İki dağın arasındaki dere boyunu izlerdi, etrafı harnup, pırnal ve sarı azganla sarılı keçiyolu. Odun yüklü bir eşek zor geçerdi o patikadan. Semerlenmiş eşekleri tek sıra sürerdik yokuşa, biz de o..
Evimde Türksat aracılığı ile çeşitli televizyon kanallarını izleyebiliyordum ama Fransız kanallarına erişebilmem için bir çanağa daha gereksinimim vardı. Alacaktım almasına da havalar çok sıcaktı. Kav..
Yaşlıca bir adam, pantolonunun paçasını sıvamış, deniz kenarında eğilip doğruluyor; köpüklü dalgalar, diz boyu taşların üzerinden aştığı zaman geri kaçıyor, su çekilince de işine yeniden koyuluyor..
Boğucu sıcaklar geride kalmıştı. Bazı ağaçların yaprakları sararmaya bile başlamıştı. Birkaç günlüğüne bir şair dostum gelmişti yanıma, yaz dinlencesi için. İki katlı taş evimin alt katında kalıyordu..
Aydıncık’tan İstanbul’a gitmek üzere yola çıktığımız zaman, gökyüzü masmavi, deniz de çarşaf gibiydi. Haziranın ilk haftası olmasına karşın, yaz kendini iyiden iyiye duyumsatıyordu. Bolu yakınların..
2000’ li yıllara girmek üzereydik. Anayol üzerinde yaptırmakta olduğum, çatısı sac ile kaplı, tek katlı dükkânın kabası bitmiş, ince işleriyle uğraşıyordum. Bir araba durdu. Yenikaş köyünden Tufan ..
Taçlı, taçsız rengârenk dağ laleleri bürümüş çamların dibini. Adamotları mor mor çiçeklerini açar da emzikler takmaz mı beyaz, kırmızı, mor küpelerini. Yörük Tepe’ye varıyoruz. Çan sesleri, köpek ..
Bazı yıllar taşardı, Kapız Deresi. İki kızıl kayanın arasından coşar gelirdi, bazen kış bazen bahar aylarında. Tomruk, odun, kökünden sökülmüş ağaççıklar getiren sularla çıkardı yatağından. Yıkard..
Sabahtan beri yağan yağmur durdu sonunda. Dama çıktım, çevreye bakmak için. Kara bulutlar çekip gitmiş, güneş de sıcak yüzünü göstermişti. Aşağıda deniz maviliğini kaybetmiş, kızıl deryaya dönüşmüş..
Taşmasa, Aydıncık’ta üç yüz metre rakımlı bir tepe, bir seyirlik. Karşıda, masmavi denizde küçücük adalar. Karadan denize doğru esen poyrazlı havalarda, ta uzaklarda ise Kıbrıs. Taşmasa’nın çevres..