- Kategori
- Dünya Kadınlar Günü
8 Mart Dünya Kadınlar Günü

Bir sekiz marta daha geliyoruz. Şimdi muhtemelen siyasiler kadına verdikleri değeri anlatacaklar, sözlerinde hiç de samimi olmadıklarını bile bile. (Samimi olmadıkları meclisteki kadın üye sayısından belli) Televizyonlar saatlerce programlar yapacak, kadının değerini, önemini anlatacak. Sonra söylenenler seneye sekiz martta yinelenmek için rafa kaldırılacak. Bu sadece bizde mi böyledir? Hayır. Dünyanın çağdaşlıktan nasibini almamış arap ülkeleri başta olmak üzere çoğu ülkede böyle. Atatürk, daha bu gün çağdaş kabul edilen ülkelerden çok önce kadın – erkek eşitliğini getirmiş, ama kadını mal gören sinsi zihniyetin varlığı, bu muhteşem kararın gelişmesini önlemiştir.
Suç tamamen erkeklerde midir? Hayır. Kendine verilen hakkın değerini tam idrak edemeyip, savunup geliştirmeyen kadında bir ölçüde bu günkü geriliğimize ortak olmuştur.
Birleşmiş Milletler tarafından yapılan bir araştırmaya göre;
1. Dünyadaki işlerin %66’sı kadınlar tarafından görülüyor.
2. Buna karşın kadınlar dünyadaki toplam gelirin ancak %10’una sahipler.
3. Dünya’daki mal varlığının ise % 1’ine sahipler.
4. Başka bir değişle dünyadaki işlerin % 34’ü erkekler tarafından görülüyor ama erkekler dünyadaki toplam gelirin % 90’ına ve toplam mal varlığının % 99’una sahipler.
Kadınlara karşı şiddet dünyada en yaygın, ancak en az cezalandırılan suçtur.
Tahminlere göre 113 ile 200 milyon arasında kadın demografik olarak “kayıp” (yok) görünmektedir. Ya doğar doğmaz öldürülmüşler (erkek çocuğun kız çocuğa tercih edilmesi) ya da erkek kardeşleri ve babalarıyla eşit derecede gıda ve tıbbi olanaklara ulaşamamışlardır.
Fuhuşa zorlanan ya da bunun için satılan kadınların sayısı yılda 700.000 ila 4.000.000 arasındadır. Cinsel kölelik düzeninden elde edilen kazançlar yılda tahminen on iki milyar dolardır.
Küresel olarak, on beş ile kırk beş yaş arası kadınlar, kanser, sıtma, trafik kazaları ve savaşlardan daha ziyade, erkek şiddetinin sonucu hayatını kaybetmekte veya sakatlanmaktadır.
En az üç kadından biri dövülmüş, cinsel ilişkiye zorlanmış ya da hayatı boyunca başka türlü suistimal edilmiştir (tecavüz, kötü davranış). Genellikle, suistimal eden kişi aileden bir üye ya da kadının tanıdığı bir kimsedir. Ev içi şiddet, bölge, kültür, etnik köken, eğitim, sınıf ve din ne olursa olsun kadınlara karşı en yaygın suistimal şeklidir.
Birkaç rakam da Türkiye’den verelim:
1. Şehirlerde evli kadınların % 18’i, köylerde de % 76’sı eşleri tarafından dövülüyor.
2. Kadınların % 57, 7’si evliliklerinin ilk gününde şiddetle karşılaşıyor.
3. Aile içi suçların % 90’ını kadına karşı işlenen suçlar oluşturuyor.
Hanımlara: Bu istatistiklerde tabii ki baş suçlu erkek egemen eğitim ve töreler. Tabii isteyen bunlara Nisa suresindeki o hiç anlıyamadığım ayet mealini (bence hatalı tesfir) ekliyebilirler. Her şeye rağmen lütfen haklarınıza sahip çıkın ve alın.
Erkeklere: Kadınların, annemiz, eşimiz, sevgilimiz, kızımız olduklarını, sosyal yaşamda bizle eşit olduklarını unutmayın.
Esen kalın.. 03/03/2009