Tanrıçalar mı? / İlişkiler / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Mayıs '09

 
Kategori
İlişkiler
 

Tanrıçalar mı?

Tanrıçalar mı?
 

18. Mayıs 2009 Fethiye/Ölüdeniz. Bir Ozan ve şiirlerin Altın Kızları


Doğa Ana en büyük aşkım; yeşilin mavin; altın tanecikli kumun; bedenimi ruhumu okşayan tuzlu suyun, yıldızın güneşin ayın; bilirsin ben hepsine taparım, canımdan çok severim.

Ama bu kez; ilk kez Âdemoğlun Havva kızın büyüledi beni, cazibenin önüne geçiverdi.

İhanetten sayma bunu ne olur!

İnsan da isterse güzel olabiliyormuş; ağlarken gülebiliyormuş.

Kaderleri birbirine benzeyenler; benzemeyenler; sarışınlar esmerler, gençler, genç kalmışlar, çocuklar gibi oynamayı unutmamışlar.

Uçuk kaçık fıkralar, mahsuscuktan küsmeler.

Mavi sularını terk etmeyi beceremeyip; diğerlerini asker edenler.

Bu diyardan ayrılmak istemeyenler, başvurdukları masum hileler.

Kendinden bir parça; havlu dahi olsa, teknede kalsa ne olur …

Tekrar gelmek için bundan daha güzel bir bahane mi olur? Söylesene!

Sarıpapatya, sabır taşı, semanın sevgi yıldızı,

Ses tellerini, gözünü kırpmadan dostlarına kurban edenin can yoldaşı.

Gün doğarken uykuya dalanlar; gün batımında tanrıları aramaktan bitap düşerek karnı acıkanlar… Yine de açık büfeyi talan etmeye kıyamayanlar…

Farklı bir kitabı ellerine; dördüncü maymunun sırrını ifşa edeni; ellerini dili gibi kullananı, kitabın yazarını aralarına alan kızlar;

Yeni eski kadrosuyla tanıtım yapan “Altın Kızlar”

Resme dikkatlice bakınca, dördüncü maymunun simgesi selamlayabilir herkesi.

Antik çağın filozoflarına kök söktürebilecek… İğne oyası mısralarla yemenileri süsleyecek, tarçın tadında şiirleri ekol olabilecek OZAN’A taht kuran kızlar… Çoğunlukta olsalar da yalnız değiller.

Onları yalnız bırakmayan: Psikolog, geleceğin başkanları, jinekolog, konsolos, kısacası bir akademisyen ordusu; âdemgiller ve korosu.

Havvagillerle birlikte yaşam yumağına dönüştüler.

Onlardan ayrılmak zor geldi.

“Ait olduğum türümü, beni besleyen sürümü...Saymaya özenirim de…Sevebilmek yeteneğinin yeşermesi…Beni oldukça etkiledi”

Tanrıçalar dağda denizde, eski harabelerde; yaşamak isterler mi?

Antik çağın tanrıları

Fanilerin gönlünde yer edinemedikten sonra…

Ölümsüzlüğün ne anlamı kalır diye düşündüm.

Elim ayağım buz kesti üşüdüm!

23.Mayıs 2009 İzmir’im bu ne öfke; Fethiye de senin kardeşin değil mi? Çarşısında pazarında “İngilizce” çınlasa da… Korkma onu kimse fethedemez! Senin benim onun; bizim sevgimizin yerini, hiçbir sevgi tutamaz! İş ile aşkı birbirine karıştırmadan; hadi bir selam yolla kardeşine, kıskanmadan.

 
Toplam blog
: 584
: 853
Kayıt tarihi
: 01.03.07
 
 

Dinleyenin olmadığı yerde anlatmanın önemi! Nasıl YAZAN oldum. 'Yalnız doğar, yalnız göçer' eskile..