Işık olmasaydı, gölge olur muydu? Hayır, olmazdı. Bu yüzden korkmamalı gölgeden; gölgede kalmaktan ya da bir düşüncenin gölgesinde düşünmeye çalışmaktan. Çünkü, gölgesinde de kalsanı..
Delikanlı mizahı “matrak” olarak anlıyor… Önüne konan “ıslatılmış” argoya kırılıyor gülmekten… Ve halinin trajedisinden habersiz, kıkırdıyor haykıra, tıksıra… Komik! Genç kızımız, naz..
Türkçesi, orta 2’den terk… Lehçesi, Orta-Ege-trak… İmlası, üslubu, düzeyi: Biraz falan, biraz filan! Bilgi birikimi, Larousse’a, La-Rus diyenlerin kıyısında dingildiyor. İş..
Bir daireye teğet geçen bir doğru, değme noktasını dairenin merkezine bağlayan yarıçap ile 90 derecelik bir açı yapar. Siz isteseniz de bu böyledir… İstemeseniz de. Bu noktada önemli olan, ..
Bugünün genci, tüketim toplumunun pazaryerinde yetişti… Bugünün genci, televizyon ekranı ile bilgisayar ekranı arasındaki boşlukta eğitildi. Televizyonu, boş zamanların boşa geçirme aygıt..
İnsanoğlu niçin böyle? Niçin bazı “insan kardeşlerimiz”in omurgası bu ölçüde yumuşak yaratılmış? Rüzgarın estiği her yöne rahatlıkla bükülüp, her çeşit rüzgardan “nem” alabilsin, diye mi?...
Hayat, kader ismi verilen bir elekten geçiriyor hepimizi, yerleştiriyor günün, haftanın, ayların içine... Yıllar böyle geçiyor ve insan, sanki “kendi kaderini tayin hakkı”ndan istifa etmiş g..
Demek, dünya bu kadar küçük… Demek, sirke bu kadar keskin… Ve demek ki, “mahlûkat psikolojisi” bu ölçüde küflü ve kir pas içinde… Üstelik acı!.. Mahlûkatın fizyonomisi bu denli pürüz..
Bir arkadaşım vardı, yoğun çalışmalarının ardından ellerini iki yanına açar ve yorgun bir yüzle; - Yakıt bitti, derdi… Yakıt bitti, derdi… Ve eline bir kitap alır, hummalı bir biçimde ke..
İnsanın ruhu gibi beyni de gıdasız kaldı mı, çelimsiz ve biçare bir cılızlığa doğru yol alıyor [ağır ağır]… Ve çoğu zaman kendisini açıkça ortaya koymadan yavaş ve sinsi adımlarla devreye giriyo..