Ruh halimi çaya davet ettiler. Gitmedim. Kaldığım yerde kaldım. Yalnızlık tepemde tepiniyordu. Gürültümü kapının önüne koydum. Önde köpekler yürüyordu. Kediler karşıdaydı. Toplanmış..
Yalçın, Melek senin dilinden anlamaz, uzak dur ondan. Kalemi kıracaksan kır! Melek için.....Tık, kalem kırıldı. Melek, ne konuşsun Melek; hem konuşacak ne var ki?! Her şey oldu bitt..
Gecenin yüzüne bakıp bakıp gülüyorum!? O, bana, komik olan sensin! diyor, ben ona. Hayatın kendisi çok komik; anlaştık! Biz, içine düşmüş gülüyoruz, bu! Hah hah haaa..
Bütün o yaşananlardan sonra çekip giden bir kadın. Kadının ardından bakakalan bir adam. Gideceksen gece gideceksin, en karanlık saatlerde. Seneler sonra aradığı o kadını bulmuştu o ..
Bana anlat diyeceğim ama.... Dinleyebilir miyim?! (Okumak daha mı kolay?) Herkes meşgul; arabacı kusurumuza bakma. Oğlunun acısını paylaşacak ruh hali yok bizde! Bence iyice..
O masayı nasıl yazmazsın? O masadaki o halini? Altı kişiydik. Kişilik. Hem yaşlı hem de gençtik. Kimimiz yorgun, kimimiz dinçtik. Sen yorgunlardandın. Yorgana ihtiyaç duyanlardan.
Onlar öyle mutluysa.... Mutluları mutluluklarında mutlu mutlu bırakmalı. Bırakmamalı hayatın ipini. Sen mutsuz olabilirsin. Onların mutluluğunun yanında seninkisi basit kala..
İstanbul. Maltepe. Bir taksi. Takside bir yolcu. Tanıştırayım: Ben! Şoför, şu dinlediğin şarkı var ya.....Yağmur yağıyordu.....Yalnızdım. Şoförü geç. O kendi dünyasında. Yolda yağmu..
Dedemde o yıllardan kalma bir yorgunluk vardı, Mustafa'dan kalma, göçten, anneden, babadan, bir yorgunluk ki offfff; çok çooook!... Yaz. Sıcak. Deniz güzel. Okullar paydos. Yüzmek, ohhhh!....
Yatağımı kontrol ettim. Odamda her şey normal. Terör mü?! Sade, seni tanıdığımı sanırdım, beni tanıdığım gibi. Kabul. Yanılmışım. Yanılgılarımda oturmuş, bir arya tutturmuşum. Elimde, önümd..
İzmir. Aşk ve Şiir. Müzik. Kitap. Varlık ve Sözcükler ve .... ..