Düş müydün, gerçek miydin? Yoksa yalnızca, Yalnızlığımın yoldaşı mı? Adı yoktu aramızda olanın. Ne sen koyabildin, ne de ben Sorduğumda ise, İtiraf bile edemed..
Yoksun yine bugün de. Tıpkı dün olmadığın gibi, Hatta var olduğun son günden, Sonraki günler gibi… Yine yoksun… Bu gün de söylemedin en güzel sözleri. Dün söylemed..
Yağmur damlaları usul usul süzülürken puslu ve kasvetli havanın ağırlığında öylesine yazıyorum bunları sana.Uykusuzluğun yorgunluğundan pes etmiş gözkapaklarım istemeyerek açılıyor bu sabah.Öy..
İçimde karanlıklara gömülü, Kanat çırpan, Sana gelmek isteyen o kadar çok sözler var ki .Karanlık hep karanlık.Bir yıldız kadar parlak, yeni ay kadar hilal.O karanlığı yırt..
Biliyor musun bi tanem senden önce de sığındığım yürekler oldu. Kimi küskün, kimi yorgun, kimi şefkatli, kimi hırçın… Ama hiç biri sen gibi kan doldurmadı avuçlarıma, buz kestirip üşütmedi ağustos sıc..
Ey gözbebeğim nerdesin? Yakınımda, üstelik çok yakınımda olduğunu bildiğim halde niye arıyorum böyle delirmişçesine seni… Kim bilir… Belki de gitmemek üzere geldiğinde ‘’gitmeliyim artı..
Hani yokken var olmak var ya,varken hiç olmadığın gibi...Yokken daha mı fazlalaşıyorsun ne?Varken hiç olmadığın kadar.Yokken daha mı çoğalıyorsun.....
Bir varmış, bir yokmuş masalımsı bu şehirde yaşayan iyi yürekli kahramana, günün birinde ''beni bana anlat'' dedim.Oturduğu koltuktan sadece başını kaldırdı, ellerimi avuçlarına aldı <..
Yıllar önce bir sonbahar günü, kalabalıklar içerisinde hemencecik seçivermiştim seni...Silüetin bile diğerlerinden ne kadar da farklı düşmüştü o an görüş alanıma.Üstelik farketmem için ses..
Düşündün mü hiç;Sen bu olağandışı tavırları sergilerken, herkesin öylesine soluduğu bu havayı, belki birilerinin küçük küçük son soluyuşlarıdır.Ne kadar isterdim biliyor musun?Seni yok..