Solu bu havayı, ne duyuyorsun? Ne görüyorsun? Ben söyleyeyim: yaşamı. Üşüyen bu ölüler sana yaşamı öğretecek. Ölüm yaşamın panzehiridir çünkü. Çünkü biz aslında yaşamıyoruz. Bu dolaplanmış kafalardan..
Teninin anlamsızlaştığı bu anda bir bitiş, teninin anlamsızlaştığı bu anda yeni bir başlangıç aslında bana. Tenini soyundukça ruhumdan aşk yaşlı bir büyücü tuzağı gibi ırayıp uzaklaşıyor, bitiyor ok..
İç içe geçmiş sarmal yalnıızlıklar girdabında boğulan kalabalığım, sen tüm gerçekliğinle dururken karşımda nasıl soyutlayabilirim yalnızlığımı senden ya da nasıl besleyip büyütebilirim varlığını, ke..
Zaman mı mekanı yırtıyor, mekan mı zamana sığmıyor, bu yaşam dizgisi neden hep bir dili geçmiş zamanda kalıyor? Dil mi gelişmiyor yoksa konuşmayı mı bilmiyoruz yaşamayı beceremediğimiz gibi. Her..
Yaşamak gri bir boşluk içimde, defalarca dibe vuruyorum sonra Clementine' in girdiği büyük hava balonlarıyla tekrar dünyaya dönüyorum yeniden dibe vurup çıkmak için. Boşluk önemli değil ama turuncu a..
Bu suskunluk sarmalı, bu tek kişilik çelişki, belki trajedi belki komedi, bu seneleri kendine hapseden anlar, anlara yapılan ihanetler… Her şeyin bir anlamı olmalı.Ve gerçek ya da yanılsama, ..
Zamanı boşa aldım fazla beden yakmasın diye, hayal aşağı gidiyoruz çok hayal burası, ara da sıra da gerçekliyorum hızını durdurabilmek için, ama çoğu kez koyuveriyorum kendimi bu kendi kendine akan..
Araftayım, gerçeğin ve yalanın, sevginin ve nefretin, mutluluğun ve acının, varın ve yokun, için ve dışın, girişlerin ve çıkışların, başlangıç ve bitişlerin, görünen ya da görünmeyenin tam ort..
Hedefi olmayan bir gezginci gibi, küçücük yuvasından çıkıp plasentasını arayan bir hücre, bölünmeye, çoğalmaya karşı olan serüvenci bir hücreyim.Başı boş bir ruh gibi dolaşıyorum yitik bir kent..
Kış güneşinin iki yüzlü ışıklarına aldanan bir erik ağacı gibi doğasının dışında yabancı bir mevsimde açıvermişti, çiçeklerini izleyenleri sevindiren kendini ise yok eden bu yalancı varoluşun farkınd..