​ 7 dakikalık Premier lig oyuncusu / Futbol / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Kasım '09

 
Kategori
Futbol
 

7 dakikalık Premier lig oyuncusu

7 dakikalık Premier lig oyuncusu
 

Kimden bahsetttiğimi biliyorsunuz, Tucay Şanlı. Haftasonu takımı Stoke City'nin Hull deplasmanındaki maçında, 81. dakikada oyuna girip, 87. dakikada oyundan çıktı. Bu arada kendisi takımın en pahalı transferi...

Bizim oyuncularımızın (milli takıma da başarısızlık olarak yansıyan) bir davranış şekli var. Ya Avrupa'da oynayabilecekken, şan-şöhret (ama en önemlisi tatlı canını üzmemek) için bu fırsatı değerlendirmiyorlar ya da kendilerini o kadar büyük bir dev aynasında görüyorlar ki, Manchester United, Arsenal, Milan, İnter, ReaL Madrid, Barcelona vb takımlar dışında oynamak istemiyorlar. Hakan, Emre (İnter macerası), Okan, Ümit Davala hep bunlara güzel bir örnek, bırakın 18'e girmeyi daha idmanlarda su koyveriyorlardı. (Nihat'ı ve Tugay'ı sona saklıyorum).

Tuncay'ın bu büyük takım düşleri (hem de serbest oyuncu olmasına rağmen) gerçekleşmeyince kendini Middlesbrough'da buldu. Takım küçük, ikinci lige düştü diye eleştirmiyorum. Gittiği takıma uygun bir oyuncu olmadığını eleştirmek istiyorum. Zaten geldiğinde, takımın menejeri değişmiş hatta üstüne "Tuncay'ı düşünmüyorum" şeklinde bir açıklama yapmıştı. Ama hırsı ve İngiltere'deki ilk sezonu olması itibariyle takıma girmeyi başardı ve özellikle ikinci yılında daha başarılı oldu. Ama gittiği takım oyun anlayışı açısından O'na hiç de uygun olmayan bir takımdı. İlk maçları seyrederken, boş alanlara ne koşular yaptığını görüyor fakat bunların takım arkadaşları tarafından değerlendirilmemesine üzülüyordum. Yani orda bir Alex yoktu. Üstelik Ondan sadece soldan sıfıra inip orta yapması isteniyordu, ceza alanına katetmesi değil. Eee Tuncay'ın ortalarını biliriz. İkinci yıl forvet arkası oynadı da performansı arttı. Takımının kötü performansı O'nu biranda Preimer Lig dışına itti. Chelsealer, Bayern Munichler, Evertonlar, Totenhamlar derken bir baktık Stoke City'de. Eminim çoğu kişi bu takımın İngiltere takımı hatta Premier Lig'de oynadığını sonradan öğrendi. Takımın en büyük transferi diye (transferin son günlerinde) tanıtıldı taraftara. Ama bu sefer de menejere takıldı. O'nu isteyen menejer, antrenman performanslarını görünce "takımın seviyesine gelmesi için en az bir seneye ihityacı var" dedi. Ayrıca takım arakadaşları da pek sevimli olmayan demeçler verdiler "Tuncay formayı kapmak istiyorsa çok çalışmalı"...

İşte Tuncay'ın son durumu. Araya koşular yapmayı seven, kendisine verilecek arapasları değerlendirebilecek (ki yüzdesi de o kadar yüksek değil) bir oyuncu, neden ısrarla, uzun top oynayan, orta sahasındaki oyuncuların top becerileri ve pas yüzdeleri sınırlı takımları seçer? Bir ligde oynamak için bu kadar mı düşülür? Avrupa istiyorsan başka ülkeler de var bu kıtada. Oynamadan kimse seni göremez ki, üstelik oynayınca da becereilerini gösteremiyorsun. Hızlı paslarla kontratağa çıkan takımları neden tercih etmezsin? İspanya, Almanya hatta Fransa liginin orta sıra takımlarını neden hedeflemezsin, görmezden gelirsin? Üstelik bu yol sana daha büyük takımların kapılarını açacakken (Bakınız Tevez, Anelka)

Nihat neden başarılı oldu. Kendisine boş alanlar yaratacak bir oyun mantığına ve bu alanlara pas atabilecek oyunculara sahip takımları tercih ettiği için. Hem Real Sociedad'ın hem de Villareal'in Nihat'lı zamanlarını bir göz önüne getirin, demek istediğimi anlarsınız. Ya Tugay, neden 37 yaşına kadar top oynayabildi ve son maçında Türk bayrakları doldurdu tribünleri. Çünkü hep fitti, yedek kalmayı (bizim oğlan kadar) dert etmedi. Menejeri O'na hep güvendi. İşte bu basit noktalar Avrupa'da kariyer olanaklarını yükseltiyor.

Herşey para değil. Önce oynamak gerekli. Oynadığınız takımın da sizin oyunu stiline uygun olması... Eğer siz yeteneklerinizi gösterebiliyorsanız, kabiliyetliyseniz, merak etmeyin. O büyük takımlar kurdukları scout sistemi ile sizi "Kaf Dağının" ardında bile buluyorlar.

 
Toplam blog
: 24
: 743
Kayıt tarihi
: 24.03.09
 
 

İzmirliyim, ve İzmirli olmaktan gurur duyuyorum. İşlerimden fırsat buldukça kitap okumayı çok seviyo..