Hayat bir merdivende yürümek gibiydi. Hangi basamağın kırık ya da çatlak olduğunu bilmeden tırmandığımız, kimi zaman düşüp yaralandığımız, kimi zaman yaraladığımız bir yolculuktu yaşam…..
Sonra usul usul konuştun. Küçük kelimelerle kocaman şeyler anlatıyordun. Dudak kıvrımlarında biriken hüznün vardı, birde söyleyemediklerin... Söylesene, hangimiz uzatmıştı ellerini,..
Tebessüm ve acıyı aynı anda yaşadığını, o muhteşem güzel yüzünün kıvrımlarından anlıyor, hayranlıkla sana bakıyordum. Keşke bütün insanlar senin gibi yaşama biraz daha yakın olabilselerdi. Keşke bü..
Artık yazmam belki de… Ne kadar yazsam da ulaşamıyorum zaten sana. Belki de bir okuyup atıyorsun çöp kutusuna. Belki de hiç okumadan öylesine değersiz bir kâğıt gibi avuçlarında buruşturuyo..
Zamanı yakalayamazsınız. Gidenler gitmiştir. Zamanı geçmeye görsün, kuruyan yaprağı ne yaparsanız yapın yeşermez artık. Artık o canlı değildir. Nefes alıp veremez, h..
Kimi zaman uzakları düşünürsünüz. Mutlu olduğunuz anlar canlanır gözünüzde. Uzun dallarıyla koyu gölge yapan ağaç altlarında sırt üstü uzanıp öylesine yatmak gelir içinizden. ..
Yıldızları Denize Gömmeseydik Böyle Dışarıda hoyrat bir rüzgâr… Yapraklar dökülmüş… Şimdi ne kadar arasam bulamam gökteki yıldızları. Kimisi ayrılırken denize döküld..
Hayat ne kadar karmaşık değil mi? Birileri elleriyle, yürekleriyle acılarını ve sevinçlerini, hep güzel şeyler vermek için kanatırken, bu yolda durmadan çırpınırken birileri bunun kıymetini..
“Sen ne kadar şanslısın,” demişti yıllar önce kız arkadaşım Işıl. “Kardeşin var, baban saygın bir öğretmen, anneni sevmeyen yok. Oysa benim hiç kardeşim yok. Evde hep yalnızım. Kimi zaman, babam ar..
Neden sık sık arayıp, önemli bir şey söylemeden telefonu kapattığımı sorma sevgilim. Senin iyi olduğunu bilmem, gülen sesini duymam, bir merhaba demem bana öylesine iyi geliyor ki, anlatamam. Sen o..
Yazılarında insanı derinden etkileyen yoğun bir duygusallık, hüzün, karamsarlık ve yalnızlık vard..