Sabahın ayazında Güzelyalı’da, masaörtüleri turuncu olduğu için oturduğum çay bahçesinde; çay, simit, peynir üçlemesini afiyetle mideye gönderiyorum. Çay nefis geliyor, sıcak, harikaaa… Bu h..
Sıkıldın mı? Bas gaza…Gaza basmadan önce, CD çalara, “Patricia Kaas’ı” sür. Ama illa da “les hommes qui passent” dinle. Uçarcasına koş git. Otoban gişelerinde al soluğu. Dokun düğmeye, al biletini.
Ahret soruları hayatın gerçeğidir. Yadsınamaz! Bebeklikten çocukluğa yatay geçiş yapmışsınızdır, çevrenizdekiler “aman da aman ne tatlı şeysin sen ööle yavrucuum, adın ne, agu da gugu, hadi bakal..
Evden metroya gitmek üzere çıktığımda, karşıma çıkan ilk şey kara kapkara bir köpek oldu. Kapkaralığını bozan yegâne şey, elâya çalan anlamlı bakışları olan, gözleriydi. Evet bakışları çok anlamlıydı ..
Hey sen, evet evet sen, sana sesleniyorum. Hiç arkana bakma, bahsettiğim kişi sensin. Biliyorum o reklamdan etkilendin. Hani bütün her şeyi bırakıp, sadece sırt çantanı alıp gitmeni öğütleye..
Dün O kadar güzel bir hava vardı ki, anlatamam. Aslında çok sıkı klasik bir edebiyatçı olup süslü betimlemelerle anlatmak isterdim. Ama betimlemeler yerine size yaşamı anlatmak istiyorum. Yaşamdan içi..
Son günlerde yoğunum. Sürekli dışarı çıkmam gerekiyor. Bazen arabayla, bazen metro ile. İşte araba ile çıkacağım günlerden olan “O” gün, bir baktım ki bizim arabanın önüne camı dahi siyah olan wosw..
Geçtiğimiz gün eski iş yerinden arkadaşlarla buluştuk. Bi nevi kabul günü yani. Kabul günü dediysem geleneksel anlamda kabul günü değil. Geleneksel olarak kabul gününün mealini yapayım önce: Yaşamları..
Kadınları en iyi yağmur mu anlar ya da yağmuru kadınlar mı anlar? Şarap içilmeyecekse peynir niye var? Kitap okunmayacaksa yağmurla çay niye var? Aşık olunmayacaksa kadınlar ve adamlar niye var? Madem..
Sanırım bu yazı benim karamsar yazılarımdan biri olacak. Aslında karamsar yazılar yazmaktan hoşlanmıyorum. Zira pesimist bir insan değilim. Tam tersine hayata güzel yönleriyle bakmasını seviyorum ama ..
..