Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Ocak '07

 
Kategori
Basın Yayın / Medya
Okunma Sayısı
476
 

29 Ocak 2007 Pazartesi

29 Ocak 2007 Pazartesi
 

Bugünkü gazetelerde ortak haberler olmasına rağmen, üzerinde durulan tek önemli manşet yok. Genellikle önceki günlerin olaylarına dayalı ayrıntılar var sayfalarda.

En ortak haber Bolu tünelinde yaşanan ilk kaza... Bu yıl kış bir türlü gelmek bilmedi. Kara, yağmura hasret kaldık. Meteorolojiden sevindiren haber geldi ve Türkiye gazetesinin dediği gibi "Yağmur ve kar bastırdı" , o da beraberinde başka sorunlar getirdi tabii.

Bolu gibi her kış kardan nasibini alan bir bölgede, buzlanmanın sebep olduğu trafik kazası, sıradan bir vukuat. Ama bu kaza, henüz birkaç gün evvel açılan tünelde meydana gelince önemli haber oldu.

Akşamın başlığı şöyleydi: "Bolu tüneline ilk karda nazar değdi." Bunun nazarla pek ilgisini olduğunu sanmıyorum. Biraz dikkatsizlik, biraz da ihmal demek daha doğru.

Gözcü ve Sabah gazeteleri, "Bolu tünelinde ilk kaza" oldu demişler. Eh, her şeyin bir ilki vardır değil mi? Güneş'se olaya biraz daha siyaset katmış: "Bolu dağı tüneli ilk karda sıfır aldı."

*****

Bize faydası olur mu bilmem ama, Amerika'da Başkan Bush'a karşı tepkiler yaygınlaşıyormuş. Gözcü gazetesi "ABD'de Bush'a lânet yağdı" diye vermiş haberi. Milli Gazete "Bush'a nefret büyüyor" derken, Yeni Asya gazetesinde haber "Irak savaşına tepki büyüyor" şeklinde yer almış.

Yeni Şafak'ın haberi daha ilginç. "Irak'a gittik, yalanı gördük." Irak'tan dönen askerler böyle diyorlarmış. Bunda şaşılacak ne var ki. Bizzat Bush da zaten, Irak'ta önceden tahmin ettikleri gibi biyolojik silah bulamadıklarını söylememiş miydi? Yalan bütün açıklığıyla ortada ama, yapılacak bir şey yok.

*****

Cumhurbaşkanlığı için çok uzun süre önce başlatılan tartışmalar ne kazandırdı bize diye düşünüyorum bazen. Başbakan bu konuyu konuşmayalım dese de, sadece karşı olanlar değil, Akparti üyeleri de bu konuyu kurcalamadan edemiyorlar.

TBMM başkanı Bülent Arınç'ın sözleri, Yeni Şafak ve Zaman gazetelerinde manşetten "Erdoğan'ın evet dediğine hayır demem" şeklinde yansıdı. Star gazetesi de bunu "İtirazsız Erdoğan" şeklinde verdi. Milliyet gazetesinin görüşüne göre bunlar "Arınçtan köşk için sinyaller"di.

Akşam Arınç'ın sözlerine daha da açıklık getirerek "Tayyip bey beş yıl daha kalsın" dediğini söyledi. Cümlenin devamı kolayca anlaşılıyor değil mi?

*****

BirGün gazetesi, dünkü derin devlet konusunu deşmeye çalışmış. "Bilmeyen de yok, üzerine giden de" derken, Demirel ve Ecevit'ten sonra Erdoğan'ın da derin devletin varlığını kabul etmesine rağmen, hiçbir dönemde bunun üzerine gidilemediğine dikkat çekiyor.

Dedikleri bir açıdan doğru ama, kim nasıl gidecek bunun üzerine? Öyle söylendiği kadar kolay değil bu iş. Politikacıların en önemli işlerinden biri dengeleri korumaktır. Derin devletle uğraşmanın yaratacağı sonucu, dengesizlik kelimesi anlatmaya bile yetmez...

*****

Millî Gazete'nin manşetinde hepimizi üzecek ve düşündürecek bir haber var: "İşte kahreden faiz hesabı"

Türkiye'yi içten içe kemiren faiz belâsı, milli varlığımızı alıp götürüyor. Yıllar önce bu tez, Erbakan tarafından ortaya atıldığında, sırf ona karşı olduğumuz için, doğru söylediklerine de biraz inat olsun diye kulak asmadık. Elbette Erbakan'ın farklı düşünceleri olabilir. Ama bu faiz yükü gerçekten belimizi büküyordu.

Türkiye 2001 yılından itibaren faiz harcalamalarını azaltmasına rağmen, "Faize beş yılda 184 milyar dolar" ödedi. Bugün gazetesindeki habere göre faize giden bu parayla tam 30.000 km demiryolu yapmak, altı adet GAP projesi bitirmek mümkün.

Cumhuriyet gazetesi de "5 yılda faize 5 Atatürk barajı" başlığıyla bu konuyu haber yaptı. "Faiz olmasaydı" diyen Yeni Asya gazetesine göre de bu parayla 35 milyon insana ev yapabilirmişiz...

Buraya kadar her şey güzel de, Türkiye bu parayı, sözü edilen yatırımları yapmayayım diye ödemiyor ki, eli mecbur, parası yok. Yok, yok... Memleketimizin zenginleri, devlete bu projeleri üretip gitmiyorlar ki.... Size biz borç verelim diyorlar... Hem de yabancılardan, IMF'den daha yüksek faizle...

*****

Türkiye gazetesi'ndan bir haber: "Dostluğunuz çok önemli" demiş birisi... Kim? Dünya bankası başkanı Wolfovitz... Devlet bakanı Babacan'la ortak basın toplantısı düzenleyen başkanla ilgili bir haber de Vatan gazetesinde var: "Delik çoraplı dünya bankası başkanı..."

Evet, İstabul'dan Edirne'ye geçen Wolfovitz, Selimiye camiini gezerken ayakkabılarını çıkarınca, çorabının delik olduğu ortaya çıkmış. Başkan durumu farkedince hiç bozuntuya vermeden terlikleri ayağına geçirmiş. Başka ne yapacaktı ki... Nerden aklına gelsin adamın ayakkabılarını çıkaracağı...

*****

Dış dünyadan can sıkıcı bir haber var sırada... Irak, petrol konusunda Türkiye'ye, Barzani ile anlaşma yapın, deyince ipler biraz gerilmiş. Zaman gazetesi, "Irak petrol şirketi Türkiye'yi kızdırdı" başlığıyla haberi verirken, Yeni Şafak gazetesi "Barzani ile konuşun teklifi kızdırdı" diye yorum yapmış.

*****

Başbakan yardımcısı Mehmet Ali Şahin'in Hrant Dink cinayetiyle ilgili olarak "Dink suikastinde yabancı parmağı var" demesi kafaları karıştırdı. Gözcü gazetesinin bu haberine göre, yakalanan zanlıların maşa olduğunu, asıl bunların arkasında kim olduğunun araştırılması gerektiğini söyleyen Şahin'e sormak istiyorum: Ben mi araştırayım?

Bu konuyla ilgili bir diğer ilginç haberi Sabah gazetesi "Bombacıya sümenaltı" şeklinde vermiş. Yasin Hayal Trabzon'daki Mc Donald's olayında ihbar edildiği halde iki gün ihbar değerlendirilmeyip sümenaltı edilmiş.

Vatan'da ise daha beter bir haber var. Önce azmettirici olarak lanse edilen, sonradan muhbir olduğu belirtilen Erhan Tuncel tarafından "Dink suikastı ihbar edilmiş" ama bu ihbara kulak asılmamış. İnanılır gibi değil...

*****

İki magazin haberiyle yazımı bitirmek istiyorum.

Star gazetesi "Kartal'a renk geldi" diyerek Beşiktaş'ta yönetime giren Aylin Gülnaz Kudunoğlu Arsel ile siyah beyazlı kulüpte ikinci kez bir hanımın yönetime girmesini başlığa taşımış.

Posta gazetesinde ise "Aşk tatili" başlığıyla, Hülya Avşar ve Sadettin Saran'ın 14 Şubat Sevgililer günü dolayısıyla yaptıkları program açıklanmış. İki sevgili 11 Şubat'ta İspanya'nın Barcelona, 12 Şubat'ta İtalya'nın Venedik, 13 Şubat'ta İngiltere'nin Londra, 14 Şubat'ta da Fransa'nın Paris kentinde olacaklar, böylece Avrupa'nın en romantik şehirlerini dolaşacaklarmış...

Yarın yeniden birlikte olabilmek umuduyla...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 859
Toplam yorum
: 1414
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 974
Kayıt tarihi
: 21.06.06
 
 

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu, ekonomik..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster