​ 2008-2009 sezonu ana rahmine düşüyor / Futbol / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Haziran '08

 
Kategori
Futbol
 

2008-2009 sezonu ana rahmine düşüyor

2008-2009 sezonu ana rahmine düşüyor
 

Biliyorum, bugünlerde futbol denilince akla Avrupa Futbol Şampiyonası geliyor. Oysa bu tür organizasyonlar, vitrin nitelikleri fazla da olsa, ancak boşluk doldurma işlevi üstlenebiliyor.

Çünkü futbolun esas sahnesi ligdir. Diğer organizasyonlar ise, (milli takım turnuvaları olan Dünya Kupası ve Avrupa kupası ile kulüp turnuvaları olan kıta kupaları) lig organizasyonları üzerinden elde edilen hasatlardır.

Avrupa Kupasında tansiyonun yükseldiği bugünlerde, 2008-2009 sezonu da yavaş yavaş ana rahmine düşmeye başlayacak. Yaklaşık 1,5 aylık bir hamilelik sürecinden sonra nurtopu gibi bir ligimiz olacak. Ligin yeni sezonunun yeni yapı taşları elbette 1 Haziran’da başlayan resmi transfer sezonu ile başlamıştı. Kulüpler kağıt üzerinde takımlarını güçlendirmenin, revize etmenin peşinde idi ve kağıt üzerindeki bu çaba eylül ayına kadar sürebilecek.

Ama bugünler, kağıt üzerindeki kadroların yavaş yavaş yeşil çimler üzerinde somutlaşmaya başladığı günler olacak. 20 Haziran’dan itibaren takımlar birer ikişer yeni sezonu açıp, hazırlık kamplarına başlayacaklar.

Bu dönem çocukluğumdan beri, en az lig maçları kadar heyecan verici olmuştur benim için. Hatta Beşiktaş’ın ligde başarı umudunun kalmadığı sezonun ikinci yarıyıllarından daha keyifli olduğuna kuşku yok. En azından aşırı bir umut yüklemesi yapabildiğiniz bir dönem.

Bu bir buçuk aylık sürede istediğiniz kadar hayal kurabilirsiniz. Kulübün yaptığı transferlerle takımın tüm açıklarını kapattığını, takıma hemen uyum sağlayan ve tüm sorunlar için sihirli değneği olan bir teknik direktörle anlaşıldığını, yeni alınan kalecinin panter, santrforun gol makinesi olduğunu hayal etmekte sonuna kadar özgürsünüz. Emin olabilirsiniz ki, spor basını da sizin kurduğunuz hayallerin sınırını geniş tutabilmeniz için yeterince malzeme sunacaktır.

Örneğin ilk günlerde teknik direktörünüz, takımı bıraktığı gibi bulduğunu, tüm futbolcuların tatil süresince disiplinli bir yaşam sürdüklerini ve lig başına kadar yapacak yüklemelerle takımın kondisyonunu üst seviyeye taşıyacaklarını söyler. Ya da yeni bir teknik direktörse, takımı beklediğinden iyi bulduğunu, açıklarını en kısa sürede kapatıp lige hazır hale geleceklerini, yeni transferlerin takıma hemen uyum sağlayacağını ve bu sene seyircilere bambaşka bir takım izlettireceklerini ifade eder.

Özellikle üç büyük takımın İstanbul’da gerçekleştirdikleri ilk bir haftalık kampta takımın disiplini kesinlikle parmak ısırtacaktır. Takıma yeni katılan futbolcular daha eski ve yaşça büyük futbolculara “abi “diye hitap edecek ve basına “çocukken kahramanım olan futbolcularla beraber oynamanın heyecanını yaşıyorum. Onlardan öğrenecek çok şeyim var” diye demeç vereceklerdir.

Tüm futbolcuların antrenmanlardaki hırsı kolaylıkla dikkati çeker ve ilk 11 yarış ilk günden kendisini hissettirir. Köşe yazarları teknik direktörün işinin zor olduğu, bu kadar kaliteli ve formda futbolcular arasında ilk 11 seçmenin kolay olmayacağını yazarlar.

Elbette futbolcuların gazetelere demeçleri kesintisiz devam edecek ve mevkilerine göre bol keseden vaatler dile getireceklerdir; “Bu sene 20 golü geçmeyi hedefliyorum”, “Ligin en az gol yiyen takımı olacağız” “Lig boyunca en fazla 2 mağlubiyet, 2 beraberli alacağımızı düşünüyorum. Lig bitimine 1o hafta kala şampiyonluğumuzu ilan ederiz”

Hazırlık döneminde fizik kondisyon çalışmalarından toplu çalışmalara geçildiği dönemlerde, özellikle yeni transfer olan futbolcularla ilgili haberler daha bir ön plana çıkar; “Takımın yeni oyun kurucusu Fikri bir maestro gibi takımı yönetiyor. Attığı ince pasların tamamı gollük pozisyona dönüşüyor. Top ayağına geldiğinde zihninde dolaşan tilkinin sayısını tahmin etmek mümkün değil, bu sene rakip takımlar onu durdurmakta zorlanacaklar”, “Sağ açık Coşkun antrenman maçında seyircileri coşturdu. Ayaklarına inanılmaz hakim olan futbolcu, rakip takımın defans oyuncularını çalımları ile ipe dizdi, attığı prtalar ise adeta adrese teslim”, “Libero Mahmut defansta fazlası ile güven verdi. Kendi görevleri dışında diğer arkadaşlarının da açıklarını kapatan defans oyuncusu, topu kaptığı anlarda takımı hücuma kaldırma konusundaki becerisi ile de parmak ısırttı”

Aynı dönemde yabancı futbolcularda fazlası ile gözetim altında tutulurlar; “Michel savunmada uyum sağlayabilmek için şimdiden Türkçe öğrenmeye başladı. Maç içinde arkadaşlarıyla ezberlediği kelimeler aracılığı ile anlaşmaya çalışıyor. Lig başlayana kadar saha içinde sohbet edecek kadar Türkçe öğrenebileceğini söyledi” , “Hansel, ‘ formamızın renkleri, benim uğurlu renklerim, üzerimde bu formayı taşıdığım müddetçe verimim iki katına çıkacaktır’ dedi”, “Riberyo; hazırlık maçlarındaki seyirci bile muhteşem, lig maçlarındaki seyirciyi hayal bile edemiyorum. Böyle bir seyircinin motivasyonu her maç gol atacağımı rahatlıkla iddia edebilirim”

Bir önceki sezon kötü performans gösteren ya da uzun süre sakatlık yaşayan futbolcularda bu sürede basın tarafından tozları alınıp cilalanarak yeniden piyasaya sürülür; “Ekrem; bu sene sahalarda fırtına gibi eseceğini ve geçen senenin acısını çıkaracağını söyledi”, “Selim; Beş sene önce şampiyon olduğumuz sezon takıma hâkim olan atmosferi bu sene de hissediyorum. Taraftarlarımızı, onları üzdüğümüz dört seneyi unutturacak bir sezon bekliyor, bayrakları sandıklardan yavaş yavaş çıkarabilirler”

Takımı özellikle yurtdışındaki kampta ziyaret eden kulüp yöneticileri de, basına çıkma fırsatını kaçırmayıp taraftarlara umut pompalamaya devam ederler; “Teknik direktörümüzden gerekli raporları aldım. Kampta futbolcuların gözlerinden hırslarını fark etmemek mümkün değil. Sohbet ettiğim futbolcular, ‘başkan sen rahat ol, bu sene lig bizim, sen şampiyonluk primini şimdiden hazır et’ dediler. Onlar şampiyon olsunlar, primi tasa etmesinler. Hepsine şimdiden açık çek veriyorum. Şampiyonluk primini kendileri belirleyecekler”. Futbol şube sorumluları daha fazla detaya girer ve “Hakkı bana söz verdi, bu sene futboldan başka bir şey düşünmeyecek. Şampiyonluğu garantileyen kadar rahip hayatı sürecek. “

Takımda her şeyin, gazetelere ilk iki hafta yansıdığı kadar iyi gitmeyeceğinden emin olabilirsiniz. Özellikle ilk hazırlık maçlarında alınan mağlubiyetler rüzgârı bir anda terse döndürecektir. İsterseniz sonraki aşamayı bir başka yazıda anlatmaya çalışayım.

 
Toplam blog
: 453
: 1826
Kayıt tarihi
: 14.11.06
 
 

36 güneş yılı. 27 yıl G.antep, 9 yıl İstanbul. İstanbul, 90’lı yıllarda yaşandı, bitti.  Hep şe..