​ Had ve Safa / Doğal Hayat / Çevre / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Mayıs '09

 
Kategori
Doğal Hayat / Çevre
 

Had ve Safa

Had ve Safa
 

Doğa ve Çevre http://files.my-holstein.de


Beni hadiseler mahvediyor; istemeden ben de hadise yaratanları…

Ben, çok eskiden böyle değildim.

Dipdiri göğüslerim vardı!

Bahşettiğim sıvılar içilir, güneşimin ışınları kanser yapmazdı.

Türlerim kendi aralarında çiftleşirdi; maymunumun üstüne at binmezdi.

En son gelen yaratık: her türlü canlının, canına tak ettirdi, tepesinden inmedi.

Duru sularımı besleyen, ağaçlarımı kökledi; ağaçlardan beslenen göğüslerim pörsüdü, süt yerine zehir akıtır oldu o memeler!

Birçok şey benim kontrolümün altında değil artık.

Tanrının bana verdiği görevi elimden aldılar bu acımasızlar!

Doğa Ana demesinler; artık bana.

Cennet ve elmada kalmadılar! Kendi cehennemlerini yarattılar.

Meydan parazitlere kaldı. Keneler dört bir yanı; görünmez mikroplar saçlarımın tellerini sardı. Sağlığımı kaybettim, çocuklarımı besleyemez oldum.

Hiçbir oyuncak, toprağın kumun yerini tutamıyor. Bebeler toprağa hasret. Yavaşça yerlerini kenelere terk ediyor kanatlılar, kuşlar.

Akıllara durgunluk veren akıllar!

Balkonunu yapay plastik çimle döşe; yem su istemeyen bir de pilli kuş al; cik cik ötsün kafesin içinde. Ne koku ne bit ne de gübre derdi var. Al İşte en alasından, sana lâyık tatil; Balkonya.

Kucağıma gelecek cesaretleri, benim de onları kucaklamak hevesim kalmadı!

Hadise yaratanlar, yarattığını sanan bana neciler. Evladı için canını vermeye kalkanlar fark etmeden torununun geleceğine darağacını kuranlar…

Kaç ağaç diktiniz ömrünüzde? Hangi kanattığınız yarama sargı oldunuz? Arap sabunu yerine domuztuz kullananlar!

Bin bir derde davetiye gönderen, türleri, nesilleri acımasızca tüketen:

Beni rahat bırakmaz, saygını esirger, işe yarar yerini iyiden yana kullanmaz isen, sen bilirsin senin yok olman benim selametimdir.

Kimyasala tapa tapa çürüttün sana bahşedilen devaları!

Ayıkla şimdi elinle, apış arasındaki… Parazitleri.

İlgilendiğin, nefesini tükettiğin, ahkâm kestiğin işlere bir dön de bak!

Yücenin izniyle; görevini yerine getirmek için çırpınanların arkalarında bıraktıkları izleri yok etme yerine; kaldır o asil ……Sen de, tükettiğinin bedelini öde. Sen ne yaptın onu söyle!

Şalvarlı hadiseler, fesli efeler diz döverler!

Ne göbek dansı ne harmandalı; ikisinden hatta birçoğundan yoksun…

Karpuz keser gibi ahkâm kesenler!

Sizler neler yaptınız?

Doğa aşkına? Allah aşkına? Vatan aşkına?

Karıncam kurdum kuşum, uğur böceklerim örümceklerim senin kadar kıymetli kır çiçeklerim! Onları her kenara itişin de, göz ardı edip ezdiğinde, insanlığın hanesine eksiler eklenecektir!

Bana Doğa Ana diyen dillerin çatallaşmasın; dili çatallı varlıkların görevini üslenme; çünkü sen bir insansın!

Türler kendi aralarında çiftleşmeli. Karanlık hücrelerde genleri harmanlamak, havlayan hindi, miyavlayan tilki; insan maymun karışımı yaratıklar yaratmak için dengeyi alt üst edenlerle mücadele etmek… Niyet yılanı taklit etmek; olmamalı!

Onun görevi yeri geldiğin de ısırmak! Yüce öyle buyurmuş!

Benim görevim kendimi yenilemek, temizlemek dengeyi, korumak!

Bana emanet edilenlerin karnını doyurmak, yaşam alanı sağlamak!

Sen insanoğlu bana gölge olmak için çırpınma; boyun yetmez buna!

Rahat bırak beni yaralarımı sarayım; seninkileri de bu arada…

Her şeye rağmen seni; bir süre daha kabullenmek zorundayım.

Bindiğin dalı kesmekte ısrar edebilirsin… Özgür iradeli canlı

Yaratan yok ol diyesiye dek…

Dün, ondan evvelki gün güme gitti, tek tek, ya bugün?

Gelecek başlı başına muamma;

Her işiniz çıkmazda, teller düğüm düğüm!

Kulak vermez olaydım Doğa Ana’nın sesine; fırçaladı beni yine boydan boya.

“Sitemlerin, niye hep bana” diye soramadım, vereceği yanıtı biliyordum.

13. Mayıs 2009 Canım İzmir’im dayanılmaz sıcakların kapımıza dayandı!

Seni sevenlere, kendinden hoşnut olanlara doğa sevenlere; Sokakta yaşanlara bir kap taze suyu esirgemeyenlere; binlerce teşekkürler! Alev Meisel

 
Toplam blog
: 584
: 853
Kayıt tarihi
: 01.03.07
 
 

Dinleyenin olmadığı yerde anlatmanın önemi! Nasıl YAZAN oldum. 'Yalnız doğar, yalnız göçer' eskile..