Annelerin Anneler Gününü kutlarken, Kızım ve Oğluma Güzeldin! Ve güzeldi buselerle uyutup seni “Günaydın bebeğim” demek için beklemek sabahı. Tararken ve okşarken saçlarını sen hiç..
Ey hayat; Öyle büyüttün ki acımasızlığınla dağ oldum, bulutlarI kokluyorum. Hızından nehir oldum yayıldım deltalarına… Çelmeledin, düşmelerle vadi oldum geçtim bağrının koyaklarında..
-Müsveddesiz hayata müsveddesiz izler. Akdeniz’ in şirin bir İlçesinde Belediye Parkının sahile en yakın köşesi O gün küskün duruyordu. Sarı çiçekli bir ağaç..
Ve, Mehmet Amca sordu “Yurdagül nasıl iyi mi?” Mehmet Amca kızının soyadı değişikliğini bilmediği için, şair olduğunu antik/acı-lığı gibi sonradan benden öğreniyordu. Çok şaşırmıştı..
“Biraz daha sabret, o günler de gelecek” diyebildim. Gözlerime baktı baktı, devam etti. “Üstelik aynı şehirde, aynı havayı teneffüs ediyoruz ve babamın Ankara ya döndüğünü öğrendiği..
Antikacı, ilgimden hoşnut olmalı ki; yumuşak bir ses tonuyla ve ekmek parası ümidiyle, "Hanımefendi, antikaya ilginiz varsa bu saati kaçırmayın” diye seslendi. Bense o sırada, eski zamanlar..
“Neden ve niçin”lerle, “çünkü”lerin bir türlü buluşamadığı bir gündü. Kafamdaki soru cümlelerimin anlamını anlamlaştıramıyor ve panikte bir kalabalık gibi oradan oraya koşuşturan “çünkü!”leri bir y..
- Şair, öldüğünden bir fazla dirilendir. - Yazdığım zaman geceden uyanıyor, mavi bir rüzgâra karışıyorum. Yazdığım zaman kırılıyor prangalar. Yara olmakta güzelleşiyor, merhem olmakta. ..
Hancıda hasret ayaz, Üşürken ten, İçinde demler alevi. Boğar kendini hücrelerde Sızar içinden doludizgin bin yıllık umut Bir o kadar enkaz, toz duman varken.
-Bir mektup olmak istiyordum ellerinizde; boyu, eni Ankara kadar- Ufku sizli eskizlerle dolu, narlı bir Ankara oluyordunuz. Surlarda bir akşam yanıyor, gökyüzü yanıyor, forsu sevinçle dalga..
Şiirlerim 1979 yılından bu yana yayınlanmakta. 50 ye yakın antolojide, 4 özel sayıda, edebiyat de..