Anlatabilir miyim?... Bilmiyorum…Yazabilir miyim? Bilmiyorum… Yazmak zorunda olduğumu biliyorum, sadece o kadar.Web de uzun yazılar okunmaz; kısa bir yazı da onu anlatamaz…Sadece ona karş..
İlkokul birinci sınıftaydık farklı sınıflardaydık. Okulumuz o şehrin en varlıklı ailelerinin çocuklarının da devam ettiği bir okuldu. İçimizde en cesaretli olan oydu. Sürekli bana sataşan, horlayan ço..
Ağlar mıydı? Bilmiyorum; ağladığını hiç görmedim… Güldüğü anlar olurdu elbet; en çok gözlerinin içi gülerdi; Eşek kadar güzel gözlüydü ve eşek gözlüydü…“Katıla katıla gülme”nin yabancı tanığıydı o. Gü..
Kayıp ve Suçlu (4) Sümer Ezgü ve o aynı kişiye baba derdi; ama kardeşi değildi. Ben, biz, o hepimiz Sümer Ezgü ile aynı kişiye baba derdik; aynı kişiye aynı sözcükle hitap etmekten öte yakı..
Kayıp ve suçlu (5)Sait Faik’in Medarı Maişet Motoru (Birtakım İnsanlar), öyküsünü bilirsiniz; yanlış anımsamıyorsam bu öyküsünde, öykünün kahramanı verimsiz taşlık dağ eteği araziyi, emeğini ha..
Kayıp ve suçlu (6)Ne kadar da güzel elbiseleri vardı ve ne ciciydi; ve de kendilerinindi.Bizim kendimize ait elbisemiz hiç olmadı… Yanılmıyorsam pazar günleri banyo günümüzdü; ne olursa ol..
Kayıp ve Suçlu (7) Anımsadığım 1973 yılıydı, Türkiye’ ye yeni başlayan tv yayınları nedeniyle televizyon gelmişti, çok lüks bir araçtı ve statü göstergesiydi; öylesine ki, şehir merkezinde,..
Bloklarda yemek yazılarını okudukça…1975 yılı Eylül ayıydı. Yaz tatili izninden yeni dönmüştüm; okulların açılmasına az bir zaman kalmıştı. Yaz güneşi alıp başını gitmemişti henüz. Sabah kahvaltıs..