​ “Her iki kupayı da çok istiyorum!” / Spor / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Şubat '10

 
Kategori
Spor
 

“Her iki kupayı da çok istiyorum!”

“Her iki kupayı da çok istiyorum!”
 

On gün önce Denizlispor karşısında olağanüstü bir mücadele eden kadrodan beş eksiklikle Sivasspor’u yine benzer görüntü sonrasında açık farkla yendikten dört gün sonra hiç hız kesmeden ligin en iyi takımlarından Bursaspor’un işini 45 dakika içinde bitiren Fenerbahçe’nin daha iyi futbol oynamasını her halde kendi stadyumu engelliyordu. Şükrü Saraçoğlu’nun durumu gerçekten acınası bir duruma geldi. Özellikle ağışla birlikte bütün detaylar ortaya çıkıyor. Bugün biraz kuvvetli bir yağmur olsaydı büyük bir ihtimalle Diyarbakırspor maçı burada oynanamazdı.

Hep altını çizmeye çalışıyoruz; bu sene kupa maçları Fenerbahçe takımının en büyük avantajı oldu. Bu çok net bir şekilde görülüyor. Eskişehirspor maçını saymazsak ki o lige verilen aradan sonraki ilk karşılaşmaydı, takım sürekli üstüne koyarak havaya girdi.

55 dakika boyunca Bursaspor’u sahadan silercesine ve klasik bir laf olacak ancak Fenerbahçe için bu cümleyi kurmak çok kolay değil olağanüstü baskılı bir top oynayarak sanki şöyle bir mesaj vermek istedi:

“Her iki kupayı da çok istiyorum!”

Fenerbahçe bugün taktiksel bir oyun oynamadı. Baskılı ve arzuluydu. Hatta taktiksel olarak fazlasıyla da eksikti. Özellikle orta sahada Emre ve Baroni çok aksadı. Bu iki oyuncunun takım oyununda olmayışı Fenerbahçe’nin orta sahasını rakibe teslim etmesini sağladı. İkinci yarı Emre’nin tamamen düşmesiyle Bursaspor’un baskılı oyunu başladı. Bursaspor bu bölümde bir gol bulmuş olsa maç kritik bir yere de gidebilirdi.

Fenerbahçe’nin aksayan bir diğer oyuncusu Gökhan Gönül’dü. Rakibe çok top kaptırmanın yanı sıra özellikle bir pozisyonda Sercan’a orta sahada kaptırdığı topla birlikte başlayan akını bir türlü durduramaması Fenerbahçe’nin kalesinde büyük bir tehlike yarattı.

Orta sahası olmayan ve defansının sağ kanadındaki oyuncu aksayan takımın yardımına üst düzeyde yardımlaşma ve baskılı oyun yetişti. Zaten Yıllardır Fenerbahçe’nin en büyük eksikliği de buydu.

Gollerin duran top organizasyonlarından gelmesi de aslında bu oyunu biraz gölgeler gibi oldu. Çünkü maçı izlememiş bir kişi yıllardır Fenerbahçe’nin duran top üstünlüğü ile bu maçı kazanmış olduğu yanılgısına kapılabilir. Daha fazla gol de bulabilirlerdi; özellikle Alex’in kaçırdığı çok net bir pozisyon vardı.

İkinci yarının başında Özer’in şanssızca direkten dönen topu içeri girmiş olsa bu maçın farkının kaçta duracağını kimse bilemezdi. Özer tam bir joker gibi; nerede görev verilirse orada oynuyor. Bugün Topuz’un yokluğunda sağ kanattaydı ve yine çok iyi oynadı. Üçüncü gol öncesinde yaptığı hareketler ve topu ceza sahasının içine indirişi ustalık içeriyordu. Muhtemelen Diyarbakırspor maçında yine sol kanada dönecek. Bir futbolcu için en zor işi yapıyor Özer. Futbolumuz çok önemli bir yıldız kazanmak üzere.

Ertuğrul Sağlam maç sonrasında haklı olarak şanssızlıktan ve hakem hatalarından söz etti.

Maçın hemen başında Fenerbahçe defansının kaçırdığı bir pozisyonda Bursaspor’un golü bulamaması çok ciddi bir şanssızlıktı. Sonra Gökhan Gönül’ün hatasında Sercan yararlanamadı. Kuşkusuz bu toplar Fenerbahçe kalesinin içine de girebilirdi. O zaman biz başka bir maç izlerdik. Tahmin ediyorum ki üst düzeyde bir maç olurdu ve bu kadar erken kopmazdı. Ancak Bursaspor belki de baş edemeyeceği kadar arzulu bir Fenerbahçe ile mücadele edeceğini hiç tahmin etmiyordu.

Ertuğrul Sağlam, özellikle Sivasspor maçındaki kanat akınlarından etkilenmiş olacak Fenerbahçe’nin sağ ve sol kanatlarına önemli yığınak yapmıştı.

Uğur hiç boş alan bulamadığı gibi orta sahada ilginç bir mücadele sonrasında çok ciddi bir şekilde sakatlandı. Uğur’un sakatlanması hem onun için hem de Fenerbahçe için büyük şanssızlıktır. Üstelik bu kadar formdayken bu sakatlığın kendisini etkileyeceğini tahmin ediyorum. Umalım ki çabucak sahalara dönsün.

Aslında Emre gününde olmuş olsaydı orta sahası bu kadar boş kalmış bir mücadeleden kendisi adına iyi bir nema da alabilirdi. Ancak Emre de kötü olunca Ertuğrul Sağlam’ın istediği şey gerçekleşir gibi oldu.

Ta ki duran toplara kadar…

3-0’dan sonraki rahatlık ya da Fenerbahçe’nin oyunu rölantiye alması da çok anlaşılır bir şeydi. Ancak rahatlık konsantrasyon bozulmasına da neden oldu.

Daum Semih'i oyundan çıkarmakla sanki hata yaptı.

Oysa Alex'i kenara alabilir; Bursaspor'u çift forvetle zorlayabilirdi. Çünkü 3-0'lık skor bir anlamda kaybedecek bir şeyi kalmamış takım inancıyla fazla riskli oyuna yönetlmişti yeşil beyazlıları. Gökhan'ın tek başına kaldığı noktalarda yanında Semih de olsa fark son on dakika içinde de olsa biraz daha açılabilirdi.

Fenerbahçe için bir sonraki turun hesaplarının yapılacağı bir süreç başladı. Bu kadar kolay olacağını kimse tahmin edemezdi sanırım.

Fenerbahçe şu an ligin en iyi takımına dönüşmüş durumda ve önüne gelene bol gol atıyor. Bu bir rehavete dönüşmezse rakiplerinin durumu göz önünde bulundurulduğunda kısa süre içinde aradaki farkı açabilir.

Uzay Gökerman

 
Toplam blog
: 2033
: 1268
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

"Keyif verici bir yalnızlık" olarak gördüğüm yazma serüvenimin en önemli merkezlerinden bir tanes..