Yirmi yaşındaki Nurten ile karşılaştım bugün. Yirmi yaşından otuz dört yaşına kadar, evinden fazla zaman geçirdiği mekanda dolaştık onunla. Gencecik, içi kıpır kıpır, yerinde duramayan, gel..
Bir zamanlar hamamlar vardı hayatımızda. Termosifonlar, şofbenler, kombiler olmadan önce. Biz çocukken. Çocukluğumun sokağı Gümüş Arayıcı'daki müstakil evimizde bunların hiç..
Dünkü yazımda, sadece kitaplık kaldı yeni evimde yerleştireceğim demiştim. Akşamları yavaş yavaş diziyorum raflara. Ama bu akşam hiç bir şey yapamadım, çünkü kolilerden birinin içinde öyle bir şeye..
Çocukken insanın algıları ne kadar farklı oluyor. Yaş mesela; ben çocukken bugünkü yaşıma geldiğimde unumu eleyip eleğimi de duvara asmış olacağımı düşünürdüm:) Mutlaka evlenecektim..
Hatırladığım en eski şey dört yaşıma dayanıyor, erkek kardeşimin doğumuna. Gümüşarayıcı Sokak'taki iki katlı, bahçeli müstakil kira evimizde alt kattaki oturma odasındayız. Odanın ortasında..
Karşı cins için ne zaman adı aşk olan hisler duymaya başlar insan? Aşk meşk ilişkilerine kaç yaşında başlanır ya da yaşı var mıdır bu işlerin? Altı yaşındaydım, sokağımızda arkadaşı..
Hâlâ Gümüşarayıcı sokaktaki o ahşap evdeyiz. Hayatımın en mutlu günlerini geçiriyorum, o zaman farkında değilsem de. Hafta içi sabahları erkenden yola düşüyoruz kız kardeşimle, anne..
Vermut diye bir içki duydunuz mu hiç? Bana hep şiirli gelmiştir bu içkinin ismi. Tadını ise hiç bilmem, içmedim. Öyleyse nereden çıktı şimdi bu vermut değil mi? Çocukluğumun..
Annem çalıştığı için uzunca bir süre babaannem baktı kardeşlerim ve bana. 2000 yılının mayısında seksen yaşını geçerken öldüğüne göre o zamanlar elliyi biraz geçmişti galiba. Fakat babaanne..
Bizim çocukluğumuz mektup çağıydı. İnternet hayal bile edilemediğinden, telefon ise çok az evde, o da ancak şehirlerde bulunduğundan, insanlar uzaktaki akraba, eş-dost ve arkadaşlarla mektup aracıl..