Yolculuğum sırasında beni buradan oraya götüren taşıtın içindeyim. İç mekanın görüntüsünü belli belirsiz yansıtan, ayna olmaya özentili, hafif kirlenmiş camın kenarındayım ve göz bebeklerim dışa doğ..
İnsan tanışık olduğu kişilere ait anılarını yazar, o kişiye ayrılmış, özel, yalın, beyaz sayfalı bellek defterine. Defterin sayfalarında dikkatlice yazılmış notlar vardır ve o notların bulunduğu sayfa..
Kokuyordu. Sinekler uçuşuyordu. Çürümüştü ve tiksinti veren peltek bir görüntüsü vardı. Onu ellememiştim ama sanki dokunmuşum gibi bir duyguyla ürperiyordum. Avuç içimde iğrenç, yapışkan bir tabakanın..
Deniz oldum olası içimi kabartmıştır. Bulutsuz, nemli bir havada, deniz görmeyen bir coğrafyada yol alırken, onu aniden karşımda görebilme fikri, çocuksu bir coşkunun heyecanını yaşatır. Çok uzaklarda..
İçimde, belleğimde, özümde biriktirdiğim neyim varsa, bunların hepsini, benden çıkan renkli ve karmaşık sözcükler olarak okursunuz. Nedenini bilemediğim, anlam veremediğim, içimden savrulurcasına kopu..
Bireysel özgürlüklerimizin sınırlarını olabildiğince genişletme çabası, içimizde, belleğimizin derinliklerinde konumlanmıştır ve bu çaba, herhangi bir anda, belirli bir nedenle aniden açığa çıkarm..
Gün ışığı odanın içine ulaşıp, yüzümü kusursuzca aydınlattığında, gözlerim aniden açılır, belirli bir süre boyunca unutmuş olduğum tüm yaşamımı, bütün ayrıntılarıyla tekrar anımsarım. Düşsel bir mola ..
Yeri gelmişti. Sözü dolandırmaksızın gözlerinin içine fısıldadı. Parlak gün ışığı zamanını tüketmiş, yerini, soluk ay ışığına terk etmişti. Ayın üstüne gölge bulanmış, bu haldeyken görüntüsü zayıflamı..
Günün, artık güneşi özleyip de nihayet ona kavuştuğu, öncesinde yıldızların parıltılarını iyice soluklaştırarak gönülsüzce hoşça kal dediği bir saatte, o kişi, zamanının geldiğini anlar, yatakta hafif..
Geçen gün yolda yürürken Şeytan’ı gördü. Şeytan ona gözünü kırptı. Kaşlarını kaldırdı. Boyu uzun, yaşı geçkindi; güldü, ardından doygun ve yuvarlak sesiyle o kişinin yüzüne kükredi: “Hey çocuk! B..