"Sanatımızın Hatıra Defteri" Yahya Kemal ile Celile Hanım'ın Aşkı ve Nazım / TV Programları / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Mart '13

 
Kategori
TV Programları
 

"Sanatımızın Hatıra Defteri" Yahya Kemal ile Celile Hanım'ın Aşkı ve Nazım

"Sanatımızın Hatıra Defteri" Yahya Kemal ile  Celile Hanım'ın Aşkı ve Nazım
 

Guzelligi dillere destan Celile


Unutulmuş kişilerin ünlü hikayeleri ya da ünlü kişilerin unutulmuş hikayelerinin anlatıldığı "Sanatımızın Hatıra Defteri", Nebil Özgentürk'ün yazıp yönettiği belgesel programının dördüncü bölümünü izledim. Kolay kolay TV programlarının takipçisi olmadığım halde  "Sanatımızın Hatıra Defteri"nin ilk sayfasından beri büyük bir merakla izliyorum. Program, Cuma günleri saat 21,45'te, CNN' Türk'te başlayıp 22,45'te bitiyor. Cihan Ünal'ın seslendirdiği, Can Atilla'nın müziğini yaptığı belgeselin sayfaları yaşanmış ilginç ve akıcı hikayelerle dolu. Güzel bir müzik eşliğinde eski siyah beyaz fotoğraflara bakarak seyrettiğiniz belgesel adeta resimli roman tadını veriyor. Söz konusu sanat insanlarının hayatları da zaten romanın ta kendisi...

Belgeselin bu haftaki dördüncü  bölümünde gösterilen beş  öyküden biri de Celile Hanım ve Yahya Kemal'in aşklarıydı. Nazım'ın şiir yeteneğini farkeden annesi, onun okuldaki hocası  olan Yahya Kemal'den özel ders vermesini ister ve Yahya Kemal Nazım'a özel ders vermek için Celile Hanım'ın evine gidip gelmeye başlar. Kısa bir süre sonra aralarında aşk doğar. Nazım bu durumu farkettiğinde hocasına soguk davranmaya başlar ve hocasının paltosunun cebine beyaz kağıda yazılmış şu notu iliştirir: "Hocam olarak girdiginiz bu eve babam olarak giremezsiniz." Muhtemeldir ki ünlü şair bu nottan sonra ders vermek için artık o eve gitmemiş, ilişkilerini gizli sürdürmüşlerdir... Bu hikayeyi biliyordum hatta daha da fazlasını bir arkadaşımdan öğrenmiştim. O zamanlar internet olmadığı için bu bilgileri okuyarak ya da sohbet esnasında öğreniyorduk.. Ne sebeple oldugu bilinmez Yahya Kemal sevgilisinin bir partiye katılacağı şüphesiyle kıskançlık krizine girer ve bir tekne tutarak (akşamın geç saatleri olmalı) adadan Celile Hanım'ın Nişantaşı'ndaki evine gitmek üzere denize açılır. Oysa hava çok rüzgarlı ve yağışlıdır. Yolculuk tehlikeli de olsa sağ salim kıyıya varırlar. Şair sevgilisinin apartmanına geldiğinde kapıcıyı uyandırarak Celile Hanım'ın evde olup olmadığını sorar, "evde" der kapıcı. "Olsun sen git tekrar bak" der. Kapıcı tekrar bakar, evde oldugunu söyler ve şair evin karşısındaki meyhanede sabahlar.. ;...

Öykünün buraya kadar olan kısmı, doğası gereği ateşli aşk nöbetleri ile geçer. Ancak asıl hazin olan bundan sonraki kısımdır. Celile Hanım evlenme teklifi beklerken, Yahya Kemal, Yakup Kadri'ye "bu kadar dile gelmiş bir kadınla ben nasıl evlenirim" diyerek ona teklif yerine veda mektubu göndermiştir. Celile Hanim için ilk yıkım bu olmayacaktır. ( Aşk varsa evlenmenin hiç bir önemi de yoktur zaten, ama Yahya Kemal'in evlenmeme zihniyeti aşkla ne kadar bağlantılı sorgulamak gerekli). Yillar sonra Nazım hapise düşer, Celile Hanım oğlunun özgürlüğü için mücadele vermektedir ve basta Jan Paul Satre olmak üzere dünya yazarları Nazım'ın özgürlüğü için seferber olmuşlardır. Anne evladı için gururunu bile hiçe sayar, o dönem milletvekili olan Yahya Kemal'e mektup yazarak gündemde olan af tasarısından oğlunun da yararlanması için ondan yardım ister. Mektubu cevapsız kalır. Celile icin yıkım bitmemistir daha. Yıllar sonra tekrar oğlunun özgürlügü  için Galata Köprüsü'nde açlık grevine başlayan Celile Hanım, bir gün eski sevgilisinin kendisinin yanından geçerken onu görmezden geldiğini farkeder ve arkasından öylece bakakalır.. Neler düşündüğünü  kimse bilmez ama bu durum öyküyü  bilenlerin canını çok acıttığı gibi onun da canını fazlasıyla acıtmış, hatta "ben kimi sevmişim?" diye de iç geçirmiştir muhtemelen.

Yahya Kemal'in büyük şair oldugu su gotürmez bir gerçek. Hatta o en bilinen şiirlerinden " Artık demir almak günün gelmişse zamandan / Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan..." şiirini de Celile Hanım için yazdığını bu programda öğreniyorum. Ancak böyle bir şiir yazan adam nasıl olur da Sevdigi için parmağını bile oynatmaz anlayamam. Nazım'ın düşüncelerini kabul etmeyebilir, en azından geçmişte yaşadığı hatıraların hatırına bir zamanlar delicesine sevdiği kadının gönlünü  nasıl bu kadar incitebilir anlayamam.. Korkak insanlari sevmem, korkak aşıkları hiç sevmem. Aşık insan hesap yapmaz, sadece gereğini yapar. Aksi takdirde onun aşkından şüphe duyulur.. Yahya Kemal büyük bir şair olmasına rağmen, bu davranışıyla biz okuyucularin gönlünü kırmıştır... Özellikle artık yaşlanmış, gözleri görmeyen yaşlı bir kadını görmemezlikten gelmesi bizim de gönlümüzü yaralamıştır...

Nebil Ozgentürk'ü Latife Tekin'in mekanında tanımıştım. Yine böyle bir hikaye anlatıyordu. Kendine yakışan güzel bir program yaparak bize de öykü tadında belgesel sunmuştur. Herkese bu programı izlemesini  öneririm...

23/03/2013

 

 
Toplam blog
: 71
: 1292
Kayıt tarihi
: 10.08.11
 
 

Hacettepe Fransız Dili ve Edebiyatı mezunuyum. Öğretmenim, şu anda yurt dışında görev yapıyorum. ..