- Kategori
- İlişkiler
Düş'günce

Onu ilk gördüğümde saçlarına kadar kızıla batmıştı.
Uzun kirpiklerinin tedirgin titreyişleriyle ürperiyordu. Farkediyor, belli etmiyordum. Geniş patika yollarda, dikenlerle yabani otlarla yürüyorduk. Elleri terliyordu. Elini tutmasam da biliyordum.. Adımını her atışında zarifçe dalgalanıyordu eteği...
Dedi ki usulca; 'Aşkın bahçesinde sadık bir köpek olmak, zincirlenmeden!'
Ateş basıyordu yüzünü. Dudakları yanıyordu. Dudaklarını öpmesem de biliyordum. Yaşlı bir çınarın sonbaharında birbirimize bakıyorduk. Ellerimi arkama aldım, gözlerimi hafif kıstım. Adını sordum;
Dedi ki dudaksızca; 'Bir adım yok. Bu sadece bir düş!'
Arkasını döndü. Yaban otlarına doğru bir kaç adım attı. Durdu. Bekledi... Başımda bir uğultu peydahlandı. Derin bir gürültüyle sarsılıyordu tüm varlığım. Önünde diz çöküp yalvardım.. 'gitme' dedim.. Saçları çınarın dalları gibi dalgalanıyordu rüzgarda. O rüzgarlı tepede.. O ıssız çınarın yanıbaşında...
Bin yıl boyunca bir dua gibi...
Onu ilk gördüğümde tepeden tırnağa kızıla batmıştı...