- Kategori
- Futbol
10 Numara ve Menekşe
UZAKLARDANgelip sessizce kente inen akşam, sokaklarda dinleniyordu. Düşlerinden birkaç pembe bulut daha eksilen otuz beş yaşındaki futbolcu hırpalanmış, şaşkın ve bitkindi. Yaşamında ona atılan kazıkların toplamını bir kerede yediği geçti aklından. Çevresinde aynı frekansta otlayan birkaç kişinin cehaletinden yansıyan bir dizi ilkellik, onu perişan etmişti. Ancak biliyordu ki; “pişmanlıklar sonuçta zaman kaybıdır”. Ve insanın ruhu çoktan sakat kalmıştır. Çektiği acı ve duyduğu korku nedeniyle, gördüğü her cismin ardına gizlenmek dileğindeydi titreşen yüreği. Sanki, ölen çocuğunu geri çağıran bir anneye kavuşmak istiyordu. “10 Numara”, ağır yol alan otomobilin içinde, dikkatleri kendisi ve ailesi üzerine çevrili; saygı ile iki yana çekilen sevgili taraftarlara, dudaklarını ısırarak şiş gözlerle baktı. Son bir haftada, çocukken ağlamadığı kadar gözyaşı dökmüştü. Sinsi zorbalık gelişiminin “mobbing” adı altında bu kadar seviye atladığına inanamıyordu. Sonra - “Aklımda bolca sözcük ve bir miktar da düş var ve… ”
“Dürüstlük tehlikelidir ama sen…”
“ŞU ANDA ağaçlarda rüzgar olmak ve bana sevgilerini gösteren şu insanların saçlarına, yanaklarına dokunmak istiyorum.”dedi; yanında oturan ve sözlerini tam olarak işitemeyen karısına… Saçma sapan düşüncelerüreten, şeytana da kazık atabilecek birkaç tanıdık basit insan figürü sinsice geçiverdi belleğinden! Ve sonra elini minik oğlunun omzuna koyarken, alnını da aracın camına yaslayıp dışarı baktı. Kendisine coşku gösteren insanların nasıl da masum bir yakınlıkları vardı. Oysa yine de, tüm bu fantastik ortama karşın, kendisini yeryüzünde görünmezmiş gibi hissedip korkusunu sürdürüyordu. Öyle ya; herkes sonunda kendi yazgısını yaşar. Çok küçük yaşlarda, ülkesinde dedesi ona “Dürüstlük tehlikelidir ama sen asla vazgeçme evlat!” derdi. Küçük çocuklarına kısa süreli bir göz atıp “Bu gece ay doğduğunda yolumuzu tümüyle açmış olacağım ve sizler de bundan hayatınız boyunca yararlanmaya çalışmalısınız.” gibi bir şeyler mırıldandı. Bu arada coşkuyla yüklü “Sevgi Konvoyu” kulübün bayrakları, çığlıklar ve meşaleler ile havaalanına iyice sokuluyordu.
Hizmet edenleri olmasa…
KONUK olduğu dev kulüpte, onu yuvarlamaya çabalayan çok yakınındaki bir topluluk, çukura kendileri gömülecekti. Yaşamı boyunca hep o çukurun başında bekleyecek, tırmanıp çıkamadıklarından emin olacaktı. Nedir? Bazı insanlar, “anlayamadıkları durumlar” ve “kıskandıkları kişiler”den hiç hoşlanmazlar. Yanında bulunan iki yaşındaki bebeğiyle top oynamasını bile “gönderme” olarak algılayıp “Joe Dalton” gibi tepinmişlerdi. O birkaç kişinin; takımın çalıştırıcısı dahil, kendisini öldürmeden yokettiklerini düşündü. Başına gelen “organize iş”te de, gözle görülen “gözü dönmüş” bir grup çalışmıştı. Nedir? “Hizmet edenleri olmasa, efendinin ne yapmak istediğini pek anlayamazsınız.” Burada da “büyük patron”un planı nakış gibi işlenmişti. Tüyler ürpertici bir “kapan”dı bu. İki saat sonra binlerce sevgilisinin seslenişi arasında uçağın kapısındaydı "10 Numara!" Hüzünle geriye dönüp orada olmayan milyonlarca sevenini simgeleyen ışıklı kalabalığa bakarken dünyasını karartan “diğerleri” için de birden kararını verdi: Bağışlayacaktı…
Nedir? “Bağışlamak, ‘Menekşe’ nin, kendisini ezen topuğa kokusunu bulaştırmasıdır.” (Mark Twain)
Dev uçak, hüzünlü aileyle birlikte Latin Amerika’ya süzüldüğünde; futbol kulübü binası, çevresi, satılmış komplocuların ayak bastıkları tüm yerler ile çalıştırıcı ve kulüp başkanının evlerinin önü de “Menekşe” kokuyordu. / Levent Üsküdarlı
NOT / Yaşandı!