ayrıcalıkları madde madde verdik...

Ayrıca, Milli Güvenlik Kurulu’nun 1949 yılından itibaren yapmış olduğu toplantılarda ele aldığı konuları tespit ettiğimiz bir araştırmaya yer verdik. 1949- 2007 arasında yapılan toplantılarda ele alınan konuları, bu tarihler arasındaki gazeteleri ve arşivleri taramak suretiyle tasnif etmiş ve kitabımızda yer vermiş bulunuyoruz..

Kitap için irtibat adres ve telefonları:
Salyangoz Yayınları
Hobyar Mah. Cemal Nadir Sk.
Akşam Han, No: 13, Kat: 2
Cağaloğlu/İstanbul

Tel: +90212 528 92 15
Faks: +90212 528 92 14
e-posta: salyangoz@salyangozyayinlari.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hayırlı olsun,kitabınızın kütüphanemde yer almasından mutluluk duyacağım.En kısa zamanda alacağım.Saygılarımla

shalimar 
 22.01.2008 21:59
 

Bu yasanın, TBMM tarafından kabul edilmesinin hemen ardından Atatürk’ün, 23 Nisan 1920’den itibaren hem asker hem de milletvekili olarak hizmet eden en yakın dava arkadaşlarına, bu devrim yasasına göre konumunuzu belirleyin dediğini ve netice de bu yasanın uygulanarak, askeri bürokrasinin kışlasına çekildiğini de anlatabilirim. Hatta askeri bürokrasi, sivil siyasete müdahalelerini “Cumhuriyeti koruma ve kollama hareketi” olarak takdim etse de; Atatürk’ün kendilerine bu yetkiyi vermediğini, tam tersine “Benim en büyük eserim Cumhuriyettir.” diyerek, Cumhuriyeti gelecek kuşaklarımız anlamında, çocuklarımıza ve gençlerimize emanet ettiğini ve bunun da çok anlamlı olduğunu bilmem takdir eder misiniz? Bütün bu ifadelerim, ülkemizdeki bu gerçeğin yasal düzenlemelerin bir sonucu değil, fiili durumların bir sonucu olduğunu göstermektedir. Fiili durumda da bir tek haklı vardır. O da fiili gücü kullanandır. Saygılarımla.

Rıza Üsküdar 
 20.01.2008 15:35
Cevap :
Rıza bey, öncelikle zahmet verip uzun uzun yazmanıza çok memnun oldum, teşekkürederim. sonra da bu söylediğiniz tüm olguların kitabımda tartışıldığını, sözkonusu tarihlerde nelerin yaşandığını ve tahlillerine yer verdiğimi bilmenizi isterim. müsterih olun, kitapta sadece yasal düzenlemeler yok, konu bütün dinamikleriyle ele alınmaya çalışıldı. dahası bunların hepsi tartışmalı alanlardır, öneğin son ifadenizde Atatürk'ün cumhuriyeti gençliğe teslim ettiğinizi belirtmişsiniz ya, bu durumda genç subayları niye dışarda tutuyoruz diye bir tartışma açılabilir, öyle değil mi? kitapta objektif olmaya çalıştım, direkt kötüleemek ya da göklereçıkarmak gibi bir niyetim olmadı... saygılarımla  25.01.2008 13:42
 

Bu durum, Osmanlı Devleti dönemlerindeki süreçler için olduğu kadar Cumhuriyet dönemindeki süreçler içinde de geçerlidir. Maalesef bunu çoğumuz görmezden geliyoruz. Bu durum, belki de bizim gibi sivil toplumu gelişmemiş ya da sivil toplumun mahiyetini anlayamamış toplumların temel sorunudur. Bugün siz bana askeri bürokrasinin, yasal düzenlemeler temelinde güç kazandığına dayalı, bir takım yasalardan yola çıkarak örnekler verebilirsiniz. Bunu kabul etsem de etmesem de, güç odağı bu yönde şekillendiği sürece yapacak bir şeyim yok. Diğer taraftan ben de size Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk’ün, temel devrim yasalarından biri olan 3 Mart 1924 tarihli yasayı hatırlatabilirim. Bu yasa ile Atatürk’ün özetle; kışlaya, camiye ve okula siyasetin karışmasını engellemeye çalıştığını söyleyebilirim.

Rıza Üsküdar 
 20.01.2008 15:32
 

Değerli Seydi Bey, öncelikle kitabınızın yayınlanmasından dolayı duyduğunuz sevinç ve gurura, sizin adınıza ben de katılmak isterim. Bu anlamda sizi tebrik ediyorum. Umarım bu kitabınız, bizim gibi hem tarihte hem de günümüzde bir türlü anlayamadığımız ya da anlamak istemediğimiz, “Devlet aygıtında askerin belirleyiciliğine” yeni bir boyut kazandırır. Ancak bu blog yazınızda kitabınızın kısmen de olsa içeriğine yönelik okurlara ipucu vermişsiniz. Bu ipuçlarından yola çıkarak, kitabınıza ilişkin bazı değerlendirmelerde bulunmak isterim. Öncelikle askeri bürokrasinin ülkemizde, her alanda güçlü bir konumda olduğunu ben de kabul ediyorum. Ancak bu durumu, dünden bu güne yapılan yasal düzenlemeler temelinde oluşan bir durum değil, bir devlet için son güç olmanın yarattığı, fiili durum olarak görüyorum.

Rıza Üsküdar 
 20.01.2008 15:29
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 34
Toplam yorum
: 209
Toplam mesaj
: 48
Ort. okunma sayısı
: 4447
Kayıt tarihi
: 22.07.06
 
 

Kendimi bildim bileli hiç saf su içmedim... ÇAY benim abu hayat suyum... İnce belli bardakalar çabuk..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster