- Kategori
- Deneme
2009 Blog yazıları anısına

Farklı olmak, kafaya lastik çizme geçirmekten geçer mi? http://mercury-dominastion.net/tmp/ps
Bu satırlar gelecekle ilgili; gelecek için yazıldı, gelecekten yazıldı.
2109 yılından 2009 yılına bir sesleniş, bir kurgu.
2009 yılları… Tarihe inanlar ve tarihi çarpıtanların devri.
Sözünü ettiğimiz o yarı aydınlık dönemde; kendilerini insancıl olarak nitelendiren atalarımız: Her ne pahasına olursa olsun, sınırları kaldırmak için büyük bir çaba içersindeydiler.
Kendi ilkel veya yarı ilkel duygularına sınır koymadan; hem cinslerini ve diğer her türlü canlıyı dar bir alanda yaşamaya zorluyorlardı.
Günümüz tarihçilerinin “Yeni orta çağ” olarak nitelendirdikleri rahmetle anılmayan zehir zemberek çağ bir rastlantı eseri sona erdi.
Bazı düşünürler bu çağa “Amatörlerin baş kaldırdığı zaman dilimi” yakıştırması da yaparlar.
Bugünkü gençlere “Milli veya Milliyet, Hürriyet” gibi kavramların içeriğini anlatmak zorlu bir uğraş. İhtiyaç kalmadığı için bu sözcükleri artık kullanmıyoruz çünkü hür olmayan varlıklar yaşadığımız gezegende yaşamıyorlar. Değişim nasıl hayat buldu?
Verilere göre; 2009 yıllarında: Yaptığı hataların karşılığında yediği ulvi bir silleden sonra; aklını başına toplamak için verdiği uğraşlar bir nebze kabul görür. Affa uğramış mı bilinmez lâkin kendisine bir şans verilir. Beynin ürettiği, dilin sakladığı düşünceleri okuma yeteneği kendisine bahşedilir.
Bu sıradan kul mutlu ama oldukça yalnızdır.
Hepimize Yarabbi hepimize diye dualar ederken; yazılar yazmaya başlar.
Uçuk kaçık karmaşık gibi gelen satırlar birbirini kovalar.
Sonunda, zamanın modası internet üzerinden bilim adamlarına çağrılar yapar. “Aşısını bulun; dil aldı başını gidiyor, beyin ne üretiyor görünmüyor. Beyin kafatasının içinde de olsa şeffaf olmalı” diye haykırışlar, karşılıksız kalmaz.
“ Yeni doğanlara ve tüm insanlara “Düşünceyi, beyni okuma aşısı” yapılmasını isteyene; zavallı deli gözüyle bakanların yanı sıra onu ciddiye alanlar kendi aralarında bölünürler.
Yüzyıl önce atılan bir temel; yüzyıllık bir düşüncenin semeresi…
Yıllarca süren soğuk savaşlar sonrası; aşı olanların sayıları artmaya sıcak savaşlar ise yok olmaya yüz tuttu. Silah sanayisinin devleri safha değiştirdi ama işsiz kalmadılar. Hâlihazırda geçmişe turlar düzenliyorlar.
Sonsuza dek “Pişmanlıklarını kanıtlamak” cezası aldılar.
Atom bombasının, topun tüfeğin, mayının açtığı yaralar kapanana dek; yaşamak zorundalar. Derileri, etleri lime lime de olsa, mumyalara da benzeseler…
Geçmişe turlar düzenlemek zorundalar!
Aşının etken maddesi bu sıradan kuldan alınmıştı!
Çünkü o beyin dalgalarının şifresini kendiliğinden çözmüş; konuşmaya gerek kalmadan her türlü varlıkla iletişim kurabiliyordu.
Yalan söyleyen diller ve beyinsiz varlıkların kökünün kuruması pek uzun sürmedi.
2009 insanının bıraktığı izleri; günümüzde müzelerde görmek mümkün!
Bir değil, bin bir dili algılayan anlayan 2109 yılının varlıkları yani bizler arasında da anlaşmazlıklar dengesizlikler mevcut.
2009 ile 2109 arasındaki en önemli fark; sorunları kansız çözebiliyoruz.
Sevgili Arkadaşlar!
Bugün burada toplanmamızın nedenini sizler zaten biliyorsunuz!
Yüce’ye giden tek bir yol olduğunu; onun bize vermiş olduğu yetenekleri kullanarak mükemmele doğru ilerlemeye gayret etmenin gerekli; mükemmel varlık olmanın sınırları olmadığının hepimiz farkındayız.
Eğer Allah “Dil” adı altında bir organı bize ihsan etmiş ise onu kullanmayı ihmal etmemeliyiz.
Beyin dilin; dil beynin önüne geçmeden; böbürlenmeden her iki organa değer vermeye, özen göstermeliyiz.
Atalarımız: Her ne kadar kanlı, hastalık yüklü bir mirası bizlere bırakmış olsalar da; olumlu güzel olanları göz ardı edemeyiz.
“İşleyen demir ışıldar” “Ne ekersen onu biçersin” “Hakkımda düşündüklerinin hepsi senin olsun” “ Sakla samanı gelir zamanı” gibi sayısız güzelliklere önem vermeyi sürdürmek görevimiz olmalı.
Önümüzdeki hafta büyük bir kutlamamız var!
Ebruli gezegenimizin “Yeni orta çağ” zulmünden kurtuluşunun yıldönümü.
“Düşünceyi ve beyin dalgalarını okuma aşısı” Yüz yaşını dolduracak.
O günü dilimizi kullanarak kutlayacağız; arada belki de şimdiye kadar sesini hiç duymadığımız öğrenciler kürsüye çıkarak; o sıradan kulun hayatından kesitler anlatacak; amatörce inanç ve sevgiyle yapılan işlerin “Kelebek kanadı etkisi kadar güçlü” olduğunu birlikte yâd edeceğiz.
Dilimizi; Yüce’yi hoşnut eder bir biçimde kullanmayı öğrenmek çabaları içindeyiz. Geçmiş, şimdiki zaman, gelecek hepsi bir arada, hız boyutları farklı.
Bir gün hepsini bir arada görebilme mertebesine ulaşabiliriz.
O zaman mutlu olur muyuz? Yoksa dona kalır mıyız? Allah bilir!
2009 ve öncesi; bizim. Atalarımız dedelerimiz analarımız; itiraz edemeyiz.
Bizlere bıraktıklarından payımızı aldık, hataları bizlere çok şey öğretti.
Onlara teşekkür borçluyuz.
2109 Ebruli gezegenin bir konuğu.
15.Mayıs 2009 İzmir’im gördüğün gibi; görmeye çalışıyorum. Tüm eksiler artı olsun; tadilat tamiratın sonu gelsin diye hayal kurmak değil maksadım; Tanrı’nın yarattığı evreni kendimce anlamaya çalışıyorum. Alev Meisel